Elazığ Sivrice’de Deprem

Elazığ Sivrice’de Deprem

Elazığ Sivrice’de Meydana Gelen Depremde Hayatını Kaybeden Vatandaşlarımıza Allah’tan Rahmet, Yakınlarına Başsağlığı, Yaralı Vatandaşlarımıza Acil Şifalar Dileriz.

Elazığ Sivrice'de Deprem

Elazığ Sivrice’de Deprem

Elazığ Sivrice’de Deprem

Türkiye, dün akşam saat 20.55’te Elazığ’dan gelen son dakika deprem haberiyle sarsıldı. Kandilli verilerine göre, deprem 6.8 büyüklüğünde meydana geldi. Kilis’ten Samsun’a Irak’tan Suriye’ye kadar çok büyük bir bölgede hissedilen deprem, Elazığ ile Malatya’da yıkıma neden oldu. Depremde ilk belirlemelere göre 22 kişi hayatını kaybederken, 1030 kişi de yaralandı. Deprem sonrası 97 artçı deprem kaydedildiği bildirildi. Deprem sonrası Elazığ’a giden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Elazığ’da meydana gelen depremin ardından açıklamalar bulundu.

Elazığ Sivrice'de Deprem

Elazığ Sivrice’de Deprem

Elazığ dün 6.8 şiddetindeki depremle sarsıldı. Dün saat 20.55’teki depremin merkezi Sivrice ilçesi olarak açıklandı. Kandilli Rasathanesi depremin büyüklüğünü 6.5, derinliğini ise 5 km olarak açıklarken AFAD depremi 6.8 büyüklüğünde ve yerin 6.7 km altında olarak açıkladı. Deprem Malatya, Diyarbakır, Tunceli, Mardin, Bingöl, Bitlis, Suriye ve Irak’tan hissedildi. Vatandaşlar depremle beraber panik halinde evlerinden sokaklara çıktı. Bu depremden sadece 13 dakika sonra 5.4, saat 21.17’de 5.1 büyüklüğünde artçı sarsıntılar kaydedildi.

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA DUYURULAR

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Misak-ı Milli 100’üncü Yılı Milli Yemin, Ulusal Ant

Misak-ı Milli 100’üncü Yılı

Misak-ı Milli 100'üncü Yılı

Misak-ı Milli 100’üncü Yılı

Misak-ı Milli 100’üncü Yılı

28 Ocak 1920, Türkiye Cumhuriyeti sınırlarının belirlendiği “Misak-ı Milli” (Milli Yemin, Ulusal Ant)’nin kabul edilişinin 100’ncü yıldönümü.

Misak-ı Milli, tam bağımsız bir devlet kurmak üzere harekete geçmiş olan Türk Milleti’nin birlikte yaşamak üzere anlaştıkları şartları içeren bir sosyal mukaveledir. Misak-ı Milli, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtuluşunda, kuruluşunda ve bağımsızlığında önemli rol oynayan tarihi bir olgudur.

Atatürk’ün çabaları ile toplanan ve Osmanlı Devleti’nin toparlanma uğraşını simgeleyen Mebusan Meclisi, 12 Ocak 1920’de son kez toplanmış ve Misak-ı Milli’yi 28 Ocak 1920’de oy birliği kabul etmiştir. Milli Mücadele döneminde ülke topraklarını milli sınır olarak belirleyen 6 madde içeren bir beyannameden oluşmuştur.

Misak-ı Milli kararları, 17 Şubat’ta Meclis’te kabul edilip dünyaya ilan edilmesi ile milli tarihe mal edilmiş ve 18 Temmuz 1920’de TBMM’de bağlılık yemini edilerek yinelenmiştir. Misak-ı Milli, Milli Mücadele’nin başlangıcında ortaya çıkmış ve önsözü olarak adlandırılmıştır.

Milli Mücadele’nin diplomatik belgesi

Misak-ı Milli Haritası

Misak-ı Milli Haritası

Milli Mücadele’nin diplomatik belgesini, dayanağını ve fiziki hedefini teşkil etmiş, hem önemli olayların sonucu hem de bir devrimin başlangıcı olmuştur. Milli Mücadele’nin hedefi, yöntemi ve planlarının ana hatlarını çizen Misak-ı Milli’nin temeli, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde benimsenen ilkelere dayalı Türk ulusunun birliği, yurdun bütünlüğü ve gelecekteki güvenliği ile ilgili gelişmesini amaçlayan kararları oluşturmuş ve milletin gerçekleştireceği yeni Türkiye Cumhuriyeti devletinin temeli atılmıştır.

I.Dünya Savaşı’nda üstünde türlü oyunlar oynanan, toprakları paylaşılan, bağımsızlığını kaybeden Osmanlı Devleti, Mondros Ateşkes Antlaşması’na rağmen işgaller devam etmiştir. İtilaf Devletleri, artık iyice zayıflamış olan imparatorluk üzerindeki gizli planlarını uygulamaya koymuştur.

Emperyalistlerin Ortadoğu Hayalleri

Dün olduğu gibi bugünde Rusya’nın sıcak denizlere inme hedefi, Boğazlar ve İstanbul egemenliği isteği; İngiltere ve Fransa’nın Orta Doğu hayalleri; İtalya ve Yunanistan’a vaat edilen Ege toprakları işgal devletlerinin sürekli gözlemi altında olmuştur. Yönetimde oluşan otorite boşluğu, dışarıdan müdahaleler, halkın içinde bulunduğu yoksulluk ve bitkinlik, sonun başlangıcının işaretini oluşturmuştur.

İzmir’in işgali ve diğer devletlerle yapılan görüşme sonuçlarının Osmanlı Devleti’nin aleyhine olması nedeniyle Anadolu halkının bağımsızlık hareketine destekleri artmıştır. Misak-ı Milli’nin hazırlanması için Mustafa Kemal Atatürk, Ankara’ya gelişinin ertesi günü 28 Aralık 1919’da şehrin ileri gelenleri ile görüşmeler ve 1920 başlarında çeşitli toplantılar yapmıştır.

Bu toplantılar, Milli Mücadele’nin hazırlığı niteliğinde olan kararların belirlenmesi için oldukça önemli bir yere sahip olmuştur. Toplantılarda; “Wilson Prensiplerinin” Osmanlı Devleti için önerilen 12.Maddenin gerçekte Türkiye’nin durumu bakımından kabul edilebilir nitelikte olduğu belirtilmiş, benimsenmesi ve gerçekleştirilmesi gereken sınırların 30 Ekim 1918 Mondros Antlaşması’ndaki sınırlar olduğu ifade edilmiştir.

Misak-ı Milli’ye giden süreç, Osmanlı Hükümeti’nin 11 Eylül 1919’da genel seçim kararı alması ile başlamıştır. Bu bağlamda, şehirlerde “Kuvayı Milliye” adı altında oluşturulan bağımsızlık hareketi içerisinde olan milletvekilleri, toplanacak meclis için seçilmiştir. Atatürk, Erzurum milletvekili seçilmiş, ancak toplantıya İstanbul’un İngilizlerin işgali altında bulunduğundan güvenlik nedeniyle katılmamıştır.

Toplantı öncesi bazı kararların alınması için seçilen milletvekilleri Aralık 1919 ve 3 Ocak 1920’den itibaren Ankara’ya gelerek Atatürk ve Heyet-i Temsiliye üyeleri ile görüşmüş, kendilerine yapılması gereken hareket tarzları ve yöntemler anlatılmıştır.

Onlardan milli teşkilata ve millete dayanarak oluşturulacak, milletin kutsal gayelerini cesaretle dile getirecek ve mecliste direniş hareketlerini temsil edecek “Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Grubu” teşkil etmelerini ve Sivas Kongresi’nde kesinleşen “Misak-ı Milli” esaslarını savunmalarını ve kabul ettirmelerini, kendisinin Meclis Başkanlığına seçilmesi için teklif etmelerini istemiştir. Bildiri metni yapılan bu görüşmeler sonucunda kaleme alınarak son şekli verilmiştir.

Atatürk, Ocak 1920’nin başlarında Muallim Mektebinde Ankara’nın ileri gelenlerine yaptığı ilk konuşmada; “Milli teşkilatımızın izlediği gaye, vatanı parçalanmaktan ve milleti esaretten kurtarmaktır. Ama ondan sonra da pek mühim bir millet ve vatan vazifemiz vardır. İç işlerimizi ve hallerimizi ıslah ederek, medeni milletler arasında faal bir uzuv olabileceğimizi fiilen ispat etmek lazımdır.

Bu gayede muvaffak olmak için ise siyasi mesaiden ziyade, içtimai mesaiye ihtiyaç vardır. Efendiler ümit ederim ki, elverişli bir sulh elde edildikten sonra durumumuz, iyi idare edilirse, eski sınırlarımız içindeki vaziyetimizden daha iyi olur”. Misak-ı Milli hedefini belirlemiştir. 11 Ağustos 1921’de yazar Laurence Shaw Mocre ile yaptığı söyleşide; “Biz barış taraftarıyız. Biz hakkımızdan olandan fazlasını istemiyoruz. Yalnızca anavatanın düşman işgalinden kurtulmasını ve kendi kaderimizi tayin etmek hakkını istiyoruz, yani bağımsızlık istiyoruz.

Milli Misak, halkımızın hakkı olan bir belgedir ve halkımız bu belgede yazılı olan haklarını almak için and içmiştir”.sözü ile ezilmeyen ve yenilgiyi kabul etmeyen umutlu bir liderin uzak görüşlülüğü, uzun vadeli gelecek hesapları, stratejik seziş ve kararların işareti ve kararlılığı ortaya konmuştur.

Mebusan Meclisi Toplantısında Alınan Kararlar;

Maddeler

Madde 1– Osmanlı Devleti’nin, özellikle Arap çoğunluğunun yerleşmiş olduğu, 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması‘nın imzalandığı sırada düşman ordularının işgali altında kalan kesimlerin (Hatay ve Musul bölgesi Türk egemenliği altında) geleceğini, halklarının serbestçe açıklayacakları oy uyarınca belirlenecektir. Din, soy ve amaç birliği bakımından birbirine bağlı olan, karşılıklı saygı ve özveri duyguları besleyen, soy ve toplum ilişkileri ile çevrelerinin koşullarına saygılı Osmanlı İslam çoğunluğunun yerleşmiş bulunduğu kesimlerin tümü, ister bir eylem, ister bir hükümle olsun hiç bir nedenle birbirinden ayrılamayacak olan Ulusal sınırlar içindeki Türk vatanı bir bütündür ve kesinlikle parçalanamaz.

Madde 2– Halkı özgürlüğe kavuşunca, oylarıyla anavatana katılmış olan üç il (Elviye-i Selase dâhilinde bulunan Kars, Ardahan ve Batum) için gerekirse yeniden halkın serbest oyuna başvurulmasına gidilecektir.

Madde 3– Türkiye ile yapılacak barışa kadar ertelenen Batı Trakya’nın hukuksal konumunun belirlenmesi de, halkının özgürce yapacağı oylamaya göre belirlenecektir. Yine, Arap topraklarının geleceği burada yaşayan halkın vereceği oylar ile belirlenecektir.

Madde 4– İslam Halifeliğinin, Yüce Saltanatın merkezi ve Osmanlı Hükümetinin başkenti olan İstanbul kenti ile Marmara Denizi’nin güvenliği her türlü tehlikeden uzak tutulması ile ilgili önlemler alınacaktır. İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nın güvenliğinin sağlanması şartı ile Boğazların dünya ticaret ve ulaşımına açılması konusunda, bizimle birlikte öteki tüm devletlerin oybirliği ile verecekleri karar geçerli olacaktır.

Madde 5– Ülkemizde yaşayan Hıristiyan ve diğer azınlıklara, komşu diğer ülkelerde Müslümanlara tanınan haklardan fazlası verilemeyecektir. Müslümanların kullandığı haklar ile bu azınlıkların hakları eşit hale getirilecektir.

Madde 6– Ulusal ve ekonomik gelişmemize olanak sağlamak amacıyla mali, idari ve siyasi yönden milli ve ekonomik gelişmemizi engelleyen sınırlamalar (Kapitülasyonlar) kesinlikle kabul edilemeyecektir. Çünkü: ‘‘Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette siyasî, malî, ekonomik, adlî, askerî, kültürel vs. her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımızın herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, millet ve memleketin gerçek manası ile bütün bağımsızlığından yoksunluğu demektir”. Tam bağımsız bir devlet hedeflenmiştir. Askeri, ekonomik ve siyasi bağımsızlıktan ödün verilmeyeceği belirtilmiştir.

Misak-ı Milli, Mondros’a bir tepki

Misak-ı Milli, Mondros’a bir tepki ve bu ateşkes hükümlerinin zorla imzalatılmış olmasına karşın kabul edilmediğinin ilanı olmuştur. Kabul edilen 6 maddelik beyanname, Milli Mücadele’nin iç ve dış ilkelerini kapsamıştır. İşgalin ve yabancı boyunduruğunun kabul edilmeyeceğini göstermiştir.

Uzun süredir egemen olan ümmetçilik anlayışının yerini ulusçuluk anlayışı almıştır. Yıllardır büyük bir sorun olan kapitülasyonlara Millet Meclisi ilk kez büyük ve sert bir tepki göstermiştir. Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde alınan “Milli sınırlar içerisinde vatan parçalanamaz bir bütündür” kararı ile Türk vatanın sınırları çizilmiş ve Milli Mücadele’nin ana ruhu oluşturulmuştur.

Türk dış politikasının hedefleri belirlenmiş, devletin bağımsızlığı, milletin geleceği ve devamlı bir barışın sağlanması için yapılabilecek en son fedakârlıklar tespit edilmiştir. Londra Konferansı’nda ilk defa dünyaya duyurulan bu bildiri ile Türkiye Cumhuriyeti ve bağımsızlığı diğer ülkeler tarafından tanınmış ve kabul edilmiştir.

Türkiye’nin Sınırları

Atatürk, yayılma değil savunma siyasetiyle; “I.Dünya Harbi’nin sonuçları, devletimizin bir takım fedakârlığa katlanmasını zorunlu kılıyor. Buna göre devlet için millî, yeni bir sınır kabul ettik. Mütareke imzalandığı gün ordularımız fiilen bu hatta hâkim bulunuyordu. Bu sınır, İskenderun Körfezi güneyinden Antakya’dan Halep ile Katma İstasyonu arasında Cerablus Köprüsü güneyinde Fırat Nehri’ne kavuşur. Oradan Deyr-i Zor’a iner; Daha sonra doğuya kıvrılarak Musul, Kerkük, Süleymaniye’yi içine alır.” yeni sınırların ancak bu şartlarda çizilebileceğini belirtmiştir.

Yazının Devamı

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA DUYURULAR

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

İstanbul Bülteni Ocak 2020 İstanbul Kart Beltur’da

İstanbul Bülteni Ocak 2020

İstanbul Bülteni Ocak 2020

İstanbul Bülteni Ocak 2020

İstanbul Bülteni Ocak 2020

Değerli İstanbullular,

Güzel İstanbul’umuza metro hatları, yüzlerce kreş, kütüphane, spor mekanları, meslek kazandırma ofisleri başta olmak üzere yeni ve kalıcı eserler katmak için büyük bir enerjiyle çalışıyoruz. Altı ayda yaptıklarımızla, bu yolda ilk sonuçları almaya, İstanbul’u ayağa kaldırmaya başladık.

Bu sürede başardıklarımızın kısa bir özetini elinizdeki dergide bulacaksınız. Bundan sonra da İstanbul’a, doğru, akıllı ve kalıcı çözümler üretmek için aynı yolda ve daha hızla yürümeye devam edeceğiz. Biliyorsunuz, sizlerle her şeyi paylaşacağımı; kapalı kapılar ardında karar almayacağımı, bir avuç insan için değil, 16 milyon için çalışacağımı defalarca dile getirdim.

Bunları söyleyerek sizden yetki aldıysam ve İstanbul’a hizmet etme onuruna ulaştıysam elbette, sözüme uygun davranacağım. Bizlere dayatılan Kanal İstanbul Projesi’nin akla, mantığa, 16 milyonun refahına, ekonomisine; ülkemizin ve İstanbul’umuzun güvenliğine uyan tek bir tarafı yoktur.

Kanal İstanbul

O yüzden bu kadim şehre, tarihin en büyük hançerini vuracağı aşikâr olan Kanal İstanbul Projesi’nde gerçekleri anlatmaya başladım. O yüzden, “Sus otur yerine” denmesini dikkate almıyorum. O yüzden, herkesi konuşmaya, her İstanbulluyu Kanal Projesi’ne itiraz etmeye çağırıyorum.

İstanbul Bülteni Ocak 2020

İstanbul Bülteni Ocak 2020

Çünkü; eğer bu proje yapılacak olursa İstanbul’un su kaynakları yok edilecek… Deprem riski, tarihte olmadığı kadar tetiklenecek… İstanbul’un doğası, ‘yine rant, yine rant’ denerek, katledilecek… Hem 16 milyon İstanbullunun hem de 82 milyon vatandaşımızın sırtına yeni ve ağır vergiler yüklenecek. Balığına, kuşuna; çamına, bitkisine sahip çıkmadan bu kenti yaşatamayız. Çocuklarımız ve torunlarımız için yaşanabilir bir halde bırakamayız. Bu Proje, kentin tarihi birikimini yok edecek, ölülerini dahi mezarlarından başka yere taşımaya neden olacak, şehrimizde huzur bırakmayacak.

Değerli hemşerilerim, Böylesi projeler, yıllarca toplumun önünde ve tüm bileşenlerle tartışılması gerekirken, kararlar kapalı kapılar ardında alındı. Bizlerin, üniversitelerin, bilim insanlarının, ilgili kurum ve kuruluşların, STK’ların sesine kulak verilmedi. Eski bildiğimiz anlayışla ‘Ben dedim, ben karar verdim; oldubitti’ dendi.

Bu nedenle de diyorum ki, bu kentin kaderi bir avuç insanın değil, hepimizin elinde olmak zorunda. İsraf düzeninin değil, İstanbul’un kazanması için hiçbir çabayı esirgememeliyiz. Canımızı, malımızı, geleceğimizi korumak için bu projeye karşı sesimizi yükseltmeliyiz. Hep birlikte konuşmalı ve bu cinayet projesinin yapılmasına karşı çıkmalıyız.

Dün söylediğim gibi bugün de söylüyorum… Söz konusu İstanbul olduğunda, biz asla susmayacağız. Gerçekleri, sadece gerçekleri bütün çıplaklığı ile 16 milyonla paylaşmayı sürdüreceğiz. Çabamız, bu kentin çocukları, bu kentin gençleri, bu kentin kadınları… Onlar için sessiz kalmayacağız. Bu kentin yeni yönetimi bundan böyle, susup oturmayacak; küçük bir çıkar grubu için değil 16 milyonun hakkı için çalışacak.

Hepinizin yeni yılını en içten duygularımla kutluyor, yeni yılda sağlık, mutluluk ve en büyük başarılarla buluşmanızı temenni ediyorum.

İstanbul Bülteni Ocak 2020

İstanbul Bülteni Ocak 2020

İstanbul Bülteni Ocak 2020 PDF

İBB Bültenler

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA DUYURULAR

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Koli Bandı Kampanya 45×100 bant 3.29 TL

En ucuz koli bandı fiyatları bizde. Bu ekonomik durgunlukta, İhracat yapın, satış yapın… Koli yapın, ürünlerinizi kolileyin..

Koli Bandı Kampanya

Koli Bandı 3.29 TL

Koli Bandı 3.29 TL

Koli Bandı 45×100  3.29 TL+KDV

Fiyat Sorunuz

Şaşıracaksınız ama gerçek…

En ucuz koli bandı fiyatları bizde.
Bu ekonomik durgunlukta, İhracat yapın, satış yapın…
Koli yapın, ürünlerinizi kolileyin..

Dert etmeyin, Dolara inat, Solin Ambalaj yanınızda….

Perpa Ticaret Merkezi A Blok, Kat:5 No:160 Şişli, İSTANBUL

Koli Bandı ve diğer ambalaj malzemelerimiz hakkında detaylı bilgi için

www.solinambalaj.com.tr

Koli Bantları

Telefon 

(0212) 220 55 62

(0212) 220 55 63

Fax

(0212) 220 55 61

Koli Bandı

Koli bandı, Paketleme aşamalarında yardımcı bir ambalaj malzemesi gibi görülsede aslında koli bandı bir yardımcı malzemeden çok ana malzeme görevi görür çünkü ambalajladığınız ürünleriniz ulaşacağı en son noktaya kadar bir çok el değiştirir ve kullanmış olduğunuz koli bandı’nın kaliteli olması ürünlerinizin açılmasını önler ürünlerinizin emniyetli bir şekilde açılmadan ve de sorunsuz bir şekilde varacağı yere kadar ürünlerinizi emniyet altında tutar.

Ambalaj ve paketleme ürünleri İhtiyaçlarınıza yönelik çözümler sunan Solin Ambalaj; kaliteli malzeme, ürün garantisi, uygun fiyatlar ve %100 müşteri memnuniyeti anlayışıyla hizmet ve ürünlerini sunmaktadır. 10 yılık sektör bilinci ve kaliteye verdiğimiz önemle ambalaj malzemeleri konusunda kalitesini kanıtlamış, sizleri kaliteyle uygun fiyatlara buluşturuyor!

Ambalaj malzemeleri denildiğinde aklınıza gelen; Baskılı – Baskısız Koli Bandı

Koli Bandı

Çift Taraflı Bant

Maskeleme Bantları – Kağıt Bantlar

Streç Film

Baskılı – Baskısız Poşetler

Jelatin Poşet

Balonlu Naylon

ürünlerini siz değerleri müşterilerimize en uygun fiyatlarla ve ödeme seçenekleriyle sunmaktayız.

İhtiyaçlarınıza özel fiyatlarımızı görmek, ürünlerimizi incelemek için bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Koli Bandı

Müşterilerimizin beklentilerini istikrarlı kalite anlayışı ile karşılayarak değer yaratmayı esas alan kurumsal yapımız müşteri odaklı çalışma stratejimiz ve rekabetçi büyüme potansiyelimiz ile en iyi şekilde değerleri yönetmek. Müşteri memnuniyetini ön planda tutmak ve mükemmelleşme anlayışını esas alarak, insana, doğaya, çevreye duyarlı ürünlerin imalatını gerçekleştirmek.

Solin Ambalaj olarak; Türkiye’de ve uluslararası boyutta kalite, fiyat, verimlilik açısından sektöre yön veren işletme seviyesine gelmek, müşteri memnuniyetini en ön planda tutarak ve sürekli gelişme göstererek ambalaj sektöründe lider konuma gelmek.

Bant, koli bandı günlük hayatımızda yeri asla değişmeyecek; tamirattan, tadilata, paketlemeden, günlük kullanıma kadar her alanda yardımcımız olmuştur. Koli bandı istisnasız her firmanın kullandığı paketleme bileşenlerinden birisidir. Dolayısıyla sektörlerdeki ihtiyaç da buna bağlı olarak çok fazladır. Bantın kullanım alanı olan her yerde kuşkusuz başka bir yardımcı ürün kullanılamaz. Bu da ev için bile olsa dahi; tüketiminin çok fazla olduğu anlamına gelmektedir. Solin ambalaj olarak gerek kurumsal, gerekse daha küçük ölçeklerde ürün temini sağlamaktayız.

Koli Bandı

Bant Çeşitleri

Koli bandı çeşitleri ve bant çeşitleri olarak iki grupta incelemek gerekmektedir. İlk olarak akla baskısız bant gelse de; yine de kurumsal firmaların tercihi genelde baskılı bant grubundan, baskılı koli bandı olmaktadır. Çünkü firmaların kurumsal yapısına uygun ürünlerdir. Ayrıca çift taraflı bant, maskeleme bandı olarak yine bant grubuna dahil olan ürünler mevcuttur ve kullanım alanları oldukça geniştir. Çeşitlerin size sağladığı faydaların yanında ürün gruplarımıza da göz attığınızda göreceğiniz üzere; her boy ve ebatta bant çeşidi bulunmakla beraber, hızlı bir şekilde talebinizin karşılanması da tarafımızdan sağlanmaktadır. Tüm ambalaj ürünü talepleriniz için bize güvenebilirsiniz…

Koli Bandı

Çift taraflı bant her geçen gün talebi artan yardımcı bir üründür. Sabitleme, yapıştırma, asma ve dekor amaçlı kullanımların hepsine uygundur. iki yüzeyinin de yapışkanlı olmasının günlük kullanımda kullanıcılara oldukça fayda sağlaması söz konusu olduğundan ihtiyaç duyulan özel bir üründür.Çift taraflı bantlar farklı iki yüzeyin birbirine yapıştırılması ve birleştirilmesi gibi işlemler için son derece uygundur.

100x100-

ÇİFT TARAFLI BANT ÇEŞİTLERİ

Çift taraflı bant çeşit olarak olmasa da ebat olarak çeşitleri olan bir üründür. Önemli olan kullanıldığı alandaki mukavemetidir. Genelde iki yüzeyin birleştirilmesi için kullanıldığından sağlamlık ve yapıştırıcı kuvveti son derece önemlidir. ebatlar ve bilgiler için mağazamıza göz atabilirsiniz…

ÇİFT TARAFLI BANT FİYATLARI

Çift taraflı bant fiyatlarının ürünün kalitesiyle doğru orantılı olması ve gerçekten değerli bir yardımcı ürün olmasından dolayı piyasada fiyat/kalite anlamında oldukça değişken fiyatlar söz konusudur. En kaliteli ürünleri en uygun fiyata Solin Ambalaj olarak sunmaktan son derece memnunuz. Müşterilerimizin de kalitemiz konusunda bizi tercih etmelerinin haklı gururunu yaşamaktayız.fiyatlar ve diğer ürün grupları içim bize ulaşabilir, Mağazadan ürünlerimize göz atabilirsiniz.

Koli Bandı

Maskeleme bandı genelde yardımcı ürünler olarak kullanılmaktadır. Kullanılacak bölgeye istendiği gibi uygulanabilen ve yapışma özelliği ihtiyaca yönelik olduğundan kullanım sonrasında çok kolay bir şekilde uygulandığı bölgeden sökülebilir. Maskeleme bandı ihtiyacınızı talepleriniz doğrultusunda en kaliteli ve hızlı bir şekilde karşılamak için tüm ürün grupları için hizmetinizdeyiz.

Kaydırmaz Bant

MASKELEME BANDI ÇEŞİTLERİ

Maskeleme bandı çeşitleri ebat ve renk olarak farklılık göstermektedir. Piyasada bulunan bir çok farklı maskeleme bandı çeşitleri kalite olarak kullanıcıları zor durumlarda bırakabilir. Genelde bu tarz ucuz kaliteli çeşit ürünler beklendiği gibi olmamasının yanında, amacına yönelik kullanımda bile sorun yaratabilmektedir. Dolaysıyla ürünün kalite anlamında işinize en fazla fayda sağlayacak ürün kalitesine yönelmeniz daha faydalı olacaktır.

Koli Bandı

MASKELEME BANDI FİYATLARI

Maskeleme bandı fiyatları yine bahsettiğimiz gibi ürünün kalitesi ve ebatlarına göre farklılık gösterebilmektedir. Önemli olan sizin hangi ürünü kullanmayı tercih edeceğinizdir. Biz Solin ambalaj olarak sunduğumuz tüm ürünlerde yapışma ve kalite anlamında ürünlerimize son derece güveniyoruz. Kaliteyi uygun fiyatta almak herkesin sahip olması gereken bir imkan olması düşüncesiyle ürünlerimizin her biri kendine özel sertifikası ile birlikte yazan özelliklerini taşıma garantisi vermektedir. Dolayısıyla ihtiyacınız olan ürünler için sadece ürünlerimizi incelemek ve sipariş vermeniz yeterlidir.

Koli Bantları

BANT ÇEŞİTLERİ

E-Mail

info@solinambalaj.com.tr

Telefon 

(0212) 220 55 62

(0212) 220 55 63

Koli Bandı Kampanya

Koli Bandı

Koli Bandı 45×100  3.80 TL+KDV

Fiyat Sorunuz

Şaşıracaksınız ama gerçek…

En ucuz koli bandı fiyatları bizde.
Bu ekonomik durgunlukta, İhracat yapın, satış yapın…
Koli yapın, ürünlerinizi kolileyin..

Dert etmeyin, Dolara inat, Solin Ambalaj yanınızda….

Perpa Ticaret Merkezi A Blok, Kat:5 No:160 Şişli, İSTANBUL

Koli Bandı ve diğer ambalaj malzemelerimiz hakkında detaylı bilgi için

www.solinambalaj.com.tr

Koli Bandı

Telefon 

(0212) 220 55 62

(0212) 220 55 63

Fax

(0212) 220 55 61

Koli Bandı

Koli bandı, Paketleme aşamalarında yardımcı bir ambalaj malzemesi gibi görülsede aslında koli bandı bir yardımcı malzemeden çok ana malzeme görevi görür çünkü ambalajladığınız ürünleriniz ulaşacağı en son noktaya kadar bir çok el değiştirir ve kullanmış olduğunuz koli bandı’nın kaliteli olması ürünlerinizin açılmasını önler ürünlerinizin emniyetli bir şekilde açılmadan ve de sorunsuz bir şekilde varacağı yere kadar ürünlerinizi emniyet altında tutar.

Ambalaj ve paketleme ürünleri İhtiyaçlarınıza yönelik çözümler sunan Solin Ambalaj; kaliteli malzeme, ürün garantisi, uygun fiyatlar ve %100 müşteri memnuniyeti anlayışıyla hizmet ve ürünlerini sunmaktadır. 10 yılık sektör bilinci ve kaliteye verdiğimiz önemle ambalaj malzemeleri konusunda kalitesini kanıtlamış, sizleri kaliteyle uygun fiyatlara buluşturuyor!

Ambalaj malzemeleri denildiğinde aklınıza gelen; Baskılı – Baskısız Koli Bandı

Koli Bandı

Çift Taraflı Bant

Maskeleme Bantları – Kağıt Bantlar

Streç Film

Baskılı – Baskısız Poşetler

Jelatin Poşet

Balonlu Naylon

ürünlerini siz değerleri müşterilerimize en uygun fiyatlarla ve ödeme seçenekleriyle sunmaktayız.

İhtiyaçlarınıza özel fiyatlarımızı görmek, ürünlerimizi incelemek için bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Koli Bandı

Müşterilerimizin beklentilerini istikrarlı kalite anlayışı ile karşılayarak değer yaratmayı esas alan kurumsal yapımız müşteri odaklı çalışma stratejimiz ve rekabetçi büyüme potansiyelimiz ile en iyi şekilde değerleri yönetmek. Müşteri memnuniyetini ön planda tutmak ve mükemmelleşme anlayışını esas alarak, insana, doğaya, çevreye duyarlı ürünlerin imalatını gerçekleştirmek.

 

Solin Ambalaj olarak; Türkiye’de ve uluslararası boyutta kalite, fiyat, verimlilik açısından sektöre yön veren işletme seviyesine gelmek, müşteri memnuniyetini en ön planda tutarak ve sürekli gelişme göstererek ambalaj sektöründe lider konuma gelmek.

 

Bant, koli bandı günlük hayatımızda yeri asla değişmeyecek; tamirattan, tadilata, paketlemeden, günlük kullanıma kadar her alanda yardımcımız olmuştur. Koli bandı istisnasız her firmanın kullandığı paketleme bileşenlerinden birisidir. Dolayısıyla sektörlerdeki ihtiyaç da buna bağlı olarak çok fazladır. Bantın kullanım alanı olan her yerde kuşkusuz başka bir yardımcı ürün kullanılamaz. Bu da ev için bile olsa dahi; tüketiminin çok fazla olduğu anlamına gelmektedir. Solin ambalaj olarak gerek kurumsal, gerekse daha küçük ölçeklerde ürün temini sağlamaktayız.

Koli Bandı

KOLİ BANDI ÇEŞİTLERİ

Koli bandı çeşitleri ve bant çeşitleri olarak iki grupta incelemek gerekmektedir. İlk olarak akla baskısız bant gelse de; yine de kurumsal firmaların tercihi genelde baskılı bant grubundan, baskılı koli bandı olmaktadır. Çünkü firmaların kurumsal yapısına uygun ürünlerdir. Ayrıca çift taraflı bant, maskeleme bandı olarak yine bant grubuna dahil olan ürünler mevcuttur ve kullanım alanları oldukça geniştir. Çeşitlerin size sağladığı faydaların yanında ürün gruplarımıza da göz attığınızda göreceğiniz üzere; her boy ve ebatta bant çeşidi bulunmakla beraber, hızlı bir şekilde talebinizin karşılanması da tarafımızdan sağlanmaktadır. Tüm ambalaj ürünü talepleriniz için bize güvenebilirsiniz…

Koli Bandı

Çift taraflı bant her geçen gün talebi artan yardımcı bir üründür. Sabitleme, yapıştırma, asma ve dekor amaçlı kullanımların hepsine uygundur. iki yüzeyinin de yapışkanlı olmasının günlük kullanımda kullanıcılara oldukça fayda sağlaması söz konusu olduğundan ihtiyaç duyulan özel bir üründür.Çift taraflı bantlar farklı iki yüzeyin birbirine yapıştırılması ve birleştirilmesi gibi işlemler için son derece uygundur.

100x100-

ÇİFT TARAFLI BANT ÇEŞİTLERİ

Çift taraflı bant çeşit olarak olmasa da ebat olarak çeşitleri olan bir üründür. Önemli olan kullanıldığı alandaki mukavemetidir. Genelde iki yüzeyin birleştirilmesi için kullanıldığından sağlamlık ve yapıştırıcı kuvveti son derece önemlidir. ebatlar ve bilgiler için mağazamıza göz atabilirsiniz…

ÇİFT TARAFLI BANT FİYATLARI

Çift taraflı bant fiyatlarının ürünün kalitesiyle doğru orantılı olması ve gerçekten değerli bir yardımcı ürün olmasından dolayı piyasada fiyat/kalite anlamında oldukça değişken fiyatlar söz konusudur. En kaliteli ürünleri en uygun fiyata Solin Ambalaj olarak sunmaktan son derece memnunuz. Müşterilerimizin de kalitemiz konusunda bizi tercih etmelerinin haklı gururunu yaşamaktayız.fiyatlar ve diğer ürün grupları içim bize ulaşabilir, Mağazadan ürünlerimize göz atabilirsiniz.

Koli Bandı

Maskeleme bandı genelde yardımcı ürünler olarak kullanılmaktadır. Kullanılacak bölgeye istendiği gibi uygulanabilen ve yapışma özelliği ihtiyaca yönelik olduğundan kullanım sonrasında çok kolay bir şekilde uygulandığı bölgeden sökülebilir. Maskeleme bandı ihtiyacınızı talepleriniz doğrultusunda en kaliteli ve hızlı bir şekilde karşılamak için tüm ürün grupları için hizmetinizdeyiz.

Kaydırmaz Bant

MASKELEME BANDI ÇEŞİTLERİ

Maskeleme bandı çeşitleri ebat ve renk olarak farklılık göstermektedir. Piyasada bulunan bir çok farklı maskeleme bandı çeşitleri kalite olarak kullanıcıları zor durumlarda bırakabilir. Genelde bu tarz ucuz kaliteli çeşit ürünler beklendiği gibi olmamasının yanında, amacına yönelik kullanımda bile sorun yaratabilmektedir. Dolaysıyla ürünün kalite anlamında işinize en fazla fayda sağlayacak ürün kalitesine yönelmeniz daha faydalı olacaktır.

Koli Bandı

MASKELEME BANDI FİYATLARI

Maskeleme bandı fiyatları yine bahsettiğimiz gibi ürünün kalitesi ve ebatlarına göre farklılık gösterebilmektedir. Önemli olan sizin hangi ürünü kullanmayı tercih edeceğinizdir. Biz Solin ambalaj olarak sunduğumuz tüm ürünlerde yapışma ve kalite anlamında ürünlerimize son derece güveniyoruz. Kaliteyi uygun fiyatta almak herkesin sahip olması gereken bir imkan olması düşüncesiyle ürünlerimizin her biri kendine özel sertifikası ile birlikte yazan özelliklerini taşıma garantisi vermektedir. Dolayısıyla ihtiyacınız olan ürünler için sadece ürünlerimizi incelemek ve sipariş vermeniz yeterlidir.

KOLİ BANTLARI

BANT ÇEŞİTLERİ

Telefon 

(0212) 220 55 62

(0212) 220 55 63

AMBALAJ MALZEMELERİ

PERPA HABERLERİ   

PERPA TİCARET MERKEZİ

Bedaş Perpa

Bedaş Perpa Elektrik İdaresi, Bedaş İletişim Çalışma Saatleri

Bedaş Perpa Perpa Elektrik İdaresi, Bedaş İletişim, CK Boğaziçi Elektrik Perpa

Bedaş Perpa İletişim Bilgileri

Bedaş Perpa

Bedaş Perpa

Bedaş İrtibat:   ALO 186 Bedaş ÇAĞRI MERKEZİ

BEPSAŞ – İRTİBAT  :   444 62 55

E-MAİL ; bedas@bedas.com.tr

Bedaş Çalışma Saatleri:

Bedaş Perpa, Perpa Elektrik İdaresi

Perpa Elektrik İdaresi

BOĞAZİÇİ ELEKTRİK DAĞITIM 4. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ (Kaçak Servisi)

HAFTA İÇİ         : 08:30 – 12 :30 / 13:30 – 18:00

ADRES             : PERPA TİC. MERKZ. A BLOK  K:14 OKMEYDANI – ŞİŞLİ -İST. (KOÇİ RESTAURANT ÜSTÜ)

CK Elektrik Perpa, Perpa Elektrik İdaresi

Perpa Elektrik İdaresi

CK BOĞAZİÇİ ELEKTRİK ÇAĞLAYAN MÜŞTERİ İŞLEM MERKEZİ

HAFTA İÇİ         : 08:30 – 12:30 / 13:30 – 18:00

ADRES             : Perpa Ticaret Merkezi A Blok Kat:14 Şişli- İstanbul 

BEPSAŞ (Boğaziçi Elektrik PerakendeSatış A.Ş) ÇAĞLAYAN İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ ve BEDAŞ (Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş.) ÇAĞLAYAN 4. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 5 Ocak 2015 tarihinden itibaren Perpa A Blok 14. Katta hizmet vermeye başladı.

İki kurumda açıldığı ilk günden itibaren yoğun ilgiyle karşılandı. Hergün İstanbullunun hizmet aldığı iki kurumun Perpa’ya gelmesi Perpa esnafı ve yönetimler tarafından memnuniyetle karşılandı. iki kuruma günde 2000- 2500 civarında İstanbullu gelerek hizmet alıyor.

Kurumları ve verdiği hizmetleri kısaca tanıtırsak;

CK Elektrik Perpa Elektrik İdaresi

Perpa Elektrik İdaresi

BEPSAŞ (Boğaziçi Elektrik Perakende Satış A.Ş) ÇAĞLAYAN İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ

BEPSAŞ (Boğaziçi Elektrik Perakende Satış A.Ş) ÇAĞLAYAN İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ’nde Perakende hizmet verilmektedir. Dağıtım, Müşteri Hizmetleri, Hukuk olmak üzere 3 bölümden oluşmakta ve toplamda 35 kişilik personelle hizmet vermektedirler.

Verilen Hizmetler:

• Abonelik işlemleri

• Yeni Abonelik

• Sözleşmeler

• İptaller

• Ödemeler (Fatura / İcra / Taksitlendirme) olmak üzere tüm müşteri hizmetlerini kapsamaktadır.

BEDAŞ (Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş.) ÇAĞLAYAN 4. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ

BEDAŞ (Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş.) ÇAĞLAYAN 4. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ Yaklaşık 150 kişilik personelle hizmet vermektedir.

Verilen Hizmetler:

• Bölge Müşteri Fen Mühendisliği,

• Bölge Enerji Talepleri Değerlendirme Mühendisliği,

• Bölge Dağıtım Müşteri Hizmetleri,

• Bölge Kayıp Kaçak Tahsilat Koordinatörlüğü,

• Dilekçe Başvuruları alınmaktadır. Dilekçe başvurularında daha hızlı sonuç alabilmek için başvuruların 186 çağrı merkezinden yapılması tavsiye edilmektedir

Bedaş, BOĞAZİÇİ ELEKTRİK DAĞITIM A.Ş.’NİN TARİHÇESİ

1970 yılında Türkiye Elektrik Kurumu’nun (TEK) sorumluluğunda gerçekleştirilen elektrik dağıtım çalışmaları, 23 Şubat 1983 tarihinde İstanbul merkez olmak üzere Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Kocaeli ve Sakarya illerini kapsayan bölgede “Sınırlı Sorumlu” bir yapıya dönüştürülür ve  “Boğaziçi Elektrik Dağıtım Müessesesi” adını alır.

Boğaziçi Elektrik Dağıtım Müessesesi, 18 Haziran 1984 tarihinde, 18435 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) hakkında çıkarılan  kanun hükmünde kararname uyarınca Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı bir KİT olarak yapılanır.

24 Aralık 1989 tarihinde, İstanbul ili ve bağlı ilçe ve köyleri kapsayacak biçimde faaliyet alanı yeniden belirlenerek diğer iller ayrılır ve adı da değiştirilerek  “İstanbul Elektrik Dağıtım Müessesesi” olarak çalışmaya başlar.

1990 yılına gelindiğinde, 1984’te çıkarılan 3096 sayılı görev şirketleri hakkındaki yasa uyarınca, İstanbul Elektrik Dağıtım Müessesesi’nin faaliyet alanındaki  Anadolu Yakası’nın İşletme hakkı, Aktaş Elektrik Ticaret A.Ş.’ye devredilir.

Türkiye Elektrik Kurumu’nun 15 Eylül 1993 tarihinde, Türkiye Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) ve Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (TEDAŞ) olarak yeniden yapılandırılmasının ardından, İstanbul Elektrik Dağıtım Müessesesi TEDAŞ’a bağlanır.

12 Temmuz 1995 tarihinde  adı “Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. “ olarak değiştirilir ve  TEDAŞ’a bağlı bir ortaklık yapısıyla çalışmaya başlar.

BEDAŞ 2 Nisan 2004 tarihinde alınan karar ile diğer tüm elektrik dağıtım bölgeleri gibi özelleştirme kapsamına alınır ve 28.05.2013 itibari ile özelleştirilmesi tamamlanarak Cengiz Holding ve Kolin İnşaat Ortaklığı bünyesinde hizmetlerine devam eder.

Bedaş’ın kendi sitesinden daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.

DERNEKLER ODALAR KAMU KURUMLARI

PERPA FİRMALARI  

PERPA TİCARET MERKEZİ    

PERPA İLETİŞİM

PERPA HABERLERİ  

PERPA DUYURULAR  

PERPA FAALİYETLER 

Sarıkamış Şehitlerimizi Anıyoruz

Sarıkamış Şehitlerimizi Anıyoruz

Sarıkamış harekatının yıl dönümü unutulmadı. Kars’ın Sarıkamış ilçesinde, 1’inci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunun Rus işgali altındaki toprakları kurtarmak için başlattığı Sarıkamış Harekatı’nda şehit olan askerleri anmak için çeşitli etkinlikler düzenlenecek.  Sarıkamış Şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz.

Sarıkamış Şehitlerimizi Anıyoruz

Sarıkamış Şehitlerimizi Anıyoruz

Sarıkamış Şehitlerimizi Anıyoruz

Kars’ın Sarıkamış ilçesinde, 1’inci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunun Rus işgali altındaki toprakları kurtarmak için başlattığı, çok sayıda askerin Allahuekber ve Soğanlı dağları başta olmak üzere yöredeki çatışmalar ve dondurucu soğuklar nedeniyle şehit düştüğü Sarıkamış Harekatı’nın 105’inci yılında anma etkinlikleri yapılıyor.

“Son 140 yılın en acı olaylarından biri” olarak nitelendirilen harekatın 105’inci yılı dolayısıyla “Asımın Nesli Asrın Yürüyüşünde” sloganıyla Sarıkamış başta olmak üzere yurdun birçok yerinde düzenlenecek etkinliklerle, şehitler anılıyor.

Sarıkamış Şehitlerimizi Anıyoruz

Sarıkamış Şehitlerimizi Anıyoruz

Aralık 1914-Ocak 1915’teki harekatta şehit olanları anmak için ilçede her yıl ocak ayının ilk haftası düzenlenen etkinliklere, yurdun dört bir yanından binlerce kişi katılıyor. 

Sarıkamış’ta bu yıl yapılacak etkinlikler için Gençlik ve Spor, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler ile Milli Eğitim bakanlıklarının desteğinde, Valilik, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Sarıkamış Kaymakamlığı ve Belediyesince yürütülen hazırlık çalışmaları aralıksız devam ediyor.

Sarıkamış Harekatı ne zaman gerçekleşti?

Sarıkamış Harekâtı (22 Aralık 1914), I.Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu ve Rus İmparatorluğu arasında Sarıkamış’ta gerçekleşen kara çatışmalarından olup Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri taktik hatasıyla büyük bir başarısızlıkla sonuçlanan bir askeri girişimdir.

Sarıkamış şehitlerinin sayısı

Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığına göre Osmanlı zayiatları 60.000 ve Rus zayiatları 30.000’dir. Savaşın en hazin kısmı ise Osmanlı kayıplarının bir çoğunun Ruslar ile yapılan çarpışmalarda değil de ağır soğuk hava koşulları yüzünden ölmesidir. Ruslar; Türklerden 200 subay, 7000 eri esir, 20 makineli tüfekle 30 topu ganimet olarak aldı. 5000 kişi civarında esir alındı. Bunlar tahmine göre Kırımda domuz çiftliğinde çalıştırılarak ve aç bırakılarak ölmüşler.

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA DUYURULAR

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı Kadın Hakları Günü

Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı, 1930 yılından itibaren çıkarılan bir dizi yasa ile önce Belediye seçimlerine katılma, sonra köylerde muhtar olma ihtiyar meclislerine seçilme hakkı tanınan kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakları, 5 Aralık 1934’te Anayasa ve Seçim Kanunu’nda yapılan yasa değişikliği ile tanındı.

Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı

Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı

Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı Günü 5 Aralık

Kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması, 1930’larda, Türkiye’de kadınların siyasi haklarını kazanması için gerekli yasaların çıkarılmasını ifade eder. Kadınların siyasi hayatta seçme ve seçilme hakkını elde etmesi; toplumsal hayatta gerçekleşen Atatürk Devrimleri’nden birisidir.

5 Aralık 1934’te Atatürk bir kez daha tüm dünyaya örnek olacak bir karara öncülük etti. Ulu Önder kadınların siyasi hayatta seçme ve seçilme hakkı için harekete geçti. Ve Seçim Kanunu’nda yapılan değişiklikle kadınlar, en demokratik haklarına kavuştular. Her kadına 22 yaşında seçme, 30 yaşında seçilme hakkı verildi. Satıkadın olarak anılan Satı Çırpan, seçimlerde Meclis’e girdi ve Türkiye’nin ilk kadın milletvekillerinden oldu. Ankara milletvekili olarak 1935-1939 yıllarında görev yapan Çırpan, seçilen 18 kadın arasında yer aldı. Türkiye, Fransa ve İtalya’dan 11 İsviçre’den ise 36 yıl önce kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyan ülke olarak tarihe geçti.

5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü Kutlu Olsun

Dünya Kadın Hakları Günü

Dünya Kadın Hakları Günü

Kadın hakları; kadınların erkeklerle eşit bir şekilde sahip olduğu tüm hakları kapsayan bir terim olarak karşımıza çıkıyor. Aslında tüm dünya olarak bu duruma üzülerek bakmamız gerek çünkü bu hakları kadın hakları veya çocuk hakları gibi özel bir isim altında toplamamız oldukça acınası bir durum. İnsan hakları adı altında zaten tüm dünya insanlarının hakları eşit bir şekilde savunulması gerekiyor. Kadınların ve çocukların haklarının özel bir başlık altında toplanması zaten başlı başına eşit olmayan ve kadını arka plana atan bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Maalesef içinde bulunduğumuz kadını geri planda bırakan, ona değer vermeyen erkek egemen toplumlardan ve dünyadan dolayı bu durumun ortaya çıkması sonucuna ve gerekliliğine varılmıştır.

Kadınlara Seçme Seçilme Hakkı

Kadınlara Seçme Seçilme Hakkı

Kadın hakları Batıda nasıl ortaya çıktı öncelikle ona değineceğiz. Rönesans ve Antik Çağ’da kadınların öğretim görmeleri ve topluma karışmaları oldukça kısıtlıydı. Aslında gayet normal olan öğretim görme, çalışma durumları tuhaf bir şekilde kadınlar için alışılagelmiş bir durum değildi. Dinin ve kiliselerin tüm hayatı ele geçirmesiyle kadınların önündeki engeller daha da arttı ve evden çıkmaları bile imkansız hale geldi. Kadını kısıtlayan bu anlayış ve yasalar uzun süre devam etti. Kadınların eğitimi için tarihteki en önemli adımlardan biri Bohemya Kardeşler Cemiyeti’nin piskoposu Jan Amos Comenius olmuştur.

Kadın Hakları Günü

Kadın Hakları Günü

Aydınlanma Çağı ile birlikte eğitim-öğretimde başlanan yeniliklerle kadınların da buraya dahil edilme konusu tartışılmaya başlanmıştır. Bu zamana kadar kadınların eğitim alabildikleri tek alan ev içindeydi. Ev içindeki işlerin öğrenilmesi ve ev ekonomisi gibi bir sınırlama mevcuttu. İlk kadın hareketlerinin başlamasıyla sadece erkeklerin eğitim gördükleri alanlara kadınlar da yavaş yavaş girmeye başladı. Özellikle kadınların üniversite eğitimi alıp almama konusu uzun bir süre tartışılmıştır. Bunun sebebi ise kadınların “fiziksel yapıları” ve “düşünsel yetilerinin” böyle bir eğitim için yeterli olmadığının düşünülmesiydi. 19.yüzyılın sonlarında kadınlar az da olsa eğitim hayatında aktif rol almaya başladılar. Bu dönemde neredeyse bütün Avrupa şehirleri kadını eğitim alanının içine almaya başlamıştır. Bu dönemde kadınların attığı önemli adımlardan bazıları şunlardır: Hınlıley Quımby radyasyon fiziğinin doğmasına yardım etmiş, Gadys Anderson Emerson insan vücudunda vitamin eksikliği hakkında bilgiler toplamış, Dorotlica Rudnick embriyo parçalarını bir yerden başka bir yere nakletme tekniğinde usta bir bilim insanı olmuştur.

Kadınlar Seçme ve Seçilme

Kadınlar Seçme ve Seçilme

Kadınların siyasete katılımları ise Fransız Devrimi sırasında gerçekleşmiştir. 1791’de Kadın Hakları Bildirgesi’nin yayımlanmasıyla kadınlara bu kapı da aralanmıştır. 19. yüzyılın sonlarına doğru Fransa’daki kadınlar seçme hakkı talep ederken, İngiltere’de de Kadın Hakları için ilk çıkışlar gerçekleşmiştir. Orta Avrupa ve Akdeniz ülkelerinde ilk talepler 1900’lü yıllardan sonra özellikle Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra gerçekleşmiştir.

Seçme ve Seçilme Hakkı Gelişimi

Atatürk ve Kadınlar

Atatürk ve Kadınlar

Kadınlar gündelik hayatta kendilerine hak ettikleri yeri açabilmek için yüzyıllar boyunca çeşitli uğraşlar vermiştir. Çoğu yerde seçme hakları verilmiş fakat seçilme haklarında geç kalınmıştır. Bazı yerlerde ise bu haklar verilip tekrar geri alınmıştır. 19 Eylül 1893 tarihinde Yeni Zelanda’da kadın hakları için yaşanan küçük bir kıvılcımla yaşanan büyük gelişmeler sonucu Yeni Zelanda kadınlara oy kullanma hakkını tanıyan ilk ülke oldu.

İngiliz Kate Sheppard’ın kadınlarla yaptığı gizli toplantılar ülkede kadın hareketlerini alevlendirdi ve gizli toplantılar zamanla halka açıldı ve büyük yankı yarattı. Bu ve daha fazla çalışması sayesinde Kate Sheppard’a kraliyet madalyası verildi ve Yeni Zelanda dolarının üzerine resmi basıldı. Bu tarihten sonra tüm dünyada yavaş yavaş da olsa kadınlara bu haklar tanınmaya başlandı. Kronolojik olarak kadınlara seçme ve seçilme haklarının verildiği tarihleri beraber inceleyelim.

Oy Kullanan Kadınlar

Oy Kullanan Kadınlar

–Avustralya 1902’de kadınlara seçme hakkını tanımıştır.

–Finlandiya 1906 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyan ilk Avrupa ülkesi olmuştur. 1907’de 19 kadın meclise girmiştir.

–Norveç 1903

–Danimarka ve o zaman Danimarka’ya bağlı olan İzlanda da 1915 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkını tanımıştır.

–Kanada 1917 yılında seçme, 1920 yılında da seçilme hakkını elde etmişlerdir. Kanada’nın Quebec bölgesi bu hakkı 1940’ta tanımıştır.

–Rusya 1917 yılında

–Avusturya 12 Kasım 1918’de kadınlara seçme hakkı verirken Almanya da onu takip eden günlerde kadınlara seçme ve seçilme haklarını tanımıştır.

–Amerika Birleşik Devletleri’ndee 1920 yılında olan anayasa değişikliğiyle ülke genelinde kadınlara seçme hakkı, Kasım 1920’de ise seçilme hakkı tanınmıştır.

–İtalya ilk defa 1925’de belediye seçimleri için kadınlara seçme hakkı tanıdı. 1946’da kadınlar genel seçimlere katılmaya başladılar.

-Birleşik Krallık tüm kadınlar için seçme hakkını 1928 yılında tanımıştır. 1918 yılından 28’e kadar sadece 30 yaş üstü kadınlar bazı özel durumlarda oy kullanabilmiştir.

–Türkiye’de kadınlar 20 Mart 1930 tarihinde belediye seçimlerinde seçme hakkına sahip oldular. 1933’te muhtar seçme ve köy heyetine getirilme hakkı, 5 Aralık 1934’te yapılan

anayasa değişikliğiyle milletvekili seçme ve seçilme hakkına kavuştular. 8 Şubat 1935’te yapılan seçimlere ilk defa katılarak 18 koltuk elde ettiler.

Kadın Hakları taleplerini başlatan bazı olaylar yaşanmıştır. Bunlardan bazıları: sadece erkeklerin işine yarayan ve kadınları göz ardı eden seçim hakkı düzenlemeleri, İngiltere ve Avusturya’da ayrıcalıklı kadınlar için düzenlenmiş seçme hakları yasası, kadınların sadece vatandaşlık haklarının değil politik ve siyasi haklarını da düzenlenmesi ve iyileşmesi için başlatılan kadın hareketleridir.

Kadın Hakları Günü

Kadın Hakları Günü

5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü olarak kutlanmaktadır. Türkiye’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde 5 Aralık 1934 tarihinde Türk Kadınına “Seçme ve Seçilme Hakkı” tanındı. Dünyada ise Olympe de Gouges tarafından Fransız ihtilali sonrasında Meclisin çıkardığı İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nde geçen “insan” sözcüğünün yalnızca erkeği kastetmesi nedeniyle, cevaben 1791 yılında Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi`ni yayımladı. İşte 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü için en güzel mesajlar ve sözler

Dünya Kadın Hakları Günü

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

Dünya Kadın Hakları Günü her yıl 5 Aralık tarihinde kutlanıyor. Bugünde Dünya Kadın Hakları Günü kutlanacak. Türkiye’de kadın cinayetlerinin arttığı bir dönemde, Dünya Kadın Hakları Günü gibi anlamlı günler kadına verdiğimiz değeri daha çok anlamamıza yardımcı olacak. Tüm kadınların Dünya Kadın Hakları Günü kutlu olsun…

Fransa’da 7 Mayıs 1748’de dünyaya gelen Olympe de Gouges, 1789’da Fransız Ulusal Meclisi’nde okunan ve günümüzdeki İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin esin kaynaklarından biri olan İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’ne karşı, bu metinde geçen “insan” (homme) sözcüğünün yalnızca erkeği kastetmesi nedeniyle 1791 yılında Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’ni yayımlar. Bu insanlık tarihindeki ilk kadın hakları bildirgesidir.

Kadınlar ve Seçim

Kadınlar ve Seçim

İlk aşamada desteklediği Fransız Devrimi’nin bilhassa kadınlara yönelik duyarsızlığına karşı devrimin en önemli ismi olan Maximilien Robespierre’e yönelik eleştiriler kaleme alan de Gouges, yazılarındaki üslubunu her geçen an daha da sertleştirir. Nihayetinde devrim sonrasında yaşanan terör ve kaos döneminden kurtulmak için bölünmez bir cumhuriyet, federal bir hükümet ya da anayasal monarşi arasında bir seçim yapılması için halk oylamasına gidilmesini önerdiği bir yazısı nedeniyle 1793 yılının Temmuz ayında tutuklanır.

Tutukluluk sürecinde kendisine avukat tutma hakkı verilmediği için kendi savunmasını kendisi yapan de Gouges, hakkında verilen idam kararını engellemek için hamile olduğunu iddia etse de, yapılan kontrol sonucunda bu iddiasının doğru olmadığının anlaşılması üzerine 3 Kasım 1793’te giyotinle idam edilir. Olympe de Gouges, günümüzde kadın hakları konusunda mücadele veren pek çok isim tarafından öncü biri olarak kabul edilir.

Kadınların Katıldığı İlk Seçim

Kadınların Katıldığı İlk Seçim

Türkiye’de ise Kadın Hakları Günü, Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde bütün dünya ülkelerinden önce 5 Aralık 1934 tarihinde Türk Kadınına “Seçme ve Seçilme Hakkı” tanındı. 5 Aralık 1934 günü dünyada kadınların yasal olarak milletvekili seçme ve seçilme hakkına sahip olduğu ülke sayısı 28, bu hakkın kullanıldığı ülke sayısı ise sadece 17 idi. 5 Aralık 1934’de Türkiye Cumhuriyetinde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınırken, o dönemde Avrupadaki bazı gelişmiş ülkelerde bile kadınların bu hakkı bulunmuyordu. Seçme ve seçilme hakkına Fransa’da kadınlar 1944, İtalya’da 1945, Yunanistan’da 1952, Belçika’da 1960 ve İsviçre’de 1971 yılında kavuştular.

TÜRKİYE’DE KADINLARIN KATILDIĞI İLK SEÇİM

Kadınlar siyasal haklarını ilk kez 1930 yılındaki Belediye seçimlerinde kullandılar. Seçimler, Eylül başından Ekim’in 20’sine kadar sürdü. Şehir meclislerine girebilen kadınlar arasında İzmir seçimlerinde Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF)’nın iki kadın adayı olan Hasane Nalan ve Benal Nevzat Hanımlar ile, İstanbul seçimlerinde CHF adayı olan Rana Sani Yaver (Eminönü),Seniye İsmail Hanım (Beykoz),Ayşe Remzi Hanım (Beyoğlu),Nakiye (Beyoğlu),Latife Bekir (Beyoğlu) Hanımlar vardır.

Bu seçimlerde Artvin ili Yusufeli ilçesine bağlı Kılıçkaya beldesinde belediye başkanı seçilen Sadiye Hanım, “Türkiye’nin İlk Kadın Belde Belediye Başkanı” olmuş ve bu görevi iki yıl yürütmüştür. Türkiye’nin ilk kadın il belediye başkanı ise çok partili siyasal yaşama geçildikten sonra seçildi. 3 Eylül 1950 tarihinde yapılan yerel seçimlerde 27 üyesi bulunan Mersin Belediye Meclisine seçilne Müfide İlhan, ilk kadın il belediye başkanı oldu.

KADIN HAKLARI BİLDİRGESİ

Olympe de Gouges tarafından 1791’de yayımlanan “Kadın ve Kadın Yurttaş Kadın Hakları Bildirgesi”nin özeti şu şekilde:

Gouges hazırladığı yeni bildirgeye “Kadın ve Kadın Yurttaş Hakları Bildirgesi” ismini verdi. Bildirgede kadınların hukuki, politik ve sosyal alanda erkeklerle eşit kılınması gereği anlatılıyor.

1. Kadın özgür doğar ve yaşamını erkeklerle eşit haklara sahip olarak sürdürür.

2. Her siyasi topluluğun amacı, kadının ve erkeğin doğal ve daimi haklarını korumaktır. Bu haklar özgürlük, güvenlik, mülkiyet ve özellikle baskıya karşı koymaktır.

3. Devletin egemenliği, kadınların ve erkeklerin birliği olan ulustan kaynaklanır.

4. Özgürlük ve adalet, bireylere hakları olanı iade etmektir. Kadınlar doğuştan sahip oldukları haklarını kullanırken erkeklerin tiranlığıyla engellenmektedir. Bu engeller, doğanın ve aklın koyduğu yasalarla kaldırılmalıdır.

5. Doğanın ve aklın koyduğu yasalar, topluma zarar verecek tüm davranışları ortadan kaldırır.

6. Yasa, genel iradenin ifadesi olmalıdır. Bütün kadın ve erkek yurttaşlar bizzat ya da vekilleri aracılığıyla yasaların yapım sürecine katılmalıdır. Yasalar bütün yurttaşlara eşit uygulanmalıdır. Kadın ve erkek yurttaşlar, ayrım yapılmaksızın bütün mevkilere kabul edilmelidir.

7. Kadınlar ayrıcalıklı haklara sahip değildir. Kadınlar erkeklerle birlikte aynı yasalara tabidir.

8. Yasalar sadece zorunlu olan, açık ve kesin cezalar koyar. Kadınlar, suç teşkil eden eylemden önce ve yasalara başvurulmaksızın cezalandırılamaz.

9. Yasaların suçlu bulduğu kadına, yasaların öngördüğü yaptırımlar uygulanmalıdır.

10. Hiç kimse fikirlerinden ötürü mahkum edilemez. Kadın idam sehpasına çıkma hakkına sahip olduğu gibi, konuşma kürsüsüne çıkma hakkına da sahiptir.

11. Düşüncelerini ifade etmek, kadınların en önemli haklarından biridir. Bu özgürlük, babaların çocuklarıyla olan babalık bağlarını güvence altına alır. Her kadın, barbarca bir önyargı yüzünden gerçeği gizlemeye zorlandığında şunu söyleyebilir: “Ben, bana verdiğin çocuğun annesiyim.”

12. Kadınların haklarının güvence altına alınması kadınlara ayrıcalık tanımamalı, herkesin yararına hizmet etmelidir.

13. Devletin idari giderleri için kadınlardan ve erkeklerden eşit katkı talep edilir. Kadınlar üzerlerine düşen bu ödevi yerine getirdikleri için meslek, iş ve mevkilerin paylaşımına da katılırlar.

14. Kadın ve erkek yurttaşlar, bizzat ya da vekilleri aracılığıyla vergilerin zorunlu olup olmadığına karar verme hakkına sahiptir. Kadınlar, erkeklerle eşit vergi ödeme ilkesini ancak vergilerin toplanması ve kullanılması sürecine katkıda bulunmaları durumunda kabul ederler.

15. Kamu harcamalarına erkeklerle birlikte katılan kadınlar, resmi makamlardan mali konularda bilgi alma hakkına sahiptir.

16. Hakların güvence altına alınmadığı ve güçler ayrılığının kabul edilmediği bir toplumun anayasası yoktur. Ulusu oluşturan bireylerin çoğunluğunun yapımına katılmadığı yasa yoktur ve geçersizdir.

17. Birlikte ya da ayrı ayrı, mülkiyet kadının da erkeğin de hakkıdır. Bütün vatandaşlar bu dokunulmaz ve kutsal hakka sahiptir. Yasaların belirlediği kamusal bir zorunluluk bunu açıkça gerektirmediği müddetçe ve önceden belirlenmiş adil bir tazminat ödenmedikçe, hiç kimse ulusun asli miras payından yoksun bırakılamaz.

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA DUYURULAR

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Mustafa Kemal Atatürk 10 Kasım 2019

Mustafa Kemal Atatürk 10 Kasım 2019

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

Konstantin, savaş hedefini ‘Ankara’ya diye ilan etmiş ve İngiliz irtibat subaylarını daha şimdiden, Mustafa Kemal’in şehrinde vereceği zafer yemeğine çağırmıştı.

Atina basını, bu istilanın, Büyük İskender’in seferlerine benzediğinden dem vuruyordu. Yunan orduları, bir kez daha, onun yaptığı gibi, ‘Gordion’ düğümünü kesecek ve böylece Asya’da bir imparatorluk kuracaklardı. Gordion tam ilerleyecekleri hat üzerindeydi.

Gordion’un Düğümü

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

Ancak, Profesör Toynbee’nin söylediği gibi, unuttukları bir şey vardı. İskender, eninde sonunda, kahinin şartını yerine getirememiş, düğümü çözemeyerek kesmek zorunda kalmıştı. Böylece, şimdi Konstantin’in heveslendiği işi, Batı Anadolu’yu krallığına katmak işini başaramamıştı.

Yunan Ordusunu iki ayrı kurmay yönetiyordu. Biri Kralın, Öteki de General Papulas’ın Genelkurmayı. Genelkurmaydaki subaylardan bazıları, Eskişehir’de mevziye girip, Türkleri bir karşı saldırıya zorlamayı daha uygun görüyorlardı.

Ancak Kralın isteği daha üstün çıkmıştı.

Yunan Orduları Ankara Önlerinde

Atatürk'e Saygılarımızla

Atatürk’e Saygılarımızla

Yunan Orduları on gün süreyle, karşılarında bir tek düşman görmeden, sonsuz bir bozkırda, alışık oldukları deniz kıyılarından ve yumuşak vadilerden gittikçe uzaklaşıyorlardı.

Havanın kuraklığı, sıcaklığı, bundan önce gördükleri dondan da, kar fırtınalarından da daha kötüydü. Fena halde susuzluk çekiyorlardı. Modern kamyonları, arızalı yollarda parçalanıyor, eşyalarını öküz arabalarıyla, develerle taşımak zorunda kalıyorlardı.

Çarpışmalarda esir düştükleri zaman, ilk işleri, Türklerden ekmek dilenmek oldu. Çıplak ve yaban arazide Sakarya’ya doğru ilerlerken askerlerin nefesi tozdan tıkanıyor, çoğu da yaylanın amansız sıtmasına tutulup saf dışı kalıyordu.

Anadolu yaylasını yararak Karadeniz’e dökülen üç büyük nehirden biri olan Sakarya Ankara önünde bir dirsek çizip tekrar batıya doğru yolunu izlemeye devam eder.

Mustafa Kemal’in Ordusu

Mustafa Kemal'in Ordusu

Mustafa Kemal’in Ordusu

Mustafa Kemal ve Ordusu, Yunanları burada, ovanın sivri kayalıklarla kesilmiş çıplak ve yaban bir kesiminde bekliyorlardı. Cepheleri güneyde ve kuzeyde iki ırmağa dayanıyor, nehrin kendisi de merkezlerini koruyordu.

Sakarya iki kıyısı iki köprü ile birbirine bağlanmıştı. Türklerin savunma durumu genel olarak iyi sayılırdı.

Mustafa Kemal’in karargahı, bütün bölgeyi görebilen Alagöz Tepesi’nde kurulmuştu. Burası inşaatı yarım kalmış kerpiç bir evdi. Direklerinden örümcek ağları sarkıyordu.

Mustafa Kemal, Osmanlı ordusundan istifasından beri askeri rütbe işaretlerini çıkarmış, Meclis de kendisine bir rütbe vermemiş olduğu için sırtında sadece bir er üniforması vardı.

Kırık kaburga kemiği hala sarılı olduğundan savaşı, at sırtında yönetemiyor, trenden sökülüp getirilmiş bir koltukta oturarak idare ediyordu.

Yunan ordusu kocaman bir canavar gibi, Ankara’ya yaklaşmış görünüyordu. Türk ordusu da Sakaryanın doğusunda bu canavarın Ankara’yı yutmasına mani olmaya çalışıyordu.

Bon voyage, Messieurs

O Günleri Unutmayın

O Günleri Unutmayın

Halide Edip, Mustafa Kemal’e soruyor; Eğer düşman Ankara’ya bizden önce gider de bizi geride bırakırsa ne yapacaksınız?

Mustafa Kemal; ‘Bon voyage, Messieurs’ ( İyi Yolculuklar) derim. Arkalarından vurarak onları Anadolu’nun bozkırında mahvederim.

Savaş, tam yirmi iki gün, yirmi iki gece sürdü. Bu belkide dünyanın en uzun savaşıydı.

Vahşi ve öldürücü bir çarpışmaydı bu. Türk mevzileri bir kısım tepe üzerinde kurulmuştu. Yunanlar bunlara birbiri arkasına hücum edip almak zorundaydılar.

Oysa Türk piyadesinin çok iyi başardığı, inatçı bir savunma ile karşılaşıyorlardı. Türkler bazı tepeleri tutuyor bazılarını kaybediyorlardı.  Ardarda gelen saldırılar Türk birliklerinde insan kaybına neden oluyordu.

Türkler, Yunanların sayı üstünlüğünü gözönünde tutarak kuvvetlerini idareli kullanmak zorundaydılar. Burada Gelibolu’da olduğu gibi yeni silahlanmış binlerce yedek yoktu.

Mustafa Kemal, elindeki kuvvetlerin durumunu, başındaki komutanın ne kıratta bir adam olduğunu en ince ayrıntılarına kadar ezbere bilirdi. Savaş raporlarını okurken en ufak bir yanlış bile gözünden kaçmazdı.

Mustafa Kemal, düşman kuvvetini de kendi birlikleri kadar yakından inceliyordu.  Bir istihbarat raporunda Yunanların çok kuvvetli bir yığınak yaptığı, o mevzinin savunulamayacağı söyleniyordu.

Mustafa Kemal, ”Bizim istihbarat yanılıyor, yenilen biz değil düşmandır” dedi.

Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafa vardır

O Günleri Unutmayın

O Günleri Unutmayın

Cephe yüz kilometre uzunluktaydı. Savaşın kritik bir döneminde, kullanılacak taktiği şöyle bildirmişti:

‘Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafa vardır. O satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terkolunmaz. Her birlik bulunduğu mevziden atılabilir, fakat durabildiği ilk noktada, tekrar düşmana karşı cephe kurup savaşmaya devam eder. Yanındaki birliğin çekilmek zorunda kaldığını gören birlikler ona uymaz. Bulunduğu mevzide sonuna kadar direnmeye mecburdur.”

Mustafa Kemal’in savunma hatları, kısım kısım kırılıyordu. Fakat kırılan her kısım en yakın mesafede yeniden kuruluyordu. Yunanlar her ne kadar toprak kazansalarda ilerlemeleri çok yavaştı. On günde toplam beş kilometre ilerlemişlerdi.

Yunanlar Ankara Önlerinde

Ancak Türklerin durumu yine de tehlikeliydi. Yunanlar Türk ordusunu yandan çevirip Ankara’ya doğru yürümeye uğraşıyorlardı.

Türk cephesi, şimdi kendi mihveri üzerinde dönmüştü. Artık kuzeyden güneye değil, doğudan batıya uzanıyordu. Öyle ki, doğu ucundaki Yunan kuvvetleri Ankara’ya Türklerden daha yakındı.

Mustafa Kemal, ” Çal Dağını almadıkları sürece korkulacak bir şey yok” diyordu. ”Ancak alacak olurlarsa, kolayca Haymana’yı işgal edebilir, bizi kapana kıstırabilirler” dedi.

Bir gece Çal Dağ’ın düştüğü, Yunanların Haymana’ya ilerlemeye başladıkları haberi geldi. Karargahta korkunç bir sessizlik. Mustafa Kemal çok üzgündü. Geriye çekilme emri verip vermemekte tereddüt ediyordu.

Türkler burada seksen iki subay dokuz yüz asker kayıp verdiler. Öyle ki, taburlara, teğmenler komuta ediyordu. Bir topçu tümeninin elinde sadece on yedi mermi kalmıştı. Ertesi gün Yunanlar, dağı ele geçirdiler. Yunanlar dağı aldıktan sonra Haymana’ya doğru ilerlemeye başladılar.

Savaşın Dönüm Noktası

O Günleri Unutmayın

O Günleri Unutmayın

Savaş bir dönüm noktasına gelmişti. iki taraf bir an için duraklamışlardı. İkisi de geri çekilmek üzereydiler. Ancak daha uzun dayanan Türkler oldu.

Yunanlar daha ileriye gidemeyecek kadar bitkindiler. Yiyecek ve içecek kıtlığı başlamıştı. Öyle büyük kayıplar vermişlerdi ki, yüz elli kişilik bölükler otuza kadar düşmüştü.

Mustafa Kemal, Yunanları sol kanatta durdurmuş, Ankara’yı kurtarmış ama onları daha Orta Anadolu’dan atması gerekiyordu. Burada karşılarında kendilerinden sayıca ve silahça üstün Yunan birlikleri bulunuyordu.

Türklerin elindeki cephane tükenmek üzereydi. Grup komutanlarından biri ancak tek bir saldırı yapabileceklerini belirtti. Çarpışma sona erince, Mustafa Kemal’e tekmil vererek, ” Komutanım mevziyi ele geçirdik, cephanemiz de tükendi.” dedi.

Genel karargahtaki bütün subaylar, acı kayıplardan söz ediyorlardı. Ama Komutanlarını iyi tanıyan Mustafa kemal, için için güldü ve ”Merak etmeyin durum söylendiği kadar kötü değildir” dedi.

Yunanlar Savunmada

Durum tersine dönmüş Yunanlar, Sakarya’da siper kazmaya başlamışlardı. çarpışma yeniden alevlendi. Sakarya’dan toz ve duman bulutları yükselmekteydi. İnsanlar birbirine giriyordu. Süngü savaşları, kocaman karıncaların yuvaları etrafında kavga etmeleri gibiydi.

Mustafa Kemal, ” Yunanlar cesaretle dövüşüyorlar, kuvvetlerinin geri çekilişini kapatmak için topçuları kendilerini feda ediyor” dedi. Kaburga kemiğinin kırıldığı Karadağ, yarım tümen asker pahasına alınmıştı.

Yunan birliklerinin cesareti gittikçe kırılmaya başlamıştı. Bu sırada Atina’dan genel çekilme emri geldi. Yunanlar, Anadolu yaylasından tersyüz geri dönmeye başlamışlardı. Geçtikleri yerleri yakıp yıkarak Türklerden kaçmaya çalışıyorlardı. Ancak Türkler de onları kovalayamayacak kadar bitkin bir haldeydi.

Konstantin, askeri gücünü aşan bir işe girişmiş fakat Anadolu’ya yenilmişti. İskender’in kördüğümünü çözme hayali de Sakarya üzerindeki köprü ile beraber yıkılmış, düğüm yine çözülememişti.

Yıllar sonra bir ressam, Mustafa Kemal’e Sakarya savaşını gösteren bir tablo hediye etti. Kendisi ön planda yağız bir atın sırtına binmiş olarak görünüyordu. Ressam tebrik beklerken, Mustafa Kemal; ” Bu tabloyu kimseye göstermeyin” dedi.

” Bu savaşa katılmış olan herkes bilir ki, hayvanlarımız bir deri bir kemikten ibaretti. Bizim de onlardan geri kalır yanımız yoktu. Hepimiz iskelet halindeydik. ” dedi.

Kaynak: Lord Kinross / Atatürk / Bir Milletin Yeniden Doğuşu

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla anıyoruz. 10 Kasım 2018 Saat: 8:50 Perpa 8. Kathttp://www.perpalife.com/10-kasim-2018/

Perpa Ticaret Merkezi paylaştı: 8 Kasım 2018 Perşembe

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA DUYURULAR

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Cumhuriyet Bayramı 2019 Perpa Ticaret Merkezi

Cumhuriyet Bayramı 2019 Perpa Ticaret Merkezi

Cumhuriyet Bayramı 2019

Cumhuriyet Bayramı 2019

Cumhuriyet Bayramı 2019

Cumhuriyetimizin 96. Kuruluş yılı Perpa’da törenlerle kutlandı. 28 Ekim 2019 Pazartesi günü Saat 12:00’de Perpa Atatürk büstünün önünde toplanılarak başlandı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasından sonra Atatürk Büstüne, Perpa A Blok Başkanı Hasan Sezgin ve B Blok Başkanı Hacı Demir tarafından çelenk bırakıldı.

Cumhuriyet Bayramı 2019

Cumhuriyet Bayramı 2019

Çelenklerin konulmasından sonra Perpa A Blok Başkanı Hasan Sezgin ve B Blok Başkanı Hacı Demir tarafından günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.

 

Perpa A Blok Başkanı Hasan Sezgin’in Konuşması

Cumhuriyet Bayramı 2019

CUMHURİYET BAYRAMI 2019

Değerli Konuklar,

Sevgili Perpa’lılar,

Bugün burada, Türk ulusunu bağımsızlığa kavuşturan Büyük Önder 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaş bir ülke olma hedefi ile bizlere bırakmış olduğu en büyük miras olan, laik ve demokratik Cumhuriyetin ilanının 96. Yılını, birlikte kutlamanın mutluluğu içerisindeyiz.

Hepiniz hoş geldiniz.

Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun.

Sevgili Perpa’lılar,

1919 yılında başlayan kurtuluş savaşının bütün olumsuzluklara rağmen

iç ve dış düşmanlara karşı kazanılması ve bununla birlikte,  Laik 

Demokratik,  Cumhuriyet’in ilan edilmesi dünyadaki en büyük 

destanlardan biridir. Devrimdir. Cumhuriyet bir mucizedir.

Öyle ki bütün tarih kitaplarında yer alan 1789 Fransız devrimi; ülke içinde monarşiye karşı,  1917 Rusya devrimi;  Çar yönetimine karşı yapılmış bir halk devrimiyken,

 

Bütün mazlum Milletlerin umudu olan, Laik Demokratik Türkiye 

Cumhuriyet’i, içeride saltanata, dışarıda ise ağzından salyalar akan, 

yeni sömürgeler arayan emperyalist, ülkeler, yani tam, anlamıyla,  yedi

düvele karşı kazanılmış bir zaferdir. 

Sevgili Perpalılar ,

29 Ekim, herhangi bir tarih değildir, özellikle seçilmiş bir tarihtir. Büyük 

Önder Atatürk’ün,  unutmadığı ve asla kabul etmediği, 30 Ekim 1918 

tarihinde Osmanlı imparatorluğu ile müttefik devletler arasında 

imzalanan, Mondros antlaşmasının çöpe atıldığı tarihtir. Hepinizin bildiği gibi, Mondros antlaşması, Türk ordusunun silah bırakmasını emreder.

Bu da yetmezmiş gibi,

10 Ağustos 1920 tarihinde Osmanlı imparatorluğu ile müttefik devletler 

Arasında mutabakata varılan, Sevr antlaşması ile yok sayılan bir 

milletin var olma mücadelesidir, yaşam mücadelesidir, bütün 

olumsuzluklara rağmen hayata geçirilen bir bağımsızlık nişanıdır.  

Dünyada eşi benzeri yok denecek kadar azdır.

Cumhuriyet Anadoluda yazılan son büyük destandır. Bu destanı 

yazmak, Atatürk ile silah arkadaşlarına nasip oldu. Bu destanın adı da 

Laik, Demokratik Türkiye Cumhuriyetidir… 

Sevgili Perpa’lılar,

Ulu Önder Atatürk’ün 29 Ekim 1923 tarihinde ilan ettiği Cumhuriyet, Türk milletine bırakılmış en büyük miras ve vazgeçilmez bir değerdir.

Ulusumuz saltanatın yıkılmasından sonra, Cumhuriyetle birlikte ulusal bir devletin onurlu, özgürce düşünebilen ve eşit haklara sahip yurttaşları haline gelmiş, insan hakları evrensel bildirgesinde yazılı olan haklara kavuşarak,  “bütün insanlar  özgür doğar, herkes ırk, renk, cinsiyet, dil ve din farkı ve ayrımı gözetilmeksizin eşittir” ilkesini benimseyerek, seçme ve seçilme hakkı ile birlikte devletin tek ve gerçek sahibi olmuştur. 

Bugün, Cumhuriyetin ve Demokrasinin ne olduğunu öğrenmek ve görmek için Ortadoğu coğrafyasına ( Irak, Libya, Mısır, Yemen, Suriye ) bakmak, yeterli olur. Bitmeyen savaşlar eksik olmayan ölüm ve gözyaşları…

Bu nedenle, bizlere ve gelecek nesillere düşen en önemli görev; Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve Milletiyle, bölünmez bütünlüğünü savunmak, Atatürk ilke ve İnkılaplarını,  koruyup kollamak, iç ve dış tehditlere karşı duyarlı olmaktır. 

Unutmayınız ki; Laik, Demokratik Türkiye Cumhuriyeti bu güzel vatanın bölünmez bütünlüğünün çimentosudur. 

Türkiye, yaklaşık 2 milyar nüfusa sahip İslam dünyasında, Laik ve Demokratik Cumhuriyet ile yönetilen tek çağdaş ülkedir. 

Asla unutmayalım…

Cumhuriyet Beynimizdir…

Cumhuriyet Yüreğimizdir…

Cumhuriyet Özgürlüğümüzdür…

Asla Vazgeçmemeliyiz…

30 Ekim 1923 sabahı,  Cumhuriyet’in ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’in ilk gününde, Cumhuriyet’in ilk başbakanına kendi el yazısı ile yazdığı mektubunda şöyle diyordu: “Bize, geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı, yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız, kaderin bizim kuşağımıza yüklediği bir görev bu, özgür bir toplum oluşturmak, çağdaşlaşmak, bu ideali gerçekleştirmek zorundayız, bu görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim,  Allah yardımcımız olsun.”

Hiç kimse unutmasın ki, bu güzel Vatan’ı bir koltuk uğruna bütün değerlerinden vazgeçenler kurtarmadı, aksine Türkiye Cumhuriyet’ini uğrunda canlarını ve aşklarını feda edenlerle, önce vatan diyen kahramanlara borçluyuz. Bize emanet edilen Cumhuriyet, bütün bedelleri ödenmiş bir hayat pınarıdır. Suskunluğumuz, susuzluğumuza dönüşmeden; vakit, yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Atatürk’ün ilke ve devrimleri… diyerek haykırma vaktidir. Cumhuriyeti bekleyen tehlikelerle mücadele etmenin tek yolu, Cumhuriyete ve onun kuruluş felsefesine daha sıkı bağlanmaktır. 

Terörün olmadığı, askerlerimizin şehit düşmediği, canlı bombaların kendini patlatıp katliam yapmadığı, Cumhuriyet düşmanlarının darbe yapmadığı bir Türkiye umuduyla;

96 yıl önce büyük mücadelenin başarılmasında ve Laik Demokratik

Türkiye Cumhuriyetin Kurulmasında emeği geçen, başta Büyük 

Önder Atatürk olmak üzere ve bu uğurda hayatlarını kaybeden, 

kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi, bugün bir kez daha rahmet ve şükranla anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.

Hepinizin Cumhuriyet Bayramını tekrar kutluyorum.

Saygılarımı sunarım.

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA DUYURULAR

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

İşgalden Kurtuluşa İstanbul Fotoğraf Sergisi Açıldı

İşgalden Kurtuluşa İstanbul Fotoğraf Sergisi Açıldı

İşgalden Kurtuluşa İstanbul

İşgalden Kurtuluşa İstanbul

İşgalden Kurtuluşa İstanbul Fotoğraf Sergisi

”İşgalden Kurtuluşa İstanbul” Fotoğraf sergisi açıldı. Yazar Atilla Oral’ın ”İşgalden Kurtuluşa 1918-1923 İstanbul” kitabının tanıtım standı ve ilk kez yayınlanan belgelerle işgal yıllarını anlatan fotoğraf sergisi Perpa 8. Kat Atatürk Büstü önünde açıldı.

İşgal İstanbul’u 1918-1923 adlı sergiyi 5 Ekim 2019 Cumartesi gününe kadar gezebilirsiniz. Ayrıca Yazar Atilla Oral, İşgalden Kurtuluşa İstanbul ve Sömürge Valisi Charles Harington’un Anıları adlı kitaplarını imzalıyor.

İşgalden Kurtuluşa İstanbul

İşgalden Kurtuluşa 1918-1923 İstanbul

İşgalden Kurtuluşa İstanbul

İlk kez yayımlanan anı, belge ve fotoğraflarla, İşgal İstanbul’lu, 1918-1923 İşgalden Kurtuluşa 1918-1923 İstanbul adlı bu eser, İstanbul ve civarında işgal yıllarında yaşanan olayları konu alıyor. İlk kez yayımlanan, orijinal fotoğraf ve belgelerle kapalı kalmış bir tarih, görsel yönüyle sergileniyor.

İşgal Yıllarında İstanbul

İşgal Yıllarında İstanbul

Anadolu’da Kurtuluş Savaşı’nın devam ettiği yıllarda, İstanbul ve civarında neler yaşandığını görsel bir zenginlikle anlatıyor. Birçoğu işgalcilerin çektiği 1918-1923 yıllarına ait çok sayıda fotoğrafla işgal İstanbul’unun bilinmeyen yönleri ele alınıyor.

Atilla Oral

Atilla Oral

Atilla Oral

Atilla Oral (d. 3 Kasım 1962, Karamürsel) Türk tarihçi ve yazar.
1962 yılında Kocaeli ili Karamürsel ilçesinde doğdu. 93 Harbi sonrasında Karamürsel’de iskan edilen Saraybosna göçmeni aileye mensuptur. İlk ve orta öğrenimini Kocaeli ili Hereke beldesinde, lise öğrenimini ise İzmit’te tamamladı.
İstanbul Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden mezun oldu. Askerlik görevini Ankara’da, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda asteğmen olarak yaptı. Evli ve iki çocuk babasıdır. Serbest araştırmacı ve yazardır.
İşgal Yıllarında İstanbul

İşgal Yıllarında İstanbul

Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait eski fotoğraf koleksiyonu yapmaktadır. Kurucusu ve yöneticisi olduğu Demkar Yayınevi’nde yayıncılık faaliyetlerini sürdürmektedir. Osmanlı Devleti’nin son yılları, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet Dönemi, Atatürk Devrimleri ile ilgili çeşitli konular üzerinde belgelere dayanan araştırmaları mevcuttur.
Türk ticaret ve sanayi tarihi ile ilgili araştırmaları çeşitli gazete ve dergilerde makale olarak yayınladı. Özgür Kocaeli Gazetesi’nde yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır.
İşgal Yıllarında Beyazıt İstanbul

İşgal Yıllarında İstanbul

Atilla Oral Eserleri

Atatürk ve İktisadi Kalkınma (2006)

“Tarihin ve tecrübenin süzgecinden artakalmış bir gerçek vardır. Türk tarihi incelenirse, gerileme ve çöküntü nedenlerinin iktisadi sorunlara bağlı olduğu görülür. Kazanılmış zaferlerin ve uğratılmış başarısızlıkların tümü iktisadi durumla ilgilidir.”

“Milletimiz, düşman ordularını mahvetmiştir. Tam bağımsızlık için şu kural vardır: Milli egemenlik, mali egemenlikle desteklenmelidir. Bizleri bu hedefe götürecek tek kuvvet ekonomidir. Siyasi ve askeri muzafferiyetler ne kadar büyük olursa olsun, iktisadi zaferlerle taçlandırılmadıkça payidar olamaz.”

“Ekonomi her şey demektir. Yaşamak ve mutlu olmak için ne lazımsa, hepsi demektir. Tarım demektir, ticaret demektir.”

“Bence yeni hükümetin icraat politikası, iktisadi programından çıkmalıdır. Çocuklarımızı da ticaret sanayi ve tarımda verimli olabilecek biçimde yetiştirmeliyiz.” (17.2.1923)

İşgal Yıllarında İstanbul Beyoğlu

İşgal Yıllarında İstanbul Beyoğlu

  • Kuva-yı Milliye (2007)
  • Üsküdar Faciası (2008)
  • Atatürk ve Kocaeli (2009)
  • Selim Sırrı Paşa (2010)
  • Şakir Zümre (2012)

Nuri Killigil (2016)

İlk kez yayımlanan fotoğraf ve belgelerle,

Nuri Paşa (Killigil) sabotajı!..

1911-1912 Türk-İtalyan Savaşı ve Teğmen Nuri Bey’in Trablusgarp hatıraları.

I. Dünya Savaşı’nda Afrika Grupları Kumandanı Nuri Paşa’nın faaliyetleri.

Kafkas İslam Ordusu Kumandanı Nuri Paşa ve 15 Eylül 1918, Bakü zaferi.

Kurtuluş Savaşı yıllarında Nuri Paşa ve Erzurum’da kurduğu “İş Ocağı”

Nuri Paşa’nın kardeşi Ertuğrul ve Almanya’da aldıkları çinicilik eğitimi.

1925’te Nuri Paşa’nın kurduğu “Kütahya Çini İşleri Türk Anonim Şirketi”

1926’da Nuri Paşa’nın Kütahya’da kurduğu “Çini ve Seramik Fabrikası”

Nuri Paşa’nın Polonya’dan aldığı silah – cephane tasarımı patentleri.

Türkiye’nin İlk Endüstriyel Silah Tasarımcısı Nuri Paşa’nın projeleri.

Nuri Killigil’in Karaburun civa madeninden çıkan binlerce yıllık tarih.

Nuri Killigil, Zeytinburnu Silah ve Cephane Fabrikası’nı nasıl kurdu?

Nuri Killigil, Sütlüce’deki Silah ve Cephane Fabrikası’nı nasıl kurdu?

Seri ve endüstriyel üretilen Nuri Killigil tasarımı uçak bombaları.

Tasarım ve uygulaması Nuri Killigil’e ait el bombası: “Nuri Tevhit”

II. Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası ile Führerşinas burjuvazimiz.

Nuri Killigil’in Mısır ve Suriye’de kurmaya çalıştığı silah fabrikaları.

Nuri Killigil hakkında uydurma yazılar, tarihçi ve yazar sabotajları.

Askeri depolardan silah çalan Yahudi silah ve cephane kaçakçıları.

İstanbul’dan İsrail’e silah ve cephane kaçıran gizli Yahudi örgütleri.

Türkiye’ye gönderilen ABD Askeri Yardım Malzemesi ve çıfıt amacı.

İki akın bir arada: Filistin’e Yahudi akını, Türkiye’ye ABD yardımı akını.

Nuri Killigil’in Mısır, Ürdün ve Suriye için imal ettiği silah ve cephaneler.

Türk Savunma Sanayii’nde Özel Sektör ve Nuri Killigil nasıl yok edildi?

Sütlüce infilâkında şüphe veren ayrıntılar? Yahudi sabotajı ihtimalleri.

İstanbul Yahudileri Taksim’deki Alman Sarayı’nı neden satın almak istedi?

1949 TBMM kapalı oturum tutanakları neden devlet sırrı gibi saklanıyor?

Nuri Paşa’ya Müftülük sabotajı: Müftü’nün cenaze namazı kılınmaz fetvası!

Sabotaj kurbanı Nuri Paşa için yapılan imamsız ve hocasız cenaze töreni!

Nuri Killigil Fabrikası Şehitliği neden yıllardan beri harap bir halde duruyor?

İlk kez yayımlanan ve bilinmeyen fotoğraflarla Nuri Killigil ve aile fertleri.

  • Atatürk’ün Sansürlenen Mektubu (2012)

Charles Harington (2013)

İlk kez yayımlanan anılar ve belgelerle

İşgal İstanbul’u (1918-23)

General Sir Charles Harington’ın Türkiye anıları. (Çeviri: İrfan Seyrek)

Harington’ın yazmadığı ve yazamayacağı gerçekler.

Kuva-yı Milliye İngilizlere nasıl meydan okudu?

Vahdettin ve damadının İngilizlerle yaptığı gizli antlaşma.

İngiliz donanması en büyük fabrikamızı nasıl yok etti?

Harington’ın İstanbul’da kurduğu casusluk teşkilatı.

Nemrut Mustafa’ya taş çıkaran İngiliz mahkemesi.

Vahdettin’in Türk sığınmacılara inanılmaz ihaneti.

İzmir Marşı söyleyenler Divan-ı Harp’te nasıl yargılandı?

90 yıl önce yayımlanan Kurtuluş Savaşı’nın ilk tarihçesi

Haseki Sultan Hamamı’nın utanç veren, ibretlik tarihi.

Vahdettin, Taksim Camisi’ni gayrimüslimlere nasıl sattı?

Amerikalılar, kiraladıkları camiyi çökertip nasıl kaçtılar?..

Vahdettin, Mimar Sinan’ın şaheserini nasıl yıktırdı?..

Müslüman Mezarlıkları Padişah fermanı ile nasıl satıldı?

Vahdettin’in Kasımpaşa-Beyoğlu Müslümanlarına ihaneti!

Şinasi’nin mezarı, apartmanların altında nasıl kaldı!..

Vahdettin, tarihi Lâleli Medresesi’ni nasıl yok etti?

Ayazpaşa Mezarlığı gayrimüslimlere nasıl satıldı?

Ağa Camisi satılmaktan son anda nasıl kurtuldu?

Vahdettin’in Kur’an-ı Kerim ve Hadis meali yasağı?

Harington, tarihi Ermeni Mezarlığı’nı nasıl yok etti?

Vahdettin, Madalya ve Nişan geleneğini nasıl rezil etti?

Camilerimizde ilk kez Türkçe okunan Cuma Hutbesi.

Harington, Türklerle savaşmayı neden göze alamadı?

”İslâm Halifesi” beş karısını düşmana nasıl emanet etmiş?.

Harington’ın Sultan Vahdettin’i kurtarma operasyonu.

Velid Bey’den General Harington’a tokat gibi mektup!..

Vahdettin kurtarıcısı Harington’a nasıl teşekkür etti?

Fenerbahçe İşgalcilere son darbeyi nasıl vurdu?

  • İşgalden Kurtuluşa İstanbul (2013)
  • Can Kıraç’ın Canhıraş Mektubu (2014)

Derlediği kitaplar

  • Kocaeli Tarih ve Rehberi, Rıfat Yüce (2007)
  • Yörük Ali Efe, Şükrü Oğuz Alpkaya (2009)
  • Kurtuluş savaşı anıları, Niyazi Yelkencioğlu (2010)
  • Kazım Özalp (2011)

Yayına hazırladığı kitaplar

  • İzmit Mutasarrıflığı, Vital Cuinet (2012)
  • Trakya’da Bir Savaş Fotoğrafçısı, Herbert F. Baldwin (2012)
  • Türkiye’de Gezintiler, Wilhelm Endriss (2014)
  • Atatürk ve Hekimler, Prof. Dr. Metin Özata (2015)
  • Arifiye Köy Eğitmenleri Tarihi (2015)

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA DUYURULAR

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Deprem Farkındalığı Eğitimi

Deprem Farkındalığı Eğitimi

Deprem Farkındalığı Eğitimi

Deprem Farkındalığı Eğitimi

Toplumsal Afet Derneği ve Şisli Kent Konseyi ile birlikte düzenlediğimiz Deprem Farkındalığı Eğitimi 1 Ekim Salı günü saat 14:00 ile 16:00 saatleri arasında Persiad toplantı salonunda gerçekleşecektir..

Acil durumlar karşısında alınması gereken önlemlerin anlatılacağı bilinçlendirme toplantısına davetlisiniz.

Yer: Persiad Toplantı Salonu

Tarih: 1 Ekim 2019 Salı
Saat: 14:00-16:00

İletişim: 0212 222 38 13   persiad@persiad.org.tr

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA DUYURULAR

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Geçmiş Olsun İstanbul

Geçmiş Olsun İstanbul

Geçmiş Olsun İstanbul

Geçmiş Olsun İstanbul

İstanbul’da saat 14:00’te şiddetli bir deprem oldu. Silivri açıklarında meydana gelen depremin büyüklüğünü AFAD 5.8 olarak açıkladı. Deprem sonrası okullar ve hastaneler tahliye edildi. İnternet kesildi, herkes yakınlarını aramak için telefonlara sarılınca operatörler kilitlendi. İstanbul Valiliği kentte meydana gelen 5.8’lik deprem nedeniyle ilk ve orta dereceli okulların tatil edildiğini açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremde 8 kişinin yaralandığını açıkladı.

İstanbul’da saat 13.59’da deprem meydana geldi. 5.8 büyüklüğündeki deprem silivri açıklarında ve yerin 6.99 kilometre derinliğinde meydana geldi. Depremin Silivri’ye uzaklığının 21,68 kilometre olduğu belirtildi. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi de depremin büyüklüğünü 5.7 olarak açıkladı.  

Şiddetli sarsıntının ardından İstanbullular sokaklara çıktı. Okullar, hastaneler ve AVM’ler hızla tahliye edildi. İnternet kesildi, herkes yakınlarını aramak için telefonlara sarılınca operatörler kilitlendi. Büyük paniğin yaşandığı kentte artçı sarsıntılar devam ediyor.

İSTANBUL’DA OKULLAR TATİL EDİLDİ

İstanbul Valiliği kentte meydana gelen 5.8’lik deprem nedeniyle ilk ve orta dereceli okulların tatil edildiğini açıkladı.

İstanbul Valiliği’nden yapılan açıklamada ‘’Deprem nedeniyle ilimizdeki ilk ve orta dereceli okullarımızda tedbiren bugün eğitimin geçici olarak tatil edilmesine karar verilmiştir’’ denildi. 

SİLİVRİ DEVLET HASTANESİ BOŞALTILDI 

İstanbul’da yaşanan depremin ardından Silivri Devlet Hastanesi güvenlik nedeni ile boşaltıldı. Hasta ve hasta yakınları devlet hastanesi bahçesinde beklemeye devam ediyor.  Öte yandan hastaneye yakın bir binanın çatısının yıkılması sonucu 5 kişi yaralandı. Yaralılar hastanelere kaldırıldı.

PERPA HABERLERİ   

PERPA DUYURULAR

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Türk Dil Bayramı

Türk Dil Bayramı

Türk Dil Bayramı’nın 87. yılı! Türk Dil Bayramı nedir, önemi ne?

Türk Dil Bayramı

Türk Dil Bayramı

Türk Dil Bayramı

Türk Dil Bayramı, Türk Dili Kurultayı’nın açılış günü olan 26 Eylül 1932 tarihinden bu yana kutlanıyor. Kökenleri tarihin çok eski dönemlerine uzanan dilimizin için kabul edilen Türk Dil Bayramı’nın bu yıl 87. yılını kutluyoruz.

Türk Dil Bayramı nedir, önemi ne?

Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği üzerine dil işlerini yürütecek bir oluşumun kurulmasına karar verilmesi ile birlikte ilk kez 12 Temmuz 1932 tarihinde Türk Dil Kurumu kurumu kuruldu. Sonrasında ise düzenlenen Türk Dili Kurultayı ise 26 Eylül’ü Dil Bayramı ilan etti.

DİL BAYRAMI TARİHİ

Türk Dil Bayramı

Türk Dil Bayramı

Bir milletin var olabilmesi için dilin en önemli unsur olduğuna inanan Atatürk, 11 Temmuz 1932 tarihinde bir akşam yemeğinde masadakilere dil işlerine yoğunlaşılması gerektiğini söylemesi üzerine Türk Dili Tetkik Cemiyeti adında 12 Temmuz 1932 tarihinde Türk dili ile ilgilenen bir kurum kuruldu.

Samih Rifat, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri İçişleri Bakanlığına giderek başvuruda bulunmasıyla kurulan kurumun adı sonradan Türk Dil Kurumu olarak değiştirildi. Kurumun oluşturulduktan sonra Türk Dil Kurultayı, birçok bilim adamı, gazeteci, yazar, devlet adamı ve sanatçı gibi dönemin önde gelenleri katılır. Türk Dil Kurultaylarının Türk dilinin gelişmesi, özleşmesi, zenginleşmesi konusunda önemli bir yeri vardır.

Karamanoğlu Mehmet Bey

Karamanoğlu Mehmet Bey

Karamanoğlu Mehmet Bey

Karamanoğlu Mehmet Bey, 13 mayıs 1277 tarihinde Konya’da ünlü dil fermanını yayınlayarak, türkçenin yeniden devlet dili olmasını sağlamıştır. Mehmet Bey fermanında “Şimdengeru, divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste ve meydanda türkçeden gayri dil kullanılmaya… uymayanların boynu vurula….” diyerek türkçenin ve türklüğün Anadolu’da ve yeryüzünde ebediyen yaşamasında öncü olma şerefine erişmiştir.

Bu suretle resmi devlet işlerinde kullanılan arapça ve farsçanın hâkimiyetine büyük bir darbe vurulmuştur. Mehmet Bey’in fermanı türk kültür tarihinin önemli olaylarından biridir. Günümüzde 13 mayıs tarihi her yıl Karaman’da dil bayramı olarak kutlanmaktadır.

Selçuklu’nun yıkılma döneminde dertlerini anlatmak için saraya giden ahali ne sultanla ne de vezirle anlaşabilmişlerdi. Saray türkçe bilmiyordu. Ancak bir tercüman vasıtası ile anlaşabilmişlerdi. Osmanlı’nın yıkılma dönemi de aynıdır. Saray osmanlıca denen arapça, farsça, türkçe karışımından oluşan garip bir dil kullanıyordu ve halk bu dili anlamıyordu. 

Atatürk, türk dilinin yabancı sözcük ve kuralların istilasından kurtarılıp milli ve çağdaş bir dil haline getirilmesi amacıyla 12 temmuz 1932’de Türk Dili Tetkik cemiyeti (Türk Dil Kurumu)’ni kurmuştur. 

Cemiyetin kuruluşuyla birlikte çalışmalara hızla devam edilmiş, 26 eylül 1932’de istanbul dolmabahçe sarayı’nda türk dil kurultayı toplanmıştır. Kurultaya, çok sayıda bilim adamı, yazar, öğretmen, gazeteci, sanatçı ve devlet adamı katılmış, atatürk, kurultayı baştan sona kadar izlemiştir.

Türk Dil Kurultayı’nın toplandığı tarih olan 26 eylül, ülkemizde türk dil bayramı olarak kutlanmaktadır.

Türk tarihimizde ilk kez dile dayalı kapsamlı kültür hamlesi gerçekleştirilmiş, türkçe sadece devlet dili değil, aynı zamanda eğitim, bilim, kültür ve sanat dili de olmuştur. Bunu sağlayan hiç şüphesiz Mustafa Kemal Atatürk ‘tür.

Tûran’ın bir ili var

ve yalnız bir dili var.

başka dil var diyenin,

başka bir emeli var.

(bkz: ziya gökalp)

”Türk milletinin dili türkçedir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve kolay olabilecek bir dildir. Onun için her türk, dilini çok sevip onu yükseltmek için çalışır. Bir de türk dili, türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü türk milleti geçirdiği sonsuz felaketler içinde ahlakını, göreneklerini, anılarını, çıkarlarını kısacası; bugün kendisini millet yapan her niteliğinin, dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili, türk ulusunun yüreğidir, beynidir.”

Mustafa Kemal Atatürk

Kaynaklar

Sözcü

Ekşisözlük

Türk Dil Bayramı Kutlu Olsun.

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA DUYURULAR

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Incoterms 20120 Eğitimi

INCOTERMS 2020 Eğitimi Dış Ticaret Teslim Şekilleri

INCOTERMS 2020 Eğitimi, INCOTERMS Milletlerarası Ticaret Odası (ICC-International Chamber of Commerce) tarafından oluşturulan ve uluslararası ticarette teslim şekillerini belirleyen kurallardır.

INCOTERMS 2020 Eğitimi

Incoterms 2020 Eğitimi

Incoterms 2020 Eğitimi

INCOTERMS 2020 Eğitimi, INCOTERMS Milletlerarası Ticaret Odası (ICC-International Chamber of Commerce) tarafından oluşturulan ve uluslararası ticarette teslim şekillerini belirleyen kurallardır. Bu kurallar ithalatçı ile ihracatçı arasındaki uluslararası ticarette masrafları ve sorumluklulukları düzenlemektedir. En son 2010 senesinde değişiklik yapılan INCOTERMS kuralları 2019 yılı Eylül ayı ortasında güncellenmiştir.

INCOTERMS 2020 ile şu konularda yenilikler gelmektedir;

INCOTERMS 2020

INCOTERMS 2020

Ana değişikliklerden biri, EXW ve DDP kurallarının içeriğinde muhtelif değişiklikler bulunmaktadır.

FCA teslim şeklinin bir önceki versiyonunda yer alan bazı kısımlar daha açık hale getirilmiştir.

DAT teslim şekli uygulamadan kaldırılmıştır.

DPU (Delivered at Placed Unloaded) yeni bir teslim şekli olarak tanımlanmıştır.

INCOTERMS 2020 değişiklikleriyle ilgili eğitimlerimiz hakkında detaylı bilgi için lütfen iletişime geçiniz.

Eğitim İçeriği:

Uluslararası Ticarette Teslim Şekilleri

Uluslararası Ticarette Teslim Şekilleri

-Dış Ticarete Yön Veren Yerel Kuruluşlar

-Satış Sözleşmeleri

-Uluslararası Ticarette Teslim Şekilleri INCOTERMS 2020 (Yeni)

-INCOTERMS 2010 ile 2020 arasındaki farklar (Yeni)

-Teslim Şekillerine Toplu Bakış

-Deniz Taşımacılığında Kullanılan Masraflarla İlgili Bazı Terimler ve Kısaltmalar

-INCOTERMS 2020 Dışında Uygulamada Karşılaşılabilen Diğer Bazı Teslim Şekilleri

-Taşımacılık Türlerine Genel Bakış

-Lojistikte Temel Operasyonel Amaçlar

-İhracatta Fiyatlandırma, FOB’laştırma, Navlun ve Ek Maliyetler

-FOB’laştırma ve Navlun maliyet hesaplaması Örnek Uygulama

Eğitim Tarihlerimiz:

İthalat İhracat Inovakademi

İthalat İhracat

Eğitim Saati: 09:30 – 16:30

Eğitim Süresi: 1 Gün (6 Saat)

Eğitim yeri ve tarihi için lütfen arayınız

-Eğitim ücretine KDV, dijital ders notu, coffee-break ikramlar ve katılım sertifikası dahildir.

-2 kişi katılımlarda % 5, 3 kişi ve üzeri katılımlarda % 10 indirim uygulanmaktadır

Eğitmen: Hüseyin TEKGÜÇ

Adana İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinden 1979 yılında mezun olan Hüseyin TEKGÜÇ, aynı yıl iş hayatına Uluslararası Taşımacılık Sektöründe başlamış, Unipac Ambalaj’da Güney Anadolu Bölge Müdürü, Filiz Gıda A.Ş. Dış Ticaret Müdürü, Akpa Tekstil A.Ş. İhracat Uygulama Müdürü, Ekinciler Dış Ticaret A.Ş. Finansman ve Kambiyo Müdürü, Kastamonu Entegre Ağaç San. A.Ş. Dış Ticaret’ten sorumlu Genel Müdür Yardımcısı, Coşkun Orman Ürünleri San. A.Ş.’de Dış Ticaret Danışmanı, Orma A.Ş.’de Satış Müdürü olarak çalışmıştır.

2001’den bu yana profesyonel çalışma hayatının yanı sıra, dış ticaret konusundaki bilgi ve deneyimlerini eğitmen ve danışman olarak paylaşmaktadır. Başta KOBİ’ler olmak üzere firmalara dış ticarette karşılaştığı sorunların çözümü konularında danışmanlık hizmeti vermektedir.

Ücret ve Detaylı bilgi için lütfen arayınız.

İletişim: 

Gökhan EROL
e: gerol@inovakademi.com
g: 05337611934
t: 02129396301
f: 02129247002

INCOTERMS NEDİR ICC INTERNATİONAL COMMERCİAL TERMS

INCOTERMS Nedir?

INCOTERMS, ICC’nin ithalat ve ihracatta teslim şekilleri üzerine oluşturduğu kavramların ”International Commercial Terms” kısaltılmış ismidir.

INCOTERMS Geçmişi

Uluslararası Teslim Kuralları

ICC ilk olarak 1936 yılında ithalat ve ihracat için uluslararası ortak kavramlar ve kurallar yayımladı. ”International Commercial Terms” sözcükleri kısaltılarak kısaca INCOTERMS olarak adlandırıldı.

Paris merkezli Milletlerarası Ticaret Odası (ICC – International Chamber of Commerce) tarafından kuralları düzenlenen “Incoterms–2010”, milletlerarası ticari anlaşmazlıkları, uyuşmazlıkları ve hukuksal ihtilafları düzenlemek ve alıcı ile satıcının para ve zaman kaybını önlemek amacıyla, bazı kurallar getirmiştir. Bu düzenlemeleri ilk kez 1936’da “INCOTERMS” adıyla yayımlamıştır. Son düzenlemeler ise 2010 yılında gözden geçirilerek yeniden düzenlenmiştir.

Düzenlenecek olan sözleşme veya dokümanda (mesela proforma fatura) teslim şekline atıfta bulunulacağında, anlaşılan teslim şeklinin kod harfleri ve yanına da malların satıcıdan alıcıya devrinin gerçekleştirileceği yer adı yazılır. Teslim yeri bir liman olabileceği gibi,  hava alanı, demiryolu istasyonu, nakliyecinin deposu veya satıcının işyeri gibi yerler olabilir. Örneğin, EX Works Gebze, FOB Mersin Limanı, DDU Moskova…

Teslim Şekilleri – Incoterms 2010

1-İşyerinde Teslim / Ex Works (EXW)

2-Taşıyıcıya Masrafsız / Free Carrier (FCA)

3-Taşıma Ödenmiş Olarak / Carriage Paid To (CPT)

4-Taşıma ve Sigorta Ödenmiş Olarak / Carriage and Insured Paid To (CIP)

5-Terminalde Teslim / Delivered At Terminal (DAT)

6-Belirlenen Yerde Teslim / Delivered At Place (DAP)

7-Gümrük Vergileri Ödenmiş Olarak / Delivered Duty Paid (DDP)

8-Gemi Doğrultusunda Masrafsız / Free Alongside Ship ( FAS)

9-Gemide Masrafsız / Free On Board (FOB)

10-Masraflar ve Navlun / Cost and Freigh (CFR)

11-Masraflar, Sigorta ve Navlun / Cost,İnsurance And Freight (CIF)

Küresel ticarette yaşanan sürekli gelişmelere ayak uydurabilmek için halen INCOTERMS 2020 versiyonu düzenleme çalışmaları ICC tarafından devam etmektedir. Bu çalışmaya ICC avukatları, küresel çaptaki tüccarlar ve dünya genelindeki şirket temsilcileri tarafından katılmaktadır. Çalışmaların, dünya çapında olması ve bir dizi Incoterms kuralından, nelerin işe yarayıp nelerin geliştirilebileceğine ilişkin detaylı çalışmalar yapılması nedeniyle iki yıl süreceği duyurulmuştur.

İletişim:

Gökhan EROL
e: gerol@inovakademi.com
g: 05337611934
t: 02129396301
f: 02129247002

İnovakademi

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA DUYURULAR

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Perpa Towers Projesi İptal Gökdelenlere İzin Yok

Perpa Towers Projesi İptal

Perpa towers Projesi İptal

Perpa towers Projesi İptal

Perpa Towers Projesi İptal

Perpa Ticaret Merkezi E-5 tarafındaki araziye yapılacak olan Perpa Towers Projesi, İBB Meclis kararıyla iptal edildi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi, Okmeydanı’ndaki PERPA arazisiyle ilgili hazırlanan imar planını Eylül toplantısında oy birliğiyle reddetti. İmar Komisyonu üyeleri, İBB Meclisi’nin aldığı kararla söz konusu araziye gökdelen yapılamayacağını belirtti. Kararla birlikte Perpa arazisi için hazırlanan ve 4 gökdelenden oluşan Perpa Towers projesi iptal oldu.

Perpa Towers Projesi İptal

Perpa Towers Projesi İptal

Karaköy Perşembe Pazarı esnafını tek çatı altında toplamak amacıyla 1986 yılında kurulan PERPA Ticaret Merkezi’nin kuzeybatısında, Çevre Yolu kenarındaki açık otopark olarak kullanılan arazi için bugüne kadar birbirinden farklı imar planları hazırlandı. Arazi için hazırlanan 40’ar katlı 4 kuleden oluşan ve kamuoyuna açıklanan projenin imar planları, 2016 yılında, İstanbul 7’nci İdare Mahkemesi’nce iptal edildi. Bunun üzerine İBB söz konusu arazi için yeni bir imar planı hazırladı. 2018 yılında hazırlanan imar planları, İBB Planlama Müdürlüğü’nce, 11 Nisan 2018’de Meclise gönderildi. Yeni imar planları, Eylül 2019 toplantısında Meclis’te görüşüldü.

AVM YAPILACAKTI

Perpa'ya Gökdelen Yok

Perpa’ya Gökdelen Yok

Yeni plana göre arazi, Merkezi İş Alanları (MİA-4), rekreasyon ve dini tesis alanına alındı. Plan notlarına göre MİA-4’te iş merkezleri, banka ve finans gibi ticari fonksiyonların yönetim merkezleri, toptan ticaret, ofis-büro, çarşı çok katlı mağaza, alışveriş merkezi, otel, motel vb. konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi kültür tesisleri ile lokanta, restoran, gazino gibi eğlenceye yönelik kullanımlar, yönetim binaları, kentsel donatı ve yeşil alan yer alabilecekti.

İBB İMAR PLANLARINI UYGUN GÖRMEDİ

Perpa'ya Gökdelene İzin Yok

Perpa’ya Gökdelene İzin Yok

İBB Meclisi, 2018’de hazırlanan yeni imar planlarını uygun görmedi. Karar oy birliğiyle alındı.

İBB Meclisi İmar Komisyonu Başkanı AKP’li Yüksel Akyol, alınmış olan kararla söz konusu araziye gökdelen yapılamayacağını, meri plan şartlarının korunmasına karar verildiğini söyledi. Eski yönetim zamanında hazırlanan planlara neden ret oyu verdikleriyle ilgili soruya Akyol, “Planlar hazırlandıktan sonra başka gelişmeler oldu. İncirli- Gayrettepe- Söğütlüçeşme Metro Hattı bölgeden geçecek. Bunun için planı uygun görmedik” cevabını verdi.

İmar Komisyonu’nun CHP’li üyesi Resul Emrah Şahan ise alınmış olan Meclis kararı ile artık araziye gökdelen yapılmasının söz konusu olmadığını söyledi. Şahan “Hazırlanan planlar bölgeye yüksek yoğunluk getiriyordu. Meclis buna izin vermedi” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçimden önce 22 Şubat 2019’da PERPA’daki esnafı ziyaret edip, düzenlenen toplantıda konuşmuştu. Kaynak

İBB İmar ve Bayındırlık Komisyonu’nun Perpa ile ilgili raporları

İBB İmar Komisyonu Raporları

İBB İmar Komisyonu Raporları

Perpa’ya Metro Geliyor

Perpa’ya yapılacak gökdelenlerin iptal edilmesi ile ilgili konuşanİBB Meclisi İmar Komisyonu Başkanı AKP’li Yüksel Akyol, “Planlar hazırlandıktan sonra başka gelişmeler oldu. İncirli- Gayrettepe- Söğütlüçeşme Metro Hattı bölgeden geçecek. Bunun için planı uygun görmedik” dedi.

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA DUYURULAR

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

İstanbul’da 24 Saat Ulaşım Başlıyor Ekrem İmamoğlu

İstanbul’da 24 Saat Ulaşım Başlıyor

İstanbul'da 24 Saat Ulaşım Başlıyor

İstanbul’da 24 Saat Ulaşım Başlıyor

İstanbul’da 24 Saat Ulaşım Başlıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 30 Ağustos’ta yoğun hatlarda 24 saat ulaşımın başlayacağını açıkladı.

İstanbul'da 24 Saat Ulaşım

İstanbul’da 24 Saat Ulaşım

Metro İstanbul 24. dönem tren sürücüsü bröve törenine katılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 30 Ağustos’ta yoğun hatlarda 24 saat ulaşımın başlayacağını açıkladı.

İmamoğlu, 4’ü kadın 66 tren sürücüsünün brövelerini düzenlenen törenle verdi.

24 Saat Ulaşım İmamoğlu

İstanbul’da 24 Saat Ulaşım

Törende konuşan İmamoğlu, “Bu şehir 24 saat yaşıyor. Gece mesaisine kalandan, gece bu şehrin çok aktif olduğunu biliyoruz. Kentin her noktası birbirinden farklı. Uzun yıllardır tartışılan 24 saat üzerinden taşımanın sağlanmasıyla ilgili ne yazık ki, bir türlü başlanamayan bu uygulamayı özellikle metro hatlarında ve de çok yoğun metro hatlarında, çok yoğun otobüs hatlarında 24 saat ulaşımla ilgili 30 Ağustos gece 12’den sonra, 24 saat ulaşımı İstanbul’da başlatacağız. Bunu şimdiden müjde edelim” dedi.

Ekrem İmamoğlu

Ekrem İmamoğlu

Ekrem İmamoğlu

İmamoğlu, 2 bin 300 çalışanı olan İSPARK’ta tek bir kadın istihdamının olmamasına da dikkat çekerek, “Bu olmaz! 2 bin 300 çalışan da hiç. Kadın Genel Sekreter Yardımcımız dedi ki, ‘Hiç mi canınız sıkılmıyor erkek erkeğe baka baka akşama kadar.’ Yani bu gerçekten hoş değil. Toplumun yarısı kadın.

Biz, kızlarımızı, oğullarımızı eşit yaşasınlar diye topluma hazırlıyoruz. Bu konu önemli. Bunu çözersek inanın toplum olarak seviyemiz çok daha yukarıda olacak” diye konuştu. İmamoğlu, kız arkadaşına sahneden evlilik teklifi yapan ve teklifi kabul edilen genç tren sürücüsüne, nikahını kıyma sözü verdi.

”İstanbullu hemşehrilerim uzun zamandır 24 saat toplu ulaşım talebinde bulunuyor. İstanbul’da en önemli hatlarda 24 saat metro ve otobüs seferleri 30 Ağustos Zafer Bayramı ile başlayacak. Yarın kamuoyuna ayrıntılı açıklama yapacağım.” Dedi.

Ekrem İmamoğlu, 1970`te Trabzon’da doğdu.

Trabzon Lisesi’nden sonra İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden mezun olarak yine İstanbul Üniversitesi’nde İnsan Kaynakları ve Yönetimi bilim dalında Yüksek Lisans eğitimi aldı.

1992`de inşaat ve taahhüt işleri yapan aile şirketinde iş hayatına başladı. Bu şirkette Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Okul yıllarında amatör olarak futbol oynadı. Trabzonspor Futbol Kulübü, Trabzonspor Basketbol Kulübü ve Beylikdüzüspor Kulübü’nde yöneticilik yaptı.

2009’da CHP Beylikdüzü İlçe Başkanı oldu. 30 Mart 2014 Yerel Seçimlerinde Beylikdüzü Belediye Başkanı seçildi. Beylikdüzü’nün sosyal ve kültürel hayatında etkin rol oynayan İmamoğlu, birçok sivil toplum kuruluşuna üyedir.

31 Mart 2019 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.

Evli ve 3 çocuk babası olan İmamoğlu, 1991’den bu yana Beylikdüzü’nde yaşıyor.

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM