Sarıkamış Harekatı Sarıkamış Şehitleri

Sarıkamış Harekatı

Sarıkamış Harekatı

Sarıkamış Harekatı Sarıkamış Şehitleri

Sarıkamış Harekatı

Sarıkamış Harekatı

Sarıkamış Harekâtı (22 Aralık 1914 – 6 Ocak 1915), I.Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu ve Rus İmparatorluğu arasında Sarıkamış ve çevresinde (Oltu, Narman, Penek, Horasan, Bardız, Mecingirt, Karaurgan, Divik) gerçekleşen muharebeler olup Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri taktik hatalarıyla büyük bir başarısızlıkla sonuçlanan bir askeri girişimdir.

Savaş Öncesi

Kafkas cephesindeki muharebeler 1 Kasım’da Rus kuvvetlerinin Osmanlı sınırını geçmesiyle başlamıştır. Turklerin Rus sınırına (Sarıkamış’ın 30 kilometre güneybatısından geçerdi) en yakın birlikleri Hasankale’deki 11. Kolordu’ya bağlı 18. ve 34. tümenlerdi (11. Kolordu’nun diğer tümeni olan 33. Tümen Tutaktaydı). Hasan İzzet Paşa barış döneminde hazırlanan plana uyarak 18. ve 34. Tümenleri erkenden Erzurum’un doğusundaki Höyükler mevziine çekmiştir. 

4 Kasım’da Yusuf İzzet Beyin komutası altındaki 2. Nizamiye Tümeni Köprüköy’ün doğusunda Rus öncü kuvvetiyle çatışmaya girmiştir. Düşmanı 8 tabur piyade ve 1 alay süvari olarak tahmin etmiştir. Bu zayıf Rus kuvvetini bozguna uğratarak, yeniden Höyükler mevziine dönmek için 11. Kolordu’yu ve 9. Kolordu’nun 28. Tümenini Hasan İzzet Paşa aceleyle yeniden Rus kuvvetlerinin üzerine göndermiştir.

7 Kasım’da 1. Köprüköy muharebesi başlamıştır. Rus kuvvetleri cephe taarruzları geri atılmıştır. 8 Kasım’daki zaferden sonra Hasan İzzet Paşa kurmay başkanı Alman yarbay Guse’nin tavsiyesiyle Türk ordusunu Höyükler’e geri çekilme emrini yazdırmıştır. 11. Kolordu kumandanı Galip Paşa, geri çekilmek için bir neden olmadığını ve sebepsiz yere vatan toprağını düşmana bırakmanın Türk askerlerinin moralini bozacağını söyleyerek bu emri geri aldırmıştır. 

Bundan sonra 21 Kasım’a kadar ufak kesintiler haricinde Türk-Rus muharebeleri devam etmiştir. Türkler her tarafta Rus kuvvetlerini geri atarak Ruslardan 30 kilometre kadar araziyi geri almıştır. Fakat Hasan İzzet Paşa cephanenin azalması ve Narman tarafındaki Rus kuvvetleri hakkında abartılı bilgiler aldığı için 21 Kasım gecesi Türk ordusunu 15 kilometre geri çekilme emri vermiştir. 

İstanbul’dan Enver Paşa ve Hasan İzzet Paşa’nın altında bulunan diğer komutanlar geri çekilme kararının yanlış bir karar olduğunu Hasan İzzet Paşa’ya inandırmaya çalışsalar da başarısız olmuşlardır. 21 Kasım gecesi çıkan korkunç kar fırtınasında Türk ordusu ağır zayiata uğramıştır. Geri çekilmeden sonra askerin morali bozulmuş ve firar vakaları artmıştır. 

Ruslar Türklerin geri çekileceğini beklemedikleri için Türklere karşı taarruza geçmemişlerdir. Bu geri çekilmeden sonra muharebeler çatışma şeklinde birkaç gün devam ettikten sonra kesilmiştir. Bu gereksiz geri çekilmeden dolayı Kafkas cephesinin durumu hakkında endişeye kapılan Enver Paşa cepheyi ziyaret edip durumu yerinde görmek istemiştir. 

Meclisi Vükela (Bakanlar Kurulu) Enver Paşa’ya Harbiye Nazırı olarak başkent İstanbul’dan ayrılmaması gerektiğini söylemiştir. Bu yüzden Enver Paşa kendi yerine cepheyi teftiş etmek üzere Hafız Hakkı Paşa’yı göndermiştir. Hafız Hakkı Paşa’nın hareketinden birkaç gün sonra, kalması yönündeki ikazlara rağmen kendisi de 6 Aralık’ta Yavuz kruvazörüne binerek cepheye hareket etmiştir. 

40 bin askerden oluşan 10. Kolordu Aralığın başlangıcında Kafkas cephesine ulaşmıştır. Enver Paşa 10. Kolordu’nun yokluğuna rağmen Ruslara karşı kazanılan başarılara güvenerek, Rus ordusunun kuşatma ve imha etme planı hazırlamıştır. Hasan İzzet Paşa Enver Paşa’ya iklim ve arazi şartlarını öne sürerek kuşatma çemberinin daraltılması gerektiğini söylemiştir. 

Enver Paşa bu teklifi kabul etmiştir fakat 18 Aralık’ta Hasan İzzet Paşa Enver Paşa’ya çektiği telgrafta “orduyu bundan böyle idare için kendisinde cesaret göremediğini” söyleyerek vazifesinden affını rica etmiştir. Enver Paşa bu yüzden Hasan İzzet Paşa’nın yerine 3. Ordu kumandanlığını üstlenmiştir.

Hali hazırda dağıtılmış olan Rus ordusunu yok edip Bakü Petrollerine ulaşmak ve Alman İmparatorluğu’nun sanayi ihtiyacını karşılamak harekâtın amaçlarından biridir. Ayrıca 1877’deki 93 Harbi, Osmanlı İmparatorluğu’nun yenilgisi ile sonuçlanınca Batum savaş tazminatı olarak Rusya’ya verilmiş, Sarıkamış, Kars, Ardahan ve Artvin de Berlin Antlaşması ile Rusya’ya bırakılmıştı. Bu yurt topraklarını geri almak amacıyla, 1914 yılında dönemin Başkomutan Vekili olan Enver Paşa, 19 Aralık tarihinde “Sarıkamış Harekâtı” planlarını kurmaylarına sundu. Osmanlı ve Alman kurmay heyeti planı kabul etmiştir.

Harekât güçleri

3. Ordu kış kıyafetiyle

Doğuyu korumakla görevli ordu 3.Ordudur. Bu harekâtı uygulayacak 3.Ordu’nun 9., 10. ve 11.Kolordular ve 2.Süvari Tümeni’nden oluşuyordu. 3.Ordu karargâhı ve 9.Kolordu Erzurum Kalesi’nde yerleşmişti. 11.Kolordu Elazığ Kalesi’nde ve 10.Kolordu da Sivas’ta konuşlanmıştı.

3.Ordu

IX Kolordu – Ahmet Fevzi Paşa

X Kolordu – Albay Hafız Hakkı Paşa

XI Kolordu – Abdul Kerim Paşa

2.Süvari Tümeni

Üçüncü Ordu’nun toplam gücünün 125.000 olduğu yazılsa da bu güce savaşçı olmayan taşıma birimleri, depo alayı, askeri polis ile ulaşıldığı anımsatılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu muharip gücü eğitimli asker, yedekler ve Erzurum Kalesi’nin personeli de içinde olmak üzere 75.000 silahlı güçtür. Bu askere 73 makineli tüfek ve 218 adet top destek vermekteydi.

Cephedeki Rus-Kafkas ordusu mevcudu 100.000’di. Sayıca fazla olmamalarına rağmen ağır silah, topçu ve donanım bakımından kesin bir üstünlüğe sahiptiler. Bu mevcuda dört tane olan Ermeni Gönüllü Tugaylarından iki tugay katılmıştır. Diğer iki tugay İran Cephesinde bulunmaktaydı.

Harekâtın aşamaları

Hazırlık

Enver Paşa ve Otto von Feldmann cephe birliklerini izliyorlar.

6 Aralık’ta Enver Paşa ve Otto von Feldmann Yavuz Zırhlısına binerek Trabzon üzerinden Erzurum’a yola çıktı. 13 Aralık’ta Köprüköy’e ulaşılmıştı. Burada 3.Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa ile görüşülmüştür. Enver Paşa ve Genelkurmay İkinci Başkanı Albay Hafız Hakkı planı geliştirmişlerdir. Planın amacı Ruslara sürat­le bir darbe indirerek bir Tanenberg yaratmaktır.

Enver Paşa, Rus Kafkas Ordusunun zayıf ve özellikle çevirme manevralarına karşı çok hassas olduğunu biliyor. Osmanlı birliklerinin bu zayıflığı kullanmasını amaçlamaktaydı. Tamamen karlarla kaplı, çok yüksek dağlık ve yolsuz bir arazide o günün koşulları altında kış donatımından yoksun yaya ve atlı birliklerle yapılan bu harekât çok riskli idi ama Enver Paşa, başarıldığında Rusların bu cephede varlıklarının yok olmasının bu riske değeceğini düşünüyordu.

Enver Paşa’nın amacı kuzeyden kuşatıcı bir manevra yapılmasıydı. Kısaca 11.Kolordu ve 2.Nizamiye Süvari Tümeni düşmanı cepheden karşılayacak, 11.Kolordu Çatak-Pitkir hattından kötek istikametine ve Albay Hafız Hakkı Paşa önderliğinde 10.Kolordu Bardız istikametinde düşmanı karşılayacaktı. Bunlara destek olarak 9. ve 11.Kolorduların Sarıkamış, Selim-Sarıkamış hattına ilerlemesiyle üç taraftan geniş bir çevirme hareketine dönüşecek ve bu kıskaç altında Ruslar imha edilecekti.

Kağıt üzerindeki plana nazaran cephede malzeme ve iaşe çok noksandı. Mesela mevcut altı yıllık iaşesi için 88.000 ton buğday, çavdar ve arpa ihtiyacı olmasına karşın, Ordu ambarında 1.250 ton hububat vardı. Kışa girilmiş olduğu için erzağın gereği gibi taşınması, dağıtılması bir hayli güçtü. Bu güçlükte Rusların Karadeniz’deki donanma üstünlüğünün de payı vardı. 

Ruslar Zonguldak’ı bombalamak için 10 gemiyle denize açıldıklarında, doğuya erzak götürmekle görevli en büyük üç erzak gemisi Bahriahmer, Bezmialem ve Mithatpaşa gemilerine rast gelmiş ve onları da batırmışlardır. Bunun yanında 4.000 tonluk Derne gemisinin yine Ruslar tarafından batırılması da askerin erzaksız kalmasındaki bir diğer önemli etkendir. Bir iddiaya göre de erzağın az olması ve salgın hastalık olması Enver Paşa’nın hemen bir harekâta girişmesine sebep olmuştur.

Saldırı, 23 – 29 Aralık

Ermeni 4. tümeni Bardız Geçitinde Osmanlı Kolordusunu tutacak ve çevirme harekâtının bir kanatı hedefine geç ulaşacaktır.

22 Aralık: 11.Kolordu büyük yürüyüşüne başlar. 9.Kolordu Lafsor’a kadar uzanan ilk hedefine ulaşır. 10.Kolordu Oltu’nun Batısı-Narman hattına zorlukla ulaşır.

23 Aralık: 11.Kolordu Rusların 4.Ermeni Tümeni ile karşılaşır. 9.Kolordu Çatak-Pitkir hattına ulaşır. 9.Kolordu’ya erlerin ikmalini mahallinden yapmaları, ve cephaneyi idareli kullanmaları emredildi. 9.Kolordu’nun ikmal ve ulaştırma güçlükleri daha ikinci günden başlamış bulunuyordu. 10.Kolordu Oltu’yu ele geçirmeyi başardı.

24 Aralık: 11.Kolordu’ya düşman karşı taarruzları devam etti. 9.Kolordu Bardız’a vardı. Hafız Hakkı Paşa 10.Kolordu’ya 30.ve 31.Tümenleri kendisi ile birlikte Kosor istikametindeki Stomin Tugayının peşine takılması ve bir tümenin Bardız’a ilerlemesini emretti. 10.Kolordu’nun büyük kısmı ile Kosor istikametinde geniş bir kuşatmaya girişmesi muharebe gücünün toplanmamasına ve geç kalınmasına sebep olmuştur ve netice olarak felaketin ana nedenlerinden birisi olmuştur.

25 Aralık: 9.Kolordu Sarıkamış’a doğru geriledi. 9.Kolordu ikmal ve ulaştırma zorlukları yüzünden asker kaybetmeye başladı. Sahra toplarını beraberlerinde taşıyamaz hale gelmiştir. Plana göre 10.Kolordu’nun Kosor yolunda olması gerekiyordu, ama ağır koşullar altında Beyköy hattına erişmesi ancak gerçekleşmişti. Beyköy hattında 10.Kolordu üç kilometre yolsuz bir kar çölü olan Allahuekber Dağları’nda kendi düşmanını bulmuştu. Doğa her geçen saat 10.Kolordu kuvvetlerinin erimesine yol açıyordu.

Gerileme, 29 Aralık – 15 Ocak

Harekâtın haritası.

Saldırı kısmında açıklandığı gibi 10. ve 11.Kolordu Sarıkamış’a ulaşamadan erimiştir. 9.Kolordu tek başına Sarıkamış’a ulaşabilmiştir.

29 Aralık 1914: Sarıkamış’a girebilen 300 kişilik bir 9.Kolordu kuvveti de Ruslar tarafından geri atılmıştır. Büyük kayıplar verilmiş ve 9.Kolordu’nun mevcudu azalmıştı. Müteaddit taarruzları başarısızlıkla sonuçlandı.

6 Ocak 1915: 3.Ordu karargâhı ateş altında kaldı. Hafız Hakkı Paşa geri çekilme emri verdi.

7 Ocak 1915: Kalan güçlerin Erzurum yolundaki yürüyüşü başladı. Ordunun bu atak için görevlendirilen güçlerinden sadece %10’u başlama pozisyonuna geri çekilmeyi başardı.

10 Ocak 1915: 3.Ordu komutanlığını Enver Paşa, Tuğgeneral Hafız Hakkı Paşa’ya devrederek İstanbul’a dönmüştür.

Kayıplar

Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığına göre Osmanlı zayiatları 60.000 ve Rus zayiatları 30.000’dir. Savaşın en hazin kısmı ise Osmanlı kayıplarının bir çoğunun Ruslar ile yapılan çarpışmalarda değil de ağır soğuk hava koşulları yüzünden ölmesidir. 

Ruslar; Türklerden 200 subay, 7000 eri esir, 20 makineli tüfekle 30 topu ganimet olarak almışlardır. 5000 kişi civarında esir alınmıştır. Bunlar tahmine göre Kırımda domuz çiftliğinde çalıştırılarak ve aç bırakılarak ölmüşlerdir. Tarihçi-yazar Mehmet Niyazi, Sarıkamış Harekâtı’ndaki ölü sayısının tüm belgelerde toplamda 23.000 olduğunu, 90.000 rakamının 60.000 kayıp veren Rusların yalanı olduğunu kaydeder.

90.000 askerin öldüğü iddiası ilk olarak Sarıkamış Harekâtı’ndan sekiz yıl sonra Binbaşı Şerif Bey’in yazdığı kitapta yer almaktadır. Osman Mayatepek 75.000 muharip kuvvetin bulunduğu tarafın 90.000 askerinin ölmesinin matematiksel olarak imkânsız olduğunu ifade etmektedir.

Yenilginin Sorumlusu

Yenilginin sorumlusu hâlen tartışılmaktadır. Enver Paşa’nın Torunu Osman Mayatepek, Harekâtı şu şekilde değerlenmektedir:

“Şayet komutanlar Enver Paşa’nın emirlerini yerine getirseydi Sarıkamış zaferle biterdi. 10.Kolordu Hafız Hakkı Bey komutasında Bardız’a gitmesi gerekirken, Rus birliklerinin peşine takılıp Koşur istikametine yöneldi (30. ve 31.Tümenler). Yalnız 32.Tümen Bardız’a ilerledi. Bu hata Hafız Hakkı’nın, “zafer kazanma” ihtirası ile yolu 75 kilometre uzattığı yetmezmiş gibi, Allahuekber Dağlarını geçmeye mecbur kalmış; fırtına ve tipiye yakalanıp çok büyük zayiat vermiştir ve zamanında Sarıkamış’a intikal etmemiştir. 9.Kolordu ise 3.Ordu ile 24 Aralık’ta Bardız’da birleşir. Cephe arasındaki Rus birliklerine taarruz etmek için Kötek yönüne gidip ve Rus ihtiyat kuvvetleriyle taarruz edip Sarıkamış’a iltihak etmesi gerekiyordu. Maalesef yine evdeki hesap çarşıya uymamıştır. Bu sapmanın başlıca sebebi Hafız Hakkı Paşa’nın (10.Kolordu) 25 Aralık tarihinde Sarıkamış’ta olacağı varsayımı tamamen ile Enver Paşa’nın 10.Kolordu yalnız kalmasın diye yönünü Kötek’ten, Sarıkamış’a çevirmesi olmuştur. Netice olarak 10.Kolordu büyük zayiatla bitkin bir şekilde ancak 29 Aralık’ta Sarıkamış’a gelebilmiştir.”

Daha birçok iddia daha vardır.

Murat Bardakçı’nın “Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü” adlı kitabında Hafız Hakkı Paşa’nın kendi yazdığı bir günlükte ise şu yazmaktadır; ‘Yarabbi! Bu felâkete ben sebep oldum, yine ben tamir edeceğim’

Sonuçları

Savaştan sonra İstanbul’a dönen Enver Paşa uzun bir süre Sarıkamış hakkında herhangi bir haber, bildiri, veya yayın yapılmasını engelleyerek sansür uygulamış ve Osmanlı halkı savaşta olup bitenleri uzun yıllar sonra öğrenebilmiştir.

Ermeni gönüllü tümenleri Rus kuvvetlerinin başarısında önemli etken olmuştur. Bunlar kritik zamanlarda Osmanlı hareketlerine meydan okudu: “Osmanlı’nın gecikmesi Sarıkamış etrafında yeterli kuvvet konsantre etmesi için Rus Kafkasya Ordusu’na zaman kazandırmıştır.” Enver Paşa, Ermeniler’i suçladı ve bölgede Rusya ile aktif beraberlikte bulunduklarını söyledi.

1918 Mart ayında Brest-Litovsk Antlaşması ile Sarıkamış ve Kars geri alınmış, ama aynı yılın Ekim ayında Mondros Mütarekesi uyarınca eski sınırlara dönülmüş ve topraklar elden çıkmıştı.

Kaynak

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA DUYURULAR

PERPA TİCARET MERKEZİ

PERPA İLETİŞİM

Iraklı Bakkal

Iraklı Bakkal

Iraklı Bakkal

Iraklı Bakkal

Iraklı Bakkal

Iraklı Bakkal

Üç Amerikan Askeri Bağdat’ta bir bakkal dükkanına girerler. 

Alışveriş yaparken ‘Kahrolsun Amerika’ diye bir ses duyarlar. 

Etrafa bakınınca sesin bir papağandan geldiğini görürler. 

Bunun üzerine Iraklı bakkal amcaya ‘bu papağanı buradan yok et yarın geldiğimizde görürsek seni mahvederiz’ derler.

Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar çünkü papağanını çok sevmektedir.

Derken aklına cami imamının papağanı gelir. Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve ‘Hocam eğer sakıncası yoksa papağanları değiştirelim’ der.

Hoca kabul eder.

Ertesi gün işgalci Amerikan askerleri gelir, papağanı görürler ve kızarak:

Biz sana bunu yok edeceksin demedik mi? deyince Bakkal bu papağan o değil desede inandıramaz.

Sivri zekalı askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup olmadığını der

Ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:

Kahrolsun Amerika!!

Ses çıkmayınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:

Kahrolsun Amerika! (ses yok), Kahrolsun Amerika! (ses yok), Kahrolsun Amerika!

Papağan: Amin evlatlarım

 

PERPA HABERLERİ

PERPA TİCARET MERKEZİ

PERPA İLETİŞİM

Temizlik ve Gıda Malzemeleri İhalesi Perpa Üst Kurul

Temizlik ve Gıda Malzemeleri İhalesi

Perpa Temizlik ve Gıda Malzemeleri İhalesi

Temizlik ve Gıda Malzemeleri İhalesi

Temizlik ve Gıda Malzemeleri İhalesi

1.PERPA Ticaret Merkezi Kat Malikleri Yöneticiliği Temsilciler Üst Kurulu’nda  sürekli kullanılan temizlik malzemeleri  aşağıdaki listede belirtilmiştir.

2. İstenilen markada teklif verilmesi gerekmektedir.

3. 01  Ocak   –  31  Aralık   2021  tarihleri  arasında ücret  artışı  olmaksızın, 1 yıl  süreyle ürün ücretlerinin sabit olarak uygulanması istenilmektedir.

4. Listede  belirtilen malzemelerin  marka ve miktarı da dikkate alınarak birim ve toplam fiyatlarının belirtilerek kapalı zarf  usulü ile  30 Kasım  2020  tarihi saat  17:00’ye kadar Üst Kurul Genel Müdürlüğünde  bulundurulmasını rica ederiz.

S.No Malzeme Cinsi Markası Miktar Birim Fiyat Toplam Fiyat
1 Çaykur Rize Turist Çayı Çaykur 1 Paket /1 kg.
2 Tomurcuk Çay Çaykur 1 Kutu /125 gr.
3 Küp Şeker Balküpü 1 Paket /1 Kg.
4 Türk Kahvesi M.Efendi 1 Paket 1 1OOg
5 Nescafe Gold Nescafe 1 Paket 1 500 gr
6 Süt Tozu Coffee Mate 1 Paket 1 500gr
7 Tomurcuk Yeşil Çay Lipton 1 Paket
8 Çay (Poşet Çay) Lipton 1 PakeU1OO’Iü
9 Çay Bardağı Paşabahçe 6’1ı Paket
10 Karton Bardak (Büyük) 100’1ük
11 Karton Bardak (Türk Kahvesi) 100’1ük
12 Tahta Çay Karıştırıcı 1000’1ik
13 Rulo Havlu Selpak 1 Koli 1 24’1ü
14 Dispancer Havlu Maramet 12 Adet
15 Tuvalet Kağıdı Nergis 1 Koli/48 li
16 Tuvalet Kağıdı Solo 1 Koli
17 Çöp Poşeti (Battal Boy) Koroplast 1 Adet
18 Çöp Poşeti (Orta Boy) Koroplast 1 Adet
19 Çamaşır Suyu Domestos 1 Adet/810  gr.
20 Sıvı El Sabunu Hacışakir 1 Adet /5 Kg.
21 Bulaşık Deterjanı Pril 1 Adet / 6 Kg.
22 Islak Mendil Kamili 1 Paket
23 Cimri Içten Çekmeli Tuv.Kağıdı Kumru 1 Koli
24 Enmotin Havlu 21 CC 6.KG Kumru 1 Koli
 

25

Tuvalet için Hijyen

Poşeti/Bıçağı

 

Rulo pak

 

1 Koli

26 Plastik Kaşık 1OO’Iük
27 Plastik Çatal 1OO’Iük
28 Plastik Bıçak 100’1ük
Perpa Temizlik ve Gıda Malzemeleri İhalesi

Temizlik ve Gıda Malzemeleri İhalesi

 

PERPA Ticaret Merkezi Kat:2 No:95/A Otopark Merkezi Okmeydanı /Şişli 34384 istanbul

Tel:  (0212) 320 17 20-21-22  Fax:  (0212) 221  22 92

PERPA İHALELER    

PERPA DUYURULAR  

PERPA HABERLERİ    

PERPA TİCARET MERKEZİ    

PERPA İLETİŞİM

TEMİZLİK MALZEMELERİ

Atatürk ve Azerbaycan Türkleri Hakkında Düşünceleri

Atatürk ve Azerbaycan Türkleri Hakkında Düşünceleri

10 Kasım 2020

10 Kasım 2020

Atatürk ve Azerbaycan

Cumhuriyetimizin Kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ölümünün 82. yıl dönümünde saygı ve minnetle anıyoruz.

Atatürk ve Azerbaycan hakkındaki düşüncelerini aşağıda yayınlıyoruz.
15.10.1921 yılında güven mektubunu sunan Azerbaycan elçisi İbrahim Abilof’a Mustafa Kemal Atatürk’ün söyledikleri;

Saygıdeğer Temsilci Hazretleri,

Atatürk ve Azerbaycan

Atatürk ve Azerbaycan

Azerbaycan Türklerinin ve Sosyal Azerbaycan Şûra Hükûmetinin kardeşlik selâmına Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun ordusu adına yüce şahsınız aracılığıyla yine kardeşçe karşılık vermekle mutluyuz. Türkiye halkı, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun ordusu, Azerbaycanlıların ve temsilcisi olduğunuz hükûmetin hakkımızda gösterdiği içtenlikten mutludur. İşgâl düşüncesi ile açılmış olan Dünya Savaşını sona erdiren galipler, önerdikleri barış şartları ile vatan topraklarımızı, bağımsızlık ve özgürlüğümüzü elimizden almaya, yüzyıllardan beri İslâmın ve Türklüğün fedakâr koruyucusu olan milletimizi esir derecesine indirmeye kalkıştılar.

İki yıldır Rumeli ve Anadolu’da görülen hareketlerimiz bu zorbaca saldırıya karşı koymaktan ve her varlığın yaratılıştan sahip olduğu kendini savunma hakkını kullanmasından başka bir şey değildir. Millî sınırlarımız içinde özgür ve bağımsız yaşamak istiyoruz.

Bu haklı ve kanunî amacımızı kazanmak için uğraşıyoruz. Şu kutsal savaşta milletimiz, İslâmın kurtuluşuna, dünyada zulüm görmüş ve haksızlığa uğramış olanların rahatlığının artırılmasına hizmet etmekle övünmektedir. Milletimiz bu gerçeğin kardeş Azerbaycan’ın temsilcisi tarafından onaylandığını duymakla büyük bir mutluluk duyar.

Rumeli ve Anadolu halkı, Azerbaycan Türkü kardeşlerinin kalbinin, kendi kalbi gibi çarptığını bilirler. Bunun için getirdiğiniz selâm hediyesinin ne kadar derin ve yüce bir duygunun eseri olduğunu bilir ve bu selâmı alırken Azerbaycan Türklerinin de bir daha esarete düşmemelerini ve haklarının ayaklar altına alınmamasını istemektedirler.

Azerbaycan Türklerinin dertleri kendi dertlerimiz ve sevinçleri kendi sevinçlerimiz

Atatürk ve Azerbaycan

Atatürk ve Azerbaycan

Azerbaycan Türklerinin dertleri kendi dertlerimiz ve sevinçleri kendi sevinçlerimiz gibi olduğu için onların dileklerine ulaşmaları, özgür ve bağımsız olarak yaşamaları bizi çok sevindirir.

Türk’ün mutluluğu ve haksızlığa uğramışların kurtuluşu yolunda Azerbaycan Türklerinin de, kanını dökmeye hazır bulunduklarına dair açıklamalarınız işgâlcilere karşı Türk’ün ve haksızlığa uğramışların gücünü artıran çok değerli bir sözdür. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükûmetinin, iki kardeş millet arasındaki bağ ve ilginin daha sağlam ve dayanıklı bir şekle konulmasına bütün gücüyle çalışacağını ve bu konuda size gereken her türlü yardımları yapacağını arz ederim.

Saygıdeğer temsilci Hazretleri, Kardeş Azerbaycan Türklerinin belirttikleri içten sözlerden çok fazla duygulandığımı bir daha söyleyerek ve ordumuzun başarısı adına ortaya koyduğunuz dileklere karşı içten teşekkürlerimin kabulünü rica ederim.

Kaynak: ATAM

PERPA HABERLERİ   

PERPA TİCARET MERKEZİ

PERPA İLETİŞİM

Öğren İşten Çıkar Elon Musk

Öğren İşten Çıkar Tesla’nın CEO’su Elon Musk

Öğren İşten Çıkar Tesla’nın CEO’su Elon Musk

Öğren İşten Çıkar Elon Musk

Öğren İşten Çıkar

Öğren İşten Çıkar

Geçtiğimiz haziran ayı başında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli elektrikli otomobil üreticisi Tesla, Covid-19 salgının getirdiği ekonomik krize rağmen borsa hisselerindeki artış sonrası “dünyanın en değerli otomobil üreticisi” unvanını Japon Toyota’nın elinden almıştı.

Bu başarıda şirketin tepe yöneticisi (CEO) Elon Musk’ın payını kimse yadsıyamaz.

Daha 10-15 sene öncesinde Tesla kurulduğu zaman ABD’deki teknoloji merkezi Silikon Vadisi’nde elektrikli araçlarla ilgili bilgisi sıfıra yakın olduğu dedikoduları yapılan Musk nasıl oldu da, bu başarıyı elde etti?

Musk’ı mesai arkadaşları ise kısaca şöyle tanımlıyor: Birinden öğrenir, onu işten çıkarır ve daha iyisini yapar.

Acaba mesai arkadaşları 49 yaşındaki girişimci Musk için olumlu ya da olumsuz daha başka ne gibi tanımlamalar yapıyor?

Öğren İşten Çıkar Tesla teknoloji üreten firmaları ya da kişileri ‘kiralıyor’

Adının açıklanmasını isteyemeyen ve Musk ile uzun seneler çalışan bir yönetici ünlü CEO için Reuters Haber Ajansı’na şu sözleri sarf etti:

“Elon işinin başka bir firmaya ya da kişiye bağlı kalmasını istemez. Bazen daha iyisini yapar, bazen de daha kötü sonuçlanır. Ancak o (Musk) her zaman daha iyisini, daha hızlı ve daha ucuza yapabileceğine inanır”.

Tesla’nın yakın geçmişteki insan kaynakları tarihine baktığımız zaman Elon Musk’ın firmaya yenilik getiren birçok mühendis ya da yöneticisini “kiraladığını” görüyoruz. Tesla, sahip olmadığı bir teknolojiyi elde etmek için çoğu zaman yetenekli kişileri bünyesine kattı ancak bunların ömrü genellikle kısa oldu.

Tesla bünyesine kattığı çalışanlarıyla risk almaktan kaçınan firmaların bu özelliğinden faydalanarak hep risk aldı ve söz konusu şirketlerin önüne geçmeyi başardı.

Tesla’nın CEO’su Elon Musk

Tesla’nın CEO’su Elon Musk

“Musk önce öğreniyordu, sonra teknolojileri ilerletme stratejisine geçti”

Musk’a yakın isimler (adının açıklanmaması şartıyla konuşan) ünlü CEO’nun 2004’te Tesla’daki ipleri eline aldıktan sonra ilk işinin “öğrenme” süreci olduğunu söylüyor. Daha sonra ise gerekli diğer teknolojileri firma bünyesine katıp, bu teknolojileri ilerletme stratejisine yöneldiğini ifade ediyor.

Şu anda Imprint Advisor şirketinde çalışan Tesla’nın eski üretim zinciri yöneticisi Tom Wessner, Elon Musk hakkında, “Elon, Tesla’ya teknoloji sağlayan diğer firmalardan hep daha iyisini yapacağını düşündü. Şirkete gerekli her teknolojiyi kendisi üretmek istedi.” ifadelerini kullanıyor.

Tesla’nın CEO’su Elon Musk

Tesla’nın CEO’su Elon Musk

Musk’ın başka bir mesai arkadaşı ise Güney Afrika asıllı iş insanını şu sözlerle tanımlıyor: “Ona hayır deseniz dahi, eğer kafasına o şeyi koyduysa yapacaktır.”

İsrail merkezli Mobileye, sürücüsüz araç kullanımını sağlayan oto-pilot yazılımı geliştiren bir firma. Şirketin CEO’su Amnon Shashua, Tesla ile ortaklık anlaşması yaptıklarını ancak firmanın kendilerine ait teknolojiyi usülüne uygun olmayan şekillerde kullandığını belirtiyor. Oto-pilot alanında Tesla ile ortaklık yapan bir başka firma olan Nvidia da Musk’ın bu teknolojiyi öğrendikten sonra kendilerini kenara ittiğini ifade ediyor.

Tesla’nın CEO’su Elon Musk

Tesla’nın CEO’su Elon Musk

Teknoloji üreten küçük firmaları satın aldı

Tesla, ortaklıklara ek olarak otomasyon konusundaki uzmanlığını hızla ilerletmek için dört yıl önce bir satın alma çılgınlığı gerçekleştirdi ve isimleri pek bilinmeyen Grohmann, Perbix, Riviera, Compass, ve Hibar Systems gibi küçük ve orta ölçekli firmaları satın aldı. Özellikle Maxwell ve SilLion, Tesla’nın pil teknolojisindeki becerisini daha da artırdı.

Tesla’yı kapsamlı bir şekilde inceleyen Munro & Associates’in kıdemli danışmanı Mark Ellis, Elon Musk için şu söleri sarf ediyor: “Bu firmalardaki insanlardan çok şey öğrendi. Onların bilgisinden yararlandı, ardından da bu teknolojileri daha iyi hale getirmek için çalıştı ve çalıyor.”

Tesla’nın 2008 yılında iflas açıklayacağı konuşuluyordu. Ancak şu anda firmanın değeri 420 milyar euro’dan daha fazla.

Kaynak: euronews

PERPA HABERLERİ   

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Atatürk'ün Önerdiği 5 Kitap

Atatürk’ün Önerdiği Kitaplar Toplum Sözleşmesi

Atatürk’ün Önerdiği Kitaplar

Atatürk'ün Önerdiği Kitaplar

Atatürk’ün Önerdiği Kitaplar

Atatürk’ün Önerdiği Kitaplar

57 yıllık yaşamında katıldığı 11 savaşın içinde bile kitap okuyan Mustafa Kemal Atatürk’ün kitap önerileri

Mustafa Kemal Atatürk’ün Kitap Önerileri:

1-) Çalıkuşu – Reşat Nuri Güntekin

Romanda, İstanbullu köklü bir ailenin kızı olan çocuk ruhlu Feride’nin çok sevdiği nişanlısı tarafından ihanete uğramasıyla kendini öğretmenlik mesleğine adaması ve hayatını kazanabilmek için Anadolu’da şehir şehir dolaşması anlatılır.  Çalıkuşunda duygusal bir olayı anlatmakla birlikte toplumsal sorunlarının eleştirel olarak da ortaya koymaktadır. Çalıkuşu, Türkiye’de yeni ve modern bir dönemin başlamasını özendiren bir roman olarak kabul edilmektedir.

Atatürk'ün Önerdiği Kitaplar

Atatürk’ün Önerdiği Kitaplar

2-) Beyaz Zambaklar Ülkesinde – Grigory Petrov

Beyaz Zambaklar Ülkesinde, bataklıklardan, göllerden, granit taşlarından oluşan Finlandiya ülkesinin nasıl kalkındığının, “zambaklar ülkesi”ne nasıl dönüştüğünün hikâyesidir. Finlandiya’nın, bir avuç insanın çabasıyla ve azmiyle nasıl küllerinden doğduğunu anlatır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün, tüm öğrencilere tavsiye edilmesini ve özellikle askeri okullarda zorunlu olarak okutulmasını istediği bu kitap, herkes için bir başucu eseri niteliğindedir.

Atatürk bu kitabı askeri okulların müfredatına konulmasını emretmiştir.

3-) Belleten

Belleten, Türk Tarih Kurumu tarafından, Ocak 1937’den bu yana dört ayda bir Türkçe olarak yayımlanmakta olan, dil ve tarih konulu makalelere yer veren bir dergi.

4-) Toplum Sözleşmesi – Jean Jacques Rousseau

Jean-Jacques Rousseau; Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev’den Emile’e, İnsanlar Arasında Eşitsizliğin Kaynağı’ndan İtiraflar’a, insanlık tarihinde çığır açan Aydınlanma düşüncesinin en önemli Romantik düşünür-yazarıdır. Toplum Sözleşmesi’yse (1762) yayımlandığı günden bugüne toplumların birarada yaşayışlarına ilişkin en temel düşünce yapıtlarından biri olma özelliğini sürdürmektedir.

5-) Türkçülüğün Esasları – Ziya Gökalp

Türk düşünce, kültür ve siyaset tarihinin önemli simalarından olan Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları adlı eseriyle “Türk milletindenim” demenin ne demek olduğunu, Türk milletinin kim olduğunu, nereden geldiğini ve nereye gitmesi gerektiğini öğreten bir ilk öğretmendir. Bu çabalarıyla Türk milliyetçiliğinin zeminini de hazırlayan Gökalp, kendisine kadar dağınık bir halde gelen düşünceleri bir araya getirerek, gerçek anlamını bulan bu düşünceye Türkçülük adını vermiş ve milletin bundan sonra gideceği yolu tayin etmiştir. İmparatorluktan Millî-Devlete geçiş döneminde yaşayan Gökalp’ın, insanların kafalarının karışık olduğu bir dönemde, bu karışıklığa çözüm bulmak amacıyla Türk toplumu ve kültürü üzerine yaptığı sosyolojik, kültürel ve siyasî değerlendirmeler geçerliliğini bugün de muhafaza etmektedir.

Kaynak: Kooplog

PERPA HABERLERİ   

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Export Gateway To Africa

Export Gateway To Africa Geniş Ticaret İhracat Ağı

Export Gateway To Africa Geniş Ticaret İhracat Ağı

Export Gateway To Africa

Export Gateway To Africa

Export Gateway To Africa

EXPORT GATEWAY TO AFRICA daralmakta olan Avrupa pazarının ötesine geçerek Türkiye’nin önde gelen sektörleri için Afrika’ya uzanan geniş bir ticaret ve ihracat ağı oluşturmak ve Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ticaret hacmini artırmak amacıyla, 02-05 Aralık 2020 tarihlerinde global ticaretin merkezi CNR Expo İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek.

CNR Holding kuruluşu İstanbul Fuarcılık tarafından düzenlenen ve Türkiye ekonomisini uluslararası pazarda ileriye taşıyacak olan fuar, katılımcıları Afrikalı iş insanlarıyla buluşturarak yeni ticari bağlantılar kurmaları, bilgi paylaşımında bulunmaları, karlı yatırım ve iş anlaşmaları yapmalarına fırsat sunacak.

Fuar, katılımcılara dünyadaki küresel değişim fırsatlarından yararlanarak 100 Milyar USD’ye ulaşan yeni pazarda yer edinme imkanı sağlayacak.

35 yılı aşkın deneyimiyle CNR Holding, dünya pazarında iz bırakmak isteyen tüm katılımcıların Afrika pazarının zengin alıcı potansiyelini keşfedecekleri ideal platformda ticaret hacmini artırırken, Türkiye ve Afrika arasında kurulan uzun vadeli ve kalıcı iş birlikleri ve yatırımlarla iki ülkenin de ekonomisine büyük katkıda bulunacak.

YAPAY ZEKA SAYESİNDE DOĞRU ZİYARETÇİYLE BULUŞUN

Export Gateway Africa

Export Gateway Africa

Fuarın Afrika’nın 55 ülkesi öncelikli olmak üzere dünya çapında sürdürülen tanıtım ve pazarlama faaliyetleri, CNR Holding’in yurt dışındaki ofislerinin yanı sıra yetkili acenteleri tarafından, yüz binlerce sektörel veri tabanından oluşan uluslararası ziyaretçi ağı üzerinden yapılacak.

CNR Holding’in 2018 yılında hayata geçirdiği ve fuarların alıcı rakamlarında %106’lık bir

artış sağlayan BIA – Global Pazar İstihbarat Sistemi de 10 milyon uluslararası datayı tarayarak katılımcıların fuarda en doğru alıcılarla buluşmasını sağlayacak.

Export Gateway to Africa’nın global tanıtım çalışmalarıyla, katılımcılar 1.3 milyarlık nüfusu ile %90 İthalata bağımlı olan Afrika Pazarı’nda geniş bir alıcı kitlesine ulaşarak ihracat oranlarını artırma şansı bulacak.

PROFESYONEL İKİLİ İŞ GÖRÜŞMELERİ

Export Gateway Africa

Export Gateway Africa

Ticaret bakanlığı, ticaret müşavirlikleri ve anlaşmalı agentlarımız ile yürütülecek ortak çalışma, katılımcı profiline göre yerinde yapılacak ve yaptırılacak pazar araştırması sonrasında doğru muhataplar tespit edilerek fuar süresince profesyonel ikili iş görüşmeleri düzenlenecek. Alıcılarla katılımcılarımız doğrudan eşleştirilerek etkili iş anlaşmalarına imza atabilecektir.

Export Gateway To Africa Ziyaretçi Profili

Afrikalı;

•İthalatçılar

•Üreticiler

•Toptancılar

•Distribütörler

•Devlet Kurumları

•Dernekler

•Birlikler

•KİT’ler

•Acenteler

•Federasyonlar

•Diğer

Export Gateway To Africa Katılımcı Profili

Afrika İthalat İhracat

Afrika İthalat İhracat

•Ev tekstili & Mobilya

•Tekstil & Hazır giyim & Ayakkabı

•Gıda & İçecek

•Gıda işleme makineleri & Ambalaj

•Makine & Makine ekipmanları

•Tarım & Tarım makineleri

•Yapı & Yapı malzemeleri

•Mermer & Mermer makineleri

•Çevre teknolojileri & Enerji

•Değirmen makineleri & Teknolojileri

•Sağlık & Ağız ve diş sağlığı & Medikal ekipmanlar •Kozmetik & Kişisel bakım ürünleri

•Hijyen & Temizlik ürünleri

•Seramik, Mutfak, Banyo ekipmanları

•Turizm & Otel ekipmanları

SEKTÖRLERE GÖRE ÖNCELİKLİ ZİYARETÇİ HEDEFLENEN ÜLKELER

Afrika Ticaret Birlikleri

Afrika Ticaret Birlikleri

Etiyopya

Cezayir

Uganda

Nijerya

Fas

Kenya

Senegal

Gana Fildişi Sahilleri

Güney Afrika Cumhuriyeti

Kamerun

Tunus

Export Gateway Africa İletişim

Batuhan Ünen

Fuar Müdürü 

Tel: 0 (212) 463 78 32

batuhan.unen@cnr.net

 

Ufuk Önder 

Satış Yöneticisi

Tel: 0 (212) 463 78 39

ufuk.onder@cnr.net

CNR EXPO İstanbul Fuar Merkezi / Bakırköy İstanbul | Tel: 0 212 465 7474 Fax: 0212 465 64 50

www.exportgatewayafrica.com

CNR EXPO Ekim 2020 Fuar Takvimi

CNR EXPO Ekim 2020 Fuar Takvimi

CNR EXPO Ekim 2020 Fuar Takvimi

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER 

PERPA DUYURULAR 

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun 2020

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun

Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün, düşman birliklerini Anadolu’dan çıkarmak amacıyla başlattığı harekât sonucu işgalci birlikler Anadolu topraklarından sürüldü.

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun

Atatürk’ün başkomutanlığı sırasında yapıldığı için ”Başkomutanlık Meydan Muharebesi” adıyla da bilinen Büyük Taarruz’un başarıyla sonuçlanmasının ardından Yunan Orduları İzmir’e kadar takip edildi ve 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtarılmasıyla Türk toprakları Yunan işgalinden kurtarıldı. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terk etmesi daha sonra gerçekleşti ancak 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder. İlk kez 1924 yılında Afyon’da ”Başkumandan Zaferi” adıyla kutlanan 30 Ağustos günü, Türkiye’de 1926’dan itibaren ‘ ‘Zafer Bayramı”adıyla kutlanmaya başlandı.

TAARRUZ AFYON’DAN BAŞLADI

Zafer Bayramı Kutlu Olsun

Zafer Bayramı Kutlu Olsun

Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı sırasında Türk ordusunun işgalci kuvvetlere kesin ve son hamleyi gerçekleştirmek ve düşman birlikleri Anadolu’dan atmak için planlanmış gizli bir harekâttı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 20 Temmuz 1922’deki oturumunda kendisine dördüncü kez Başkomutanlık yetkisi verilen Mustafa Kemal Atatürk, taarruz kararını Haziran ayında aldı ve hazırlıkları gizli olarak yürüttü. Büyük Taarruz, Ağustos’un 26’sını 27’sine bağlayan gece Afyon’da başladı, Aslıhan civarında kuşatılan düşman birliklerinin, Mustafa Kemal Paşa’nın idare ettiği Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde imha edilmesi ile Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandı.

İLK KEZ ”BAŞKUMANDAN ZAFERİ” OLARAK KUTLANDI

Zafer Bayramı

Zafer Bayramı

30 Ağustos Zafer Bayramı, ilk olarak 1924’te Dumlupınar’ın Çal Köyü yakınlarında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in katıldığı bir törenle ”Başkumandan Zaferi” adıyla kutlandı. Zaferi kutlamak için iki yıl beklemenin nedeni ise, 1923 yılının yeni Türkiye için hem ulusal hem de uluslararası alanda yoğunluğun fazla olmasındandı. Dumlupınar’ın Çal Köyü’nde gerçekleşen ilk törende Mustafa Kemal, milli ruhun canlı tutulmasının önemini vurguladı ve ”Meçhul Asker Abidesi”nin temelini eşi Latife Hanım ile beraber attı.

30 AĞUSTOS ”TAYYARE BAYRAMI”

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

1926 yılından itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanan Başkumandan Zaferi’nin, 1 Nisan 1926’da kabul edilen Zafer Bayramı Kanunu’yla, 30 Ağustos Başkumandan Muharebesi gününün Cumhuriyet ordu ve donanmasının Zafer Bayramı olduğu, her yıl dönümünde bu bayram gününün kara, deniz ve hava kuvvetleri tarafından kutlanacağı belirtildi. Dönemin Savunma Bakanı Recep Peker yayınladığı bir genelge ile bayram törenlerinde neler yapılacağını detaylı bir şekilde belirtti. Hava Kuvvetlerinin ülke savunmasında önemli bir yeri olması nedeniyle, Tayyare Cemiyeti de 30 Ağustos tarihini “Tayyare Bayramı” olarak adlandırdı.

30 Ağustos Zafer Bayramı ABDULLAH GÜL İLE BİRLİKTE DEĞİŞTİ

1930 yılının ardından, Zafer Bayramı için özellikle 1960’lardan itibaren daha kapsamlı ve katılımlı bir şekilde kutlamalar yapılmaya başlandı. 30 Ağustos, Türkiye’de askeri okulların mezuniyet törenlerini yaptıkları gün oldu ve ayrıca tüm subay ve astsubay rütbe değişiklikleri bu tarihte geçerli olur. Zafer Bayramı uzun yıllar Genelkurmaybaşkanı’nın tebrikleri kabul ettiği bir bayram olarak kutlandı fakat bu durum Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Başkomutan sıfatıyla kutlamalara ev sahipliği yaptığı 2011 yılından itibaren değişti.

Mustafa Kemal Atatürk

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Profesör Doktor Aydın Sayılı İlk Bilim Tarihi Doktoru

Profesör Doktor Aydın Sayılı İlk Bilim Tarihi Doktoru

Prof. Dr. Aydın Sayılı ve Mustafa Kemal Atatürk

Prof. Dr. Aydın Sayılı ve Mustafa Kemal Atatürk

Prof. Dr. Aydın Sayılı

Yıl 1933, günlerden 28 Haziran, yer ise “Ankara Atatürk Lisesi”

Tüm öğrenciler, okula gelecek heyet için hazırlanmış ve sabırsızlanmaktadır. Kapıya siyah bir Lincoln yanaşır. İçinden Salih Bozok, Reşit Galip ve Mustafa Kemal Atatürk iner. Öğrenciler coşkuyla alkışlamaya başlar, Atatürk ise gençleri selamlayarak okula girer.

O gün okulun bitirme sınavları yapılacaktır. Son sınıf öğrencileri tek tek sınıfa alınır ve heyet karşısında sınava tabi tutulur. Atatürk de sınav komisyonunda yer almak ister ve oturur. Sınava ilk giren öğrenci olan “Orhan” ve “Oktay” heyetin ve Atatürk’ün sorularını yanıtlayıp mezun olmaya hak kazanırlar.

Hemen sonra “Aydın” isminde bir öğrenci gelir ve 1 saat kadar içeride kalır. Dışarıdaki öğrenciler Aydın’ın bu kadar uzun süre içeride kalmasına anlam veremezler. Tarih, Coğrafya, Yurt Bilgisi, o kadar çok soru sorulur ki Aydın’a onu bizzat Atatürk imtihan etmiştir. Sonunda yanındaki Reşit Galip’e dönerek “Bu genç fevkalade zeki! Bir an önce yurt dışına tahsile yollayalım!” der.

Profesör Doktor Aydın Sayılı

Profesör Doktor Aydın Sayılı

Ertesi gün Aydın makama çağrılır ve eline bizzat Atatürk’ün yazdığı gurur mektubu bir zarf içinde verilir.

Ve Aydın, Atatürk’ün isteğiyle, devlet bursuyla yurt dışına gönderilir. Amerika’da Harvard’a girer ve bilim tarihi üzerine “dünyada ilk doktora yapan kişi” unvanını kazanır. Hemen sonra Türkiye’ye gelip bilim tarihi kürsüsünü kurar.

Uluslararası Bilim Tarihi üyeliğine seçilir ve Unesco gibi birçok kurum ve dünyanın çeşitli ülkelerinden ödüller alır. Binlerce Türk gencini yetiştirir. İşte bahsettiğimiz bu “Aydın”, şu an kullandığımız 5 liranın üzerinde de bulunan Ordinaryus Profesör Dr. Aydın Sayılı‘nın ta kendisidir…

Peki Atatürk’ün bizzat imtihan ettiği Orhan ve Oktay kim midir? Hepimizin severek kitaplarını okuduğu “Orhan Veli” ve “Oktay Rıfat”…

İşte Türkiye Cumhuriyeti’nin parlak ve aydın zihinleri böyle zekice stratejiler ile ortaya çıkmış ve binbir zorlukla gönderildikleri dış dünyadan öğrendiklerini dönüp binlerce gence aktarmışlardır!

Türkiye Cumhuriyeti uğruna harcanan her alın terine

Saygı ve Minnetle…

Üniversite Yılları Bilim Tarihi Uzmanı

Üniversite Yılları Bilim Tarihi Uzmanı

Profesör Doktor Aydın Sayılı

Türkiye’de bilim tarihçiliğinin yerleşmesini sağlamış bilim adamıdır. Ordinaryüs Profesör Doktor unvanı taşır. 1942 yılında Harvard Üniversitesi’nde bilim tarihi alanında doktorasını tamamlamış olan Sayılı, dünyada bilim tarihi alanında bilinen ilk doktora derecesinin sahibidir. 2009 yılında tedavüle sürülen 5 Türk Lirası banknotlarının arka yüzünde portresi bulunur.

Profesör Doktor Aydın Sayılı Yaşamı

Beş Lira Üzerindeki Resim

Beş Lira Üzerindeki Resim

2 Mayıs 1913’te İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Abdurrahman Bey, annesi Suat Hanım’dır. Ailesinin üçüncü çocuğu idi. Babasının İran’da görev yapması nedeniyle çocukluğunun bir kısmı İran’da geçti.

İlköğrenimini İstanbul’da orta öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1933 yılında Ankara Atatürk Lisesi’ndeki mezuniyet sınavları sırasında sınav heyeti içinde cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk de yer alıyordu. Cumhurbaşkanı, gösterdiği üstün başarı üzerine bu öğrenci ile ilgilenilmesini istemişti. Millî Eğitim Bakanı Reşit Galip Bey, kendisini bilim tarihi ile ilgilenmeye yönlendirdi. Liseyi bitirdiği yıl, Millî Eğitim Bakanlığı’nın yurtdışına öğrenci göndermek için açtığı sınavı kazandı ve Harvard Üniversitesi’nde bilim tarihi okumak üzere Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderildi. George Sarton onun yetişmesinde çok etkili oldu. 1942 yılında George Sarton’un yönettiği “İslam Dünyasında Bilim Kurumları” başlıklı tezi ile Harvard Üniversitesi’nden doktora derecesi aldı. Bu doktora, dünyada bilim tarihi alanında verilen ilk doktora derecesi olarak bilinir.

1943 yılında yurda döndüğünde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nde göreve başladı. Onun göreve başlamasıyla bölüm programına tarih dersleri konuldu. 1946’da felsefe kürsüsüne Bilim Tarihi Doçenti olarak atandı. 1952 yılında Bilim Tarihi Profesörü oldu. 1952-53 ve 1956-57 yıllarında ABD hükûmeti ve Fords Vakfı’ndan aldığı burslarla 10-11 ay süreli olarak ABD’de kaldı ve araştırma yaptı. Çeşitli Amerikan üniversitelerinden aldığı teklifleri, Ankara’ya karşı sorumluluklarını yerine getirmek için reddetti. 1958 yılında Ordinaryüs Profesör unvanını aldı. Başyapıtı olan “İslam Dünyasında Rasathane ve Genel Rasathane Tarihi İçindeki Yeri” adlı eserini 1960’ta yayımladı. 1974 yılında fakültenin Felsefe Bölümü Başkanlığına seçildi; 1983’te emekli oluncaya kadar bölüm başkanlığını sürdürdü.

Sayılı, Ankara Üniversitesi’nde hizmet verdiği uzun yıllar boyunca sadece 3 doktora öğrencisi yetiştirdi. Sevim Tekeli astronomi tarihi, Esin Kahya doğa bilimleri ve tıp tarihi, Melek Dosay ise matematik tarihi alanında doktoralarını yaptı.

Üniversitedeki görevinin yanı sıra 1947’de Türk Tarih Kurumu tam üyeliğine seçilerek bu kurumda çalışmalar yürüten Sayılı, Ortaçağ Türk Tarih Kol Başkanı olarak yıllarca hizmet etti.

1961’de Uluslararası Bilim Tarihi Akademisi’nin tam üyesi oldu ve 1962’den itibaren 3 yıl boyunca bu kurumda as-başkanlık yaptı.

Üniversitedeki görevinden emekli olduktan sonra 1984 yılında Atatürk Kültür Merkezi ve Atatürk Araştırma Merkezi adlı iki yeni kurum kurulmuş, bu kurumlar Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu ile birleştirilmişti. Böylece meydana gelmiş Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu adlı kurumun dört biriminden birisi olan Atatürk Kültür Merkezi’ne başkan olarak atandı. Atatürk Kültür Merkezi adına “Erdem” adlı derginin çıkarılmasında büyük emek harcadı. 1993 yılında bu görevden emekli oldu. Henüz emekliliğinin ilk ayında iken 15 Ekim 1993 günü sokakta kalp krizi geçirerek hayatını yitirdi. Ankara Cebeci Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Profesör Doktor Aydın Sayılı Ödülleri

Sayılı, Nicolaus Copernicus üzerine çalışmaları nedeniyle 1973 yılında Polonya hükûmeti tarafından Copernicus Madalyası ile ödüllendirildi. 1977’de Tübitak Hizmet Ödülü, 1981’de İstanbul Üniversitesi Üstün Hizmet Ödülü’ne değer görüldü. 1980’de UNESCO Uluslararası Yazar Editör Komitesi’nee seçilen Sayılı, yaşamboyu verdiği hizmetlerden ötürü 1990’da UNESCO Ödülü’nü aldı.

Çalışmaları Hakkında

Sayılı, çalışmalarıyla Türklerin, İslam Dünyasının, Mısırlıların, Mezopotamyalıların ve diğer çeşitli medeniyetlerin bilime ve batı medeniyetinin oluşumuna yaptığı katkıyı ortaya koymuş bir bilim insanıdır.

Bilimsel çalışmaları sırasında Türkçeye ilgi göstermiş, emek vermiştir. Aydın Sayılı, karşılıkları hiç bulunmamış yabancı sözcüklere ve anlam karışıklıklarına yol açabilen terimlere Türkçe yeni karşılıklar bulup, bunların açıklamalarını yapmıştır. Editörü olduğu “Bilim Kültür ve Öğretim Dili Olarak Türkçe” isimli yayındaki aynı adlı makalesinde Türkçenin gelişimini açıklayan Sayılı, matematik, fizik, felsefe gibi değişik bilgi dallarını ilgilendiren bu çalışmasında, eş anlamlı, yakın anlamlı Türkçe sözcükler türetmiştir.

Sayılı, İslam Dünyasındaki gözlemevlerine ilişkin eseri ile belli başlı gözlemevlerini; bu kurumlarda hizmet vermiş belli başlı astronomları; kullanılan aletler ve söz konusu dönemdeki astronomi çalışmalarını tanıttı. Kahire’de varolduğu kabul edilen el-Mukasem adlı gözlemevinin aslında varolmadığını kanıtladı. Şam’daki Kasiyun Gözlemevi’nin yerini belirledi. İslam’ın dini ibadetleri yerine getirmede astronomiye olan ihtiyacından ötürü gözlemevinin İslam dünyasında ortaya çıkmış bir kurum olduğunu ve Batı dünyasındaki ilk gözlemevlerinin İslam dünyasındaki gözlemevlerini örnek alarak oluşturulduğunu ortaya koydu.

Sayılı, “İslam Dünyasında Hastaneler” başlıklı çalışmasıyla İslam dünyasındaki ilk yedi hastaneyi bilim dünyasına tanıttı. “Hayatta En Hakiki Mürşit İilimdir” adlı eseriyle bilim, bilimsel yöntem, bilim ve teknoloji arasındaki farklar gibi konulara tarihten örnekler vererek değindi. Atatürk’e ait “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” vecizesinin ölümsüzlüğünü kanıtlamaya çalıştı. Pek çok eserinde Batı ile Osmanlı arasındaki bilimsel ilişkileri ele aldı; İslam dünyasındaki bilimsel gerilemenin nedenlerini tartıştı. “Mısır ve Mezopotamyalılarda Matematik, Astronomi, Matematik” adlı eserinde söz konusu uygarlıkların bu konulardaki bilgilerini Klasik Yunan’daki bilgilerle karşılaştırdı. Son çalışmalarında İslam dünyasında Türklerin bilimsel faaliyetinin yeri ve önemi konusuna yoğunlaştı. Ebu Reyhan el Beyruni adlı bilim insanının Türk olduğunu ortaya koydu. Kopernik’în çalışmaları hakkında bir kitap yayımladı. Aristo ve el-Karafi’nin gökkuşağı konusundaki çalışmalarını karşılaştırmalı olarak inceledi. İbn-i Sina ve Newton’un hareket konusundaki açıklamalarının paralelliğini gösterdi.Farabi’nin boşluk hakkında görüşlerinin Batı’ya etkilerini inceledi.

Sayılı, tarih ve edebiyatla da yakından ilgilendi. Bu alanda çalışmalarına örnek olarak 14. yüzyılda kaleme alınmış ve içinde medreseler, dünyevi bilimlerle ilgili bilgiler yer alan Gülşehri’nin Leylek ve Bülbül adlı şiirini Türkçede ilk defa yayınlaması gösterilebilir. Ayrıca 16. yüzyılda yaşamış el-Mensuri’nin İstanbul Gözlemevi hakkındaki şiirleri üzerine bir makale yazmıştır. Osmanlı Sultanı III. Murat zamanında inşa edilmiş ve aynı padişah döneminde yıkılmış olan İstanbul Gözlemevi’nde hiçbir bilimsel çalışma gerçekleştirilmemiş olduğu görüşü kabul görmekte idi ancak Sayılı, bu makalesinde el-Mansuri’nin İstanbul Gözlemevinde 16 gözlemcinin yaşadığı, bir de kütüphanesinin bulunduğuna dair bilgileri ortaya çıkardı.

Türk Lirası üzerindeki portresi

1 Ocak 2009’dan itibaren dolaşıma girmiş olan ₺ 5 banknotlarının arka yüzünde, Aydın Sayılı’nın bir portresi yer almaktadır. Portre, İslam Tarihi Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi tarafından sağlandı[5]. Portrenin sol tarafındaki alanda DNA ve atom sembolleri, güneş sistemi ve el figürleri bulunmaktadır. ₺ 5 ön yüzünde Atatürk resmi vardır.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Ayd%C4%B1n_Say%C4%B1l%C4%B1

PERPA HABERLERİ   

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Kurban Bağış Standı Açıldı

Kurban Bağış Standı Açıldı

Perpa'da Kurban Bağış Standı Açıldı

Kurban Bağış Standı Açıldı

Kurban Bağış Standı Açıldı

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın her yıl düzenlediği Kurbanını Paylaş, Kardeşinle Yakınlaş temalı Kurbana bağışı kampanyası başladı.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kampanya kapsamında Türkiye’nin her yerinde açtığı kurban bağışı stantlarından bir tanesi Perpa’da açıldı.

Diyanet İşleri Başkanlığı Kurban Bağışı Standı

Diyanet İşleri Başkanlığı Kurban Bağışı

Kurban Bağış Stant Açılışına Şişli Müftüsü Mustafa Bilgiç, Perpa A Blok Başkanı Hasan Sezgin, Perpa B Blok Başkanı Hacı Demir ve Perpa Mescid görevlileri katıldılar.

Kurban Bağışı Hasan Sezgin

Kurban Bağışı Hasan Sezgin

Şişli Müftüsü Mustafa Bilgiç, ” Vekaletle Kurban kesmenin Türkiye’de 45 yıllık bir geçmişi ve geleceği var, 45 yıldır Diyanet İşleri Başkanlığı ve Diyanet Vakfı tarafından bu gelenek sürdürülüyor. Geçen yıl 149 ülkede vekaletle kurban kesildi, Vekaletle kurban kesimi aslında bir iyilik hareketidir, Yunus Emre’nin dediği gibi, ‘Paylaştıkça tok oluruz, Paylaşmazsak yok oluruz’, Bizim medeniyetimizde paylaşma ve dayanışma vardır” dedi.

Kurban Bağışı Hacı Demir

Kurban Bağışı Hacı Demir

Açılış konuşmasından sonra Perpa A ve  Blok başkanları hisse alarak kurban bağış kampanyasına katıldılar.

Diyanet İşleri Başkanlığı her yıl 149 ülkede vekaletle kurban kesip hijyenik kurban poşeti ile ülke halkına dağıtıyor.

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Koronavirüs Kararları 1 Haziran 2020

Koronavirüs Kararları 1 Haziran 2020 Seyahat İzni

Koronavirüs Kararları

Koronavirüs Kararları 1 Haziran 2020

Koronavirüs Kararları 1 Haziran 2020

Koronavirüs Kararları

İŞTE YENİ KARARLAR

* Şehirlerarası seyahat sınırlaması 1 Haziran’dan itibaren tamamıyla kaldırılmıştır. Olumsuz bir durum görmemiz halinde bazı illerimiz için bu kısıtlamayı yeniden getirebiliriz.

* İdari izinde bulunan, esnek çalışma sisteminde olan kamu personeli 1 Haziran tarihi itibarıyla normal mesaiye başlayacak.

* Kreşler ve bakımevleri 1 Haziran’da açılacak.

* Sağlık Bakanlığı tarafından tanımlanan kronik hastalığı olan kamu personelinin durumları kurumlarınca takip edilecek.

* 65 yaş üstünün sokağa çıkma sınırlaması ve pazar günleri 14.00-20.00 saatleri arasında istisna kapsamında olması devam edecek.

* İşletme sahibi 65 yaş üstü vatandaşlarımız maske, mesafe, temizlik şartına riayet şartıyla işinin başında bulunabilecektir.

* 20 yaş altıyla ilgili sokağa çıkma uygulamasını da 18 yaşa indiriyoruz. 0-18 yaş grubunun tamamı Çarşamba- Cuma günleri 14.00-20.00 saatlerinde sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olmayacak.

* 1 Haziran itibariyle restoran, kafe, pastane, kıraathane, çay bahçeleri, kaplıcalar saat 22.00’ye kadar hizmet vermeye başlayacak. Eğlence mekanları ile nargile satışı bu kapsamın dışındadır.

* Turizm tesislerinin bünyesinde işletmeler saat sınırlamasına tabi değildir. Yol güzergahlarındaki dinlenme tesisleri de 1 Haziran’da hizmet vermeye devam edecek. Gelişmelere göre kapsamı ve saati ayrıca değerlendireceğiz.

* Plajlar, milli parklar, bahçeler 1 Haziran’da faaliyete geçebilecek.

* Müze ve ören yerleri de 1 Haziran’da açılıyor.

* Hayvan satış yerleri 1 Haziran, hipodromlar 10 Haziran’da yeniden faaliyete geçebilecek. Bireysel sporlarla ilgili sınırlamalar kaldırılmıştır.

* Deniz turizmi balıkçılığı ve taşımacılığı ile ilgili sınırlamalar belirlenen kurallar dahilinde kaldırılmıştır.

* Sürücü ve benzeri kurslar 1 Haziran’dan itibaren, kütüphaneler, gençlik merkezleri, kampları, kıraathaneler 1 Haziran’dan itibaren belirlenen şartlar dahilinde faaliyetlerini sürdürebilecektir.

* Açık havada konserler, yine saat 24.00 ile sınırlı olmak üzere başlayabilecektir. Tüm bu hususlarla ilgili ayrıntılı açıklamaları ilgili kurumlarımız kamuoyuyla paylaşacaktır.

Pandemi Sürecinde Perpa

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Ulusal Basında Perpa Haberleri 27 Mayıs 2020 Çarşamba

Ulusal Basında Perpa Haberleri 27 Mayıs 2020 Çarşamba

Ulusal Basında Perpa 27 Mayıs 2020 Çarşamba

Ulusal Basında Perpa

Ulusal Basında Perpa

2.5 Aylık Pandemi sürecinde Perpa Ticaret Merkezi’nin çalışma şekli ve yönetimlerin aldığı önlemler 27 Mayıs 2020 Çarşamba günü birçok gazetede haber oldu.

Ekonomiye Perpa Dopingi

Pentagon’dan sonra dünyanın en büyük monoblok binası olan Perpa’da son 2,5 ayda işletmelerin yüzde 60’ı hiç kapanmadı. Bu süreçte bir yandan çalışanlar ile ziyaretçilerin sağlığı gözetildi bir yandan da işletmeler açık kalarak ekonomiyi ayakta tutmaya katkı sağladı

Akşam Gazetesi Perpa

Ulusal Basında Perpa Akşam Gazetesi

Koronovirüs salgını, tüm dünyayı adeta karantinaya aldı. Türkiye’de salgının yayılmaması için “EvdeKal” kampanyası başlatıldı. Bu süreçte çalışanların bir kısmı işlerini evden yürütmeye başladı. Ancak ekonominin yara almaması için ticaretin belli aşamalarının devam etmesi zorunluydu. İşte Pentagon’dan sonra dünyanın en büyük monoblok binası olarak anılan ve bünyesinde 4 bin 500 işyeri bulunan Perpa Ticaret Merkezi, ticaretin ve ekonominin ayakta kalması için son 2,5 ayda işyerlerinin yüzde 60’ını açık tutarak hizmet vermeye devam etti.

Sözcü Gazetesi Perpa

Basında Perpa Sözcü Gazetesi

Perpa’nın COVID-19 sürecinde de önemli bir hizmete imza attı. Türkiye’nin birçok yerinde kullanılan ve insanların ateşi olup olmadığını belirli bir mesafeden tespit eden termal kameraların yüzde 90’ının Perpa menşeili olması bu dönemde birçok COVID-19 hastasının tespit edilmesinde yardımcı oldu. Perpa ayrıca, ateş ölçerlerin de önemli bir oranda temin edildiği yer olarak biliniyor.

Cumhuriyet Gazetesi Perpa

Basında Perpa Cumhuriyet Gazetesi

Böylece Perpa bir yandan COVID-19 ile mücadelede etkin rol oynarken bir yandan da ekonomiye katkı sağlamayı sürdürdü. COVID-19 salgını öncesinde yıllık 5 milyar dolarlık ticaret kapasitesine sahip olan Perpa, pandeminin başladığı mart ortasından nisan sonuna kadar 650 milyon dolarlık ticarete imza attı. Bu süreçte Perpa’ya gelen ziyaretçi sayısı aylık 750 bin civarında oldu. Mayıs ayının ilk gününden arife gününe kadar ise 300 ila 350 milyon dolarlık ticaret ve 500 bin ziyaretçiye ulaşıldı. Böylece son 2,5 ayda Perpa’ya 1 milyon 250 bin ziyaretçi gelerek, bir milyar dolara yakın ticaret gerçekleştirdi.

Ulusal Basında Perpa Haberleri Aydınlık Gazetesi

Ulusal Basında Perpa Aydınlık Gazetesi

“Güvenli ticaretin merkezi oldu”

Perpa Ticaret Merkezi, Perpa yönetimi tarafından sürekli olarak dezenfekte ettirildi ve ettirilmeye de devam ediyor. Ayrıca Şişli Belediye tarafından da iki kez dezenfekte çalışması yapıldı. Perpa’da giriş kapılarının sayısı düşürülerek kontroller de artırıldı. İçeri maskesiz ziyaretçi alınmadığı gibi gelenlerin tamamının termal kameralarla ateşleri ölçüldü ve ölçülmeye devam ediyor.

Dünya Gazetesi Perpa

Ulusal Basında Perpa Dünya Gazetesi

Pandemi sürecini değerlendiren Perpa A Blok Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Sezgin ise “Perpa sadece İstanbul’daki ticaretin değil, Türkiye’deki ticaretin de en önemli merkezlerinden. Ayrıca Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunda yer alan birçok firma Perpa bünyesinde faaliyet gösteriyor. Yani Perpa ihracatın da önemli merkezlerinden biri. Pandemi sürecinde Perpa’nın kapalı kalması gibi bir durum söz konusu olamazdı. Bunun en önemli nedeni termal kameraların yüzde 90’ının Perpa menşeili olması. Eğer Perpa açık kalmasaydı, pandemi ile yürütülen savaşın bir ayağı eksik kalırdı. Ayrıca insan sağlığını da hiçe sayamazdık. Bu nedenle önlemleri en üst seviyeye çıkardık ve işletmelerin hizmet verebilmesi için gerekli şartları oluşturduk. Bu süreçte Perpa, ticaretin en güvenli merkezlerinden biri oldu. Biz bu süreçte 1,5 metrelik sosyal mesafe kurallarına hepsine harfiyen uyduk. Bütün girişlerimizde Perpa menşeili olan termal kameralarla izlemeler yaptık. İçeri giren herkesin ateşini ölçtük. Ateşi olanı kesinlikle içeriye almadık. Bu nedenle ticaretin güvenli merkezi olduk” dedi.

 Perpa’daki güvenlik önlemlerinin önümüzdeki süreçte de en üst seviyede devam edeceğini belirten Sezgin, ticaret erbaplarının ve vatandaşların güvenle bütün ihtiyaçlarını Perpa’dan karşılamaya devam edebileceklerinin altını çizdi.

Pandemi Sürecinde Perpa

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

İlk Adım 19 Mayıs 1919

İlk Adım 19 Mayıs 1919 Gençlik ve Spor Bayramı

İlk Adım 19 Mayıs 1919

Bağımsızlığımıza ilk adım 19 Mayıs 1919 101. yıldönümü, Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.

İlk Adım 19 Mayıs 1919

İlk Adım 19 Mayıs 1919

İlk Adım 19 Mayıs 1919

Şanlı Türk tarihi sayısız zaferlerle doludur. 19 Mayıs 1919’un ise tarihimizde özel bir yeri ve önemi vardır. 19 Mayıs 1919, Türk milletinin, millî önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde önce Milli Mücadele’yi kazanarak Kurtuluş’a, sonra Türkiye Cumhuriyeti devletini kurarak bağımsızlığa ve daha sonra da toplumun her alanında yapılan devrimlerle çağdaş hayata uzanan zaferler ve başarılarla dolu uzun, meşakkatli ve kutlu yolun başlangıcı, ilk adımıdır.

Milli Mücadele’nin, Atatürk tarafından dile getirilen hikâyesinin ilk cümlesi, “1919 senesi Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun’a çıktım” diye başlar. Diğer bir deyişle, 19 Mayıs 1919, Milli Mücadele’nin fiilen başladığı tarihtir. Aslında Kurtuluş’un ilk kıvılcımı, 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi’nin kazanılmasıyla çakılmıştır.

Çünkü bu zafer, I. ve II. Balkan Savaşlarında, Trablusgarp Harbinde ve I. Dünya Savaşında ard arda mağlubiyetler yaşayan Türk milletinin, kırılan onurunun yeniden ayağa kalkmasını sağlamıştır. Bu zafer, Türk milletinin, içinde bulunduğu zilletten aydınlığa çıkarıp parlak bir geleceğe taşıyacak lideriyle, Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal’le buluşmasını sağlamıştır. 

İlk Adım 19 Mayıs 1919 Özgürlük ateşini yaktı

İlk Adım 19 Mayıs 1919

İlk Adım 19 Mayıs 1919

Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkıp Milli Mücadele bayrağını açıp özgürlük ateşini yakmasaydı, milletçe tarih sahnesinden silinecek, egemenlik ve bağımsızlığımızı kaybedecektik. Her türlü olumsuzluğa rağmen yüksek bir vatan sevgisi ile çıktığımız yolda, bir taraftan düşmanla savaşırken, bir taraftan da 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açarak Cumhuriyet’e giden yolda önemli bir adım daha attık. Böylece hem mevcut tek kişi yönetimine son verileceğinin ve egemenliğin Türk milletine geçeceğinin mesajlarını verdik, hem de Milli Mücadele’nin arkasında millet iradesinin olduğunu bütün dünyaya gösterdik.

Lozan Barış Antlaşması ile de, bütün dünyaya, milli varlığımızı ve milli vatanımızı kabul ettirdik. 19 Mayıs 1919’da başlattığımız Milli Mücadele’yi 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurarak taçlandırdık. Ardından toplum hayatımızın her alanında gerçekleştirilen ve birbirini tamamlayan devrimlerle, modern dünyanın saygın bir üyesi haline geldik. 

İlk Adım 19 Mayıs 1919

İlk Adım 19 Mayıs 1919

Tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biri olan 19 Mayıs 1919’u, başlattığı bu süreci göz önünde bulundurarak değerlendirmemiz gerekir. Bu tarihleri, sadece tarihi bir olayın yaşandığı günler olarak görür, millet hayatımızda ifade ettiği anlam ve önemi kavrayamazsak, sadece heyecanını duymadığımız sıradan ve şekli bir bayram günü olarak kutlarız.

Halbuki, milli bayramlar, milletin bireylerini asgari müştereklerde buluşturan, kaderde ve kıvançta bir olduğumuzun bilincini kazandıran, vatan-millet-bayrak gibi kutsal değerlerimize bağlılığımızı pekiştiren anlardır.

Milli kahramanlarımızı da sadece sevmek, duygusal bir eylemdir ve bir anlam ifade etmez. Onların hangi şartlarda neler yaptıklarını, neler kazandırdıklarını, tarihimizin akışına nasıl etki ettiklerini bilmek, düşünce ve eylemlerinin anlamlarını kavramak, bunları yaşatmak ve geliştirmek gerekir.

Özellikle yakın tarihimizin en büyük kahramanı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün veciz bir biçimde ifade ettiği gibi, “Bir kişiyi görmek değil, onun düşünce ve eylemlerinin anlamını kavramak” önemlidir. Bu bilince kavuşan kişilerin  yaptığı ve yeni nesillere bu bilinci aktarmak amacıyla yapacakları kutlamaların bir anlamı vardır.

Sadece rozet takarak, bayramlarda anıtlara, büstlere çelenk koyarak, İstiklal Marşı’nı okuyup, şiirler söyleyip, nutuklar atarak, “Atatürkçüyüz, Cumhuriyetçiyiz” diye övünerek kutladığımız bayramların, basit bir gösteriden farkı yoktur.

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy diyor ki:

“Sahipsiz olan memleketin batması haktır

Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır”

Şairin dediği gibi, sahip olmadığın, koruyamadığın, terk ettiğin her şeyi, her değeri kaybetmeye mahkumsun. Kaybedeceğin, bugün milli bayramların, milli kahramanların, yarın milli egemenliğin, bağımsızlığın, özgürlüğün, birliğin, bütünlüğün, kısacası vatanın, devletin, milli hayatın, dilin, dinin, kültüründür. Bunun için  bugünden milli geleneklerimizin başında gelen milli bayramlarımıza, tarihimize şan ve şeref kazandıran milli kahramanlarımıza ve başlangıçtan günümüze kadar tarihimizin her dönemine sahip çıkmamız gerekir.

Kaynak

Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı her yıl Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kutlanan resmi bir bayram. 19 Mayıs 1919 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkarak İtilaf Devletleri’ne karşı Kurtuluş Savaşı’nı başlattı. Atatürk bu önemli günü Türk gençliğine armağan etti.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ilk kez ne zaman kutlandı?

19 Mayıs kutlamaları ilk olarak 24 Mayıs 1935 tarihinde Atatürk Günü olarak kutlandı. İlk 19 Mayıs, Beşiktaş Spor Kulübü’nün girişimleri sayesinde Fenerbahçe Stadı’nda kutlandı ve Galatasaraylı ve Fenerbahçeli çok sayıda sporcu bu günü beraber kutladı. Beşiktaş’ın kurucu üyelerinden Ahmet Fetgeri Aşeni, Atatürk Günü’nün gençliğe adanması için 19 Mayıs’ın Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmasını önerdi. Spor Kongresi’nde dile getirilen bu öneri kabul edildi ve Atatürk’ün onayıyla yasa haline getirildi.

20 Mayıs 1938 tarihli kanunla beraber 19 Mayıs, Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmaya başlandı. 12 Eylül Darbesi’nin ardından bayramın adı Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak değiştirildi.

Bandırma Vapuru

Bandırma Vapuru

Bandırma Vapuru

Bugün, Türk Tarihi’nin gidişatını değiştiren çok önemli bir olayın 100. yılını idrak ediyoruz…

Yüz sene önemli hadiselerle alâkalı bazı tartışmaların sona ermesi için oldukça uzun bir müddettir ama, Türkiye’de hâlâ Bandırma Vapuru’nun özelliklerini, hattâ Mustafa Kemal Paşa’nın yepyeni bir devletin kurulması ile neticelenen Samsun yolculuğunun “gerçek mahiyeti” olduğu iddia edilen bazı hayalî senaryoları tartışan aklıevveller mevcut…

Bu tuhaf iddialar bir yazının hacmini aşacak ve hacimli bir kitap teşkil edebilecek kadar fazla olduğu için, bugün sadece Bandırma Vapuru’ndan bahsedecek ve aslında gayet hüzünlü bir safahatı olan bu vapur ile alâkalı pek bilinmeyen bazı hususları anlatacağım: 

DÖRT AYRI BANDIRMA VARDIR 

İskoçya’da inşa edilen ve Türk deniz işletmecileri tarafından satın alınmalarından sonra isimleri “Bandırma”ya çevrilerek kullanılan dört ayrı vapur vardır:

1. 1878’de inşa edilen “Trocadero”: İsmi 1910’da “Bandırma” yapıldı ve 1925’te söktürüldü.

2. 1879’da inşa edilen “Fire Queen”: 1907’de “Bandırma” oldu, 28 Mayıs 1915’te Silivri’nin on mil açıklarında bir İngiliz denizaltısının attığı torpido yüzünden battı ve taşıdığı 250 kişi hayatını kaybetti.

3. 1886’a inşa edilen “Medway”: İsmi 1926’da “Bandırma”, 1933’te de “Ülgen yapıldı” ve 1960’da söktürüldü.

4. 1893’te inşa edilen “Kittiwake”: 1930’da “Güzel Bandırma” oldu ve 1938’de söktürüldü.

Mustafa Kemal Paşa’yı Samsun’a götüren gemi Trocadero’dur ve sonraki senelerde Bandırma Vapuru’nun zannedilenden büyük ve donanımlı olduğu iddiasını desteklemek maksadıyla fotoğrafları kullanılan gemi ise Medway’dir.

Samsun yolculuğunun yapıldığı Bandırma Vapuru yahut ilk ismi ile Trocadero, merkezi Londra’da olan taşımacılık şirketi Dansey&Robinson için İngiliz gemi yapımcısı Hugh MacIntyre&Co tarafından İskoçya’nın Paisley kasabasındaki Phoenix Works tersanesinde 21 sıra numarasıyla buharlı yük gemisi olarak inşa edildi, 14 Ağustos 1876’da Londra Limanı’na kaydedildi ve İskoçya’daki denizcilik faaliyetleri ile gemi yapımları ile ilgili haberleri veren “Greenock Advertiser” gazetesinin yazdığına göre, 18 Temmuz 1878’de öğleden sonra denize indirildi.

Glaskow’da bulunan Hutson and Corbett şirketinin imal ettiği buhar motoru yerleştirilen gemi 328 grostondu, demir uskurluydu; uzunluğu 45.7, genişliği 6.8, derinliği 3,4 metreydi.

Trocadero’nun ilk sahibi olan Dousey and Robinson şirketi, gemiyi iki sene sonra Londra’da faaliyet gösteren armatör W. H. Sollas’a, Sollas da 1883’te Yunanlı armatör H. Psicha’ya sattı. Psicha, geminin o zamana kadar Londra’da olan kaydını Yunanistan’ın Pire limanına nakletti, iki sene sonra da adını değiştirdi ve Yunanca’da dalga demek olan Kymi yaptı.

Kymi, sonraki senelerde tekrar el değiştirdi ve 1888’de Pire’deki armatörlerden E. Arvaniti’ye, 1891 Aralık’ında yine Pire’de Andreadis’e, ertesi sene yine Pire’de G.&P. Dandelo’ya, 1893’te İstanbul’da Rama P. Derasmo’ya satıldı; 1894’te de yie İstanbul’daki İdare-i Mahsusa’nın mülkiyetine geçti. Pire Limanı’ndaki kaydı İstanbul Limanı’na nakledildi, Kymy olan adı da Panderma yapıldı. İdare-i Mahsusa 1910’da Osmanlı Seyrüsefain İdaresi olunca Panderma ismi de değiştilip Bandırma yapıldı ve 1923’te Osmanlı Seyr-i Sefain İdaresi’nin yerine geçen Türk Seyr-i Sefain İdaresi’ne ait oldu.

Gemi, bütün bu sahip ve isim değişiklikleri sırasında birkaç defa batma tehlikesi geçirdi. 1891’in 12 Aralık’ında Erdek’te seyrederken kayalara çarptı ve güç belâ yüzdürüldü. 1915 Mayıs’ında da Mürefte-Şarköy açıklarında E-11 modeli bir İngiliz denizaltısının saldırısına uğadı ama denizaltının attığı torpil Bandırma’ya isabet etmedi.

Bandırma, 1919’daki Samsun seferinden sonra eski vazifesi olan posta hizmetine döndü ama artık yaşlanmıştı ve motoru 1925’te ciddî bir arıza yaptı. Birkaç ay boyunca tamirine çalışıldı fakat astarının yüzünden pahalıya geleceğini gören zamanın Denizyolları idaresi gemiyi hurda fiyatına elden çıkartıp Balat’ta, Bereket Sokağı’nda faaliyet gösteren gemi bozmacısı İlhami Bey’e sattı ve Bandırma birkaç ay içerisinde parçalandı!

Sonraki senelerde “Söker” soyadını alan İlhami Bey gelir getirmesi için hurda gemileri ve silâhları satışa çıkartan devletten 1953’te de Aydınreis, Burakreis ve Peyk gemilerini sökmek; Giresun, Şam, Reşitpaşa gemileri ile Nusrat motorunu da ihraç etmek üzere ihale ile satın alacaktı…

Samsun yolculuğunun ileriki senelerde sık sık gündeme gelip 1980’lerden itibaren de ideolojik tartışma konusu hâlini almasının ardından Bandırma’nın fizikî özellikleri hakkında ortaya bambaşka iddialar atıldı. Elimizde ona ait olduğu iddia edilen ama aidiyeti kesin şekilde ispatlanamayan bir-iki eski fotoğraf dışında tatmin edici görüntüsü bulunmayan vapurun aslında döneminin en modern gemilerinden biri olduğu ileri sürülürken eski ismi Bandırma olan, sonra adı değiştirilerek Ülgen yapılan daha büyük bir geminin fotoğrafları da Bandırma Vapuru zannedilerek “Mustafa Kemal, Samsun’a bu modern gemi ile gitmişti” denerek yayınlandı.

Sözü edilen gemi, Glaskow’da Charles Connell &Company’nin 1886’da William Sloan&Co için Scotstoun tersanesinde inşa ettiği ve 20 Mayıs 1886’da denize indirilen 870 grostoluk Medway idi.

Özellikle de 1995 sonbaharında yoğun şekilde yaşadığımız “Bandırma” tartışmasında “büyük ve zamanına göre son derece gelişmiş bir gemi” olduğu iddia edilip fotoğrafları yayınlanan Medway’in asıl Bandırma ile sonradan verilen ismi dışında bir alâkası yoktu. 1938 Ocak’ında, ticaret gemilerinin isimlerinin o devrin modası olan Güneş-Dil Teorisi doğrultusunda öztürkçeleri ile değiştirilmesi sırasında İzmir Körfezi’nde işleyen Karşıyaka “Suvak” olmuş, yeni inşa edilmekte olan ve henüz hizmete girmemiş gemilere de bu öztürkçe isimlendirme kararı çerçevesinde “Hatusas”, “Amur”, “İçdeniz”, “Şalon”, “Kadeş”, “Etrüsk”, Tirhan”, “Trak”, “Marakaz”, Sus”, “Suvad” ve “Ülev” adları verilmiş, ikinci Bandırma’nın adı da “Ülgen” yapılmıştı.

Ülgen de 1960’da İstanbul’da söktürüldü ama aynı hatâ bugün de devam ediyor ve bazı yayınlarda asıl Bandırma’nın, bazılarnda da Ülgen’in ismi “Bandırma” olduğu dönemde çekilmiş fotoğrafları kullanılıyor…

SÖKÜLÜP SATILDIĞI UNUTULDU!

Devlet, Bandırma adında bir vapurun mevcudiyetini ve bir hatıra olarak muhafaza edilmesi yahut müze haline getirilmesi gerektiğini ancak 1933’te hatırladı ama önce Samsun yolculuğunun Bandırma değil “İnebolu” adındaki bir başka vapurla yapıldığı zannedildi, Paşa ile arkadaşlarını Samsun’a Bandırma’nın götürdüğü farkedilince bu vapur arandı ama bu defa artık mevcut olmadığı, sökücüye verilip parçalattırıldığı öğrenildi!

Hadise şöyle cereyan etti:

Ankara Halkevi, 1933’te Ankara’da kalıcı bir İnkılâp Müzesi kurmaya karar verdi; Halkevi’nin reisi Nafi Âtuf Bey (Kansu),bu işle Müze ve Sergi Şubesi Mümessili Selim Bey’i vazifelendirip Gazi’yi Samsun’a götüren İnebolu Vapuru’nu bulmasını istedi.

Selim Bey, Nafi Âtuf Bey’e 9 Haziran 1933’te gönderdiği yazıda Samsun yolculuğunun İnebolu değil, Bandırma Vapuru ile yapıldığını söylüyor ama hurda demir olarak satıldığı için artık mevcut olmadığını haber veriyor ve Cumhuriyet Arşivi’nde 490-1-0-0/1199-203 numaralı dosyada bulunan belgelere göre bir başka Bandırma’nın fotoğrafını gönderiyordu:

“…Gazi’nin İstanbul’dan Samsun’u teşrifleri İnebolu vapuru ile değil, Bandırma vapuru ile vukubulmuştur. Bu Bandırma vapuru son derece eski ve küçük bir vapurmuş. Seyrüsefain İdaresi onu muhafaza imkânını görememiş olacak ki, onu hurda demir makamında satmış. Yalnız, geminin hatırasını tespit için vapurun ismini o sırada satın alınan diğer küçük bir vapura koymuş. Hattâ, ilk vapurdaki eski harflerle olan ismi de bu vapura nakletmiş. Takdim ettiğim resim bu ikinci vapurun resmidir. Bilmem, işinize yarayabilecek mi? İlk vapurun resmi Seyrüsefain İdaresi’nde yok. Ben onu da arattırmaktayım. Bulur bulmaz takdim ederim…”.

Bu malûmatı alan Halkevi Reisi Nafi Âtuf Bey, Seyrüsefain İdaresi’ne, yani Denizyolları’na da bir yazı gönderip Ankara Halkevi’nin kuracağı İnkılâp Müzesi için millî inkılâbımız ve bilhassa Millî Mücadele Tarihi’ne ait vesika ve hatıraların toplanmasına çalışılacağını söyledi ve “Gazi Hazretleri’ni ilk defa Samsun’a götüren hangi vapur olduğu, süvari ve çarkçısı ve içinde çalışanların kimler olduğu, vapurun adı, kaç günde Samsun’a gitmişlerdir ve bu vapur halen duruyor mu, plân ve resimleri veyahut küçük bir modeli var mıdır, mezkûr vapurun eb’adı nedir, diğer vapurlardan başka farika-i mümeyyizsi mevcut mudur?” diye sordu.

Denizyolları, Nafi Âtuf Bey’e 6 Ağustos 1933’te İşletme Müdürü Sadettin Bey’in bir yazısı ile cevap verdi…

Tarihimizle ne kadar alâksız olduğumuzun tam bir yazılı misalini teşkil eden ama Bandırma Vapuru hakkında devlet arşivlerinde en ziyade malûmat veren evrak olan, özellikle de Bandırma’nın fizikî özelliklerini, personelini ve âkıbetini ayrıntıları ile anlatan bu cevabın metnini aynen naklediyorum:

“Halkevi Riyaseti’ne,

20. 6. 1933 tarih ve 49 sayılı tahriratları cevabıdır:

Reisicumhur Hazretleri’ni ilk defa Samsun’a götüren gemi “Bandırma” vapurudur.

Vapur, tesadüf ettiği muhalefet-i havadan dolayı Sinop limanına iltica ettiğinden İstanbul’dan hareketinin dördüncü günü Samsun’a muvasalat etmiştir.

Bandırma Vapuru, 1878 tarihinde İngiltere’de inşa edilmiş ve eski ismi “Trokadero” olan 279 cesamet ve 192 rüsum tonasında bir gemidir.

Geminin tûlü (uzunluğu) 15.4 kadem, arzı (genişliği) 29.9 kadem ve umku (derinliği) 21.2 kadem ve sür’ati saatte 9 mildir. Birinci mevki kamarasında 20 yatak, ikinci mevki kamarasında 16 yatak mevcuttur. Güvertesi 300 güverte yolcusunu istiaba kifayet edecek büyüklüktedir”.

Sadettin Bey, yazısının sonuna Bandırma Vapuru’nda bulunan ve dün yayınladığım müretebbat listesini de ilâve etmişti…

ÇANKAYA BİLE HATIRLAMADI

Devlet, bütün bu araştırmalara ve yazışmalara rağmen Bandırma Vapuru’nun âkıbetini hafızasına bir türlü nakşedemedi ve aynı mesele 24 sene sonra tekrar gündeme geldi.

Celâl Bayar’ın Cumhurbaşkanlığı sırsında Genel Sekreter Fikret Belbez 28 Ağustos 1957’de Başbakanlık’a bir yazı gönderdi. Bugün yine Cumhuriyet Arşivleri’nde “30-1/41-244-18” numaralı dosyada muhafaza ediken yazıda “Reisicumhurumuz, Atatürk’ü 1919 senesinde Samsun’a götürmüş olan ve 1950 yılına kadar ‘Bandırma’, bilâhare ‘Ülgen’ ismi altında çalışan ve hâlen Denizcilik Bankası’nca hizmet dışına çıkartılmış bulunan vapurun, tarihî kıymeti dolayısiyle eski adı ile ve müze olarak muhafaza edilmesinin muvafık olacağını ifade buyurmuşlardır” diyordu.

Cumhurbaşkanlığı hâlâ ismi daha sonra “Ülgen” yapılan “yeni” Bandırma’nın Mustafa Kemal ve arkadaşlarını Samsun’a götüren “Bandırma” olduğunu zannediyordu. 1933’te ortaya çıkartılan ama sonradan unutulan ayrıntılar Denizcilik Bankası’nın genel müdürü ile yapılan temastan sonra tekrar farkedildi ve Başbakanlık’a gönderilen yazının altına 14 Kasım 1957’de “Denizcilik Bankası Umum Müdürü ile görüşüldü. Hâlen gemi sökülmüş vaziyettedir. Plânları istenmiş. Bir maketi yapılacak” notu düşüldü ve sonraki senelerde Bandırma vapurunun eldeki bir-iki fotoğrafına bakılarak maketleri ve bir de benzeri yapıldı.

Tekrar söyleyeyim: Ben, senelerden buyana Bandırma’ya ait olduğu iddia edilen ve Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışının 100. yıldönümü münasebetiyle şimdi günlerden buyana yayınlanan fotoğrafın Bandırma’nın “gerçek” fotoğrafı olduğu konusunda şüpheliyim ve Bandırma Vapuru’ndan bahsettiğim bu yazıda bu yüzden resim kullanmıyorum…

Kaynak

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA DUYURULAR

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Hıdırellez Umutların müjdesi olsun Hızır ve İlyas

Hıdırellez Umutların müjdesi olsun

Hıdırellez

Hıdırellez Umutların müjdesi olsun

Hıdırellez Türk dünyasında kutlanan mevsimlik bayramlardan biridir. Hızır ve İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olduğu sayılarak kutlanmaktadır. Hıdırellez 2020 yılında 5 Mayıs Cumartesi akşamı başlayacak, 6 mayıs pazar ikindi ezanında bitecek.

Hıdrellez kutlamaları genel olarak yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, bir türbe ya da yatırın yanında yapılmaktadır. Bu gibi yerlere bu nedenle Hıdırlık denildiği de olur. Hıdrellez zamanı baharın taze bitkilerini ve taze kuzu eti ya da kuzu ciğeri yeme adeti vardır. Baharın ilk kuzusu yenildiği zaman sağlık ve şifa bulunacağına inanılır. Bugünde kırlardan çiçek veya ot toplayıp onları kaynattıktan sonra suyu içilirse bütün hastalıklara iyi geleceğine, bu su ile kırk gün yıkanılırsa gençleşip güzelleşileceğine inanılır. Hıdrellez gecesi ise Hızır’ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla çeşitli uygulamalar yapılır.

Hıdırellez Umutların Müjdesi Olsun

Yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılır. Ev, bağ-bahçe, araba isteyen kimseler, Hıdrellez gecesi gül ağacının altına istediklerinin küçük bir modelini yaparlarsa Hızır’ın kendilerine yardım edeceğine inanırlar. Aynı zamanda dileklerini kırmızı kurdaleye bağlayıp gül ağacına asarlar. Bir yıl boyunca dileklerinin yerine gelmesini beklerler. Bazı kimseler de ateş yakıp, dilek dilerler. Ondan sonra yaktıkları ateşin üstünden atlarlar. Hıdrellezde baht açma törenleri de oldukça yaygın olarak uygulanan geleneklerimizdendir.

Hıdırellez

Yörük ve Türkmenlerde “mantıfar”, Balıkesir ve çevresinde “dağara yüzük atma”, Edirne ve çevresinde “niyet çıkarma”, Erzurum’da “mani çekme” adı verilir.

Anadolu’nun bazı yerlerinde Hıdrellez Günü yapılan duaların ve isteklerin kabul olması için sadaka verme, oruç tutma ve kurban kesme adeti vardır. Kurban ve adaklar “Hızır hakkı” için olmalıdır. Zira tüm bu hazırlıklar Hızır’a rastlamak amacına yöneliktir.

Hıdırellez

Kütahya’nın Tavşanlı ilçesine bağlı Yörük köylerinde bir yıllık yoğurt mayası, Hıdırellez ve bu günü takip eden 2 gün süresince sabah ezanı ile tan ağarması arasındaki vakitte doğadaki bitkilerin üzerinden toplanan çiy tanelerinden sağlanır.

Trabzon-Şalpazarı İlçesi’nde maya katılmadan yoğurt yapılır. Mayalama sıcaklığındaki sütün içine besmeleyle bir tahta kaşık konur. Bu şekilde elde edilen maya bir yıl kullanılır. Gelecek yıl tekrar değiştirilir. Kaynak

Bahar Bayramı

PERPA HABERLERİ 

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

İBB Ticaret Merkezleri toplantısı 15 Nisanda Yapıldı

İBB Ticaret Merkezleri toplantısı 15 Nisanda Yapıldı

Ticaret Merkezleri Toplantısı

İBB Ticaret Merkezleri Toplantısı Hasan Sezgin

İBB Ticaret Merkezleri toplantısı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu Covid 19 salgını nedeniyle İstanbul’daki büyük ticaret merkezleriyle 15 Nisan Çarşamnba günü saat 15:30’da videokonferans yöntemiyle bir toplantı gerçekleştirdi.

İBB Ticaret Merkezleri Toplantısı Ekrem İmamoğlu

İBB Ticaret Merkezleri Toplantısı Ekrem İmamoğlu

Perpa A Blok Başkanı Hasan Sezgin, B Blok Başkanı Hacı Demir’de ticaret merkezleri toplantısının davetlileri arasındaydı.

Perpa A Blok Başkanı Hasan Sezgin

Toplantının ilk konuşmacısı Perpa A Blok Başkanı Hasan Sezgin; ‘‘Böyle zor bir süreçte toplantıya davetlerinizden dolayı Perpa adına teşekkür ediyorum, çok zor bir süreçten geçiyoruz, bu dönemi en az zaiyatla atlatabilmek için çalışıyoruz, salgın nedeniyle bugün çeşitli önlemler alıyoruz, aslolan esnaf olarak yarınlarımızı kaybetmemek için çaba harcayalım’’ dedi.

Hasan Sezgin, ‘‘ Gelecek için planlamalar yapmalıyız, üretim ve istihdamın karşılaşacağı sorunlar için birlikte çözümler üretmeliyiz’’ dedi. Sezgin; ‘‘Perpa Ticaret Merkezi’nin 25 bin çalışanı, günlük 50 bin ziyaretçisinin olduğunu belirterek, bugün itibari ile ticaret merkezimizin % 70’i kapalı durumdadır’’ dedi.

Hasan Sezgin; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kurmuş olduğu ‘Ticaret Masası’ndan memnun olduklarını belirterek, ‘‘ Bu toplantılar belirli periyotlarla sürdürülerek kalıcı hale getirilmelidir, Salgın sonrası ilk toplantı için İBB başkanı İmamoğlu ve tüm ticaret merkezlerinin başkanlarını Perpa’ya davet ediyorum’’ dedi.

İBB Ticaret Merkezleri Toplantısı Hacı Demir

İBB Ticaret Merkezleri Toplantısı Hacı Demir

Perpa B Blok Başkanı Hacı Demir

Perpa B Blok Başkanı Hacı Demir, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na teşekkür ederek başladığı konuşmasında, ticaret merkezlerinin bu süreçte yaşadığı sorunlara değinerek;  “Perpa Ticaret Merkezi olarak kooperatif şeklinde kurulduk. Bugün bir kısım işletme kooperatif, bir kısmının ise kat malikleri yasasına göre yönetilen ticaret merkezlerinin COVID-19 nedeniyle çıkarılan ‘mücbir sebep’ şartları kapsamına alınması gerekiyor. Perpa Ticaret Merkezi gibi kurumlar gelirlerini üyelerinin ortak aidatlarından, işyeri kiralarından toplamakta ve oluşturdukları bu gelir bütçesiyle; ortak ısıtma, elektrik, güvenlik, temizlik, yönetim, teknik, bakım, personel ücreti gibi giderler karşılanmaktadır” dedi. 

Perpa Ticaret Merkezi’nde günlük çalışan sayısının 25 bin civarında olduğuna dikkat çeken Demir, “Bugün yaşanan süreçte bu sayı biraz aşağılara düşmüş olsa da Perpa’ya gelen ziyaretçilere sağlıklı bir iş yapma ortamı sunmak için sürekli çalışıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Ekrem İmamoğlu Ticaret Masası Video Konferans

Ekrem İmamoğlu Ticaret Masası Toplantısı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu

İBB başkanı Ekrem İmamoğlu toplantı sonunda yaptığı konuşmada tüm katılımcılara teşekkür ederek, ‘‘Ticaret masası toplantıları her zaman olacaktır, görüşleriniz ve gösterdiğiniz dayanışmadan dolayı teşekkür ediyorum, Ticaret Merkezlerimizle ilgili Genel sekreter yardımcımız Mehmet Çakılcıoğlu ve İBB Meclis Üyesi Nuri Aslan görevlidirler, karşılaşacağınız her sorun için 24 saat arayabilirsiniz’’ dedi.

Ticaret Merkezleri toplantısına, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yanısıra, Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Çakılcıoğlu, İBB Meclis Üyesi Nuri Aslan, Perpa A Blok Başkanı Hasan Sezgin, Perpa B Blok Başkanı Hacı Demir, Mısır Çarşısı Başkanı Ömer Başıbüyük, Bayrampaşa Hal Başkanı, Anadolu Hal Başkanı Mevlüt Yılmaz, Giyimkent Başkanı, Kuyumcukent Başkanı Nevzat Sudaş, Masko Başkanı Mehmet Mutlu, Modoko Başkanı, İstoç Başkanı Nahit Kemal, Yedpa Başkanı Salih Sami Atılgan, Kapalıçarşı Başkanı Fatih Kurtulmuş katıldılar.

İBB Ticaret Masası Video Konferans Ekrem İmamoğlu

İBB Ticaret Masası Video Konferans Hasan Sezgin

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun toplantı davet mektubu

Tüm dünya zor zamanlardan geçiyor. Diğer ülkelerde olduğu gibi bir yandan COVID19 salgınına karşı halkımızın sağlığını korumaya ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmeye çalışırken, diğer yandan da bu sürecin ekonomimize muhtemel etkilerini anlamaya ve çeşitli önlemler almaya çalışıyoruz.

Ülkemizde ise başta havacılık, seyahat, ticaret ve turizm olmak üzere hizmet sektörlerinde işten çıkarmalar ve iflasların görülebileceği; buna bağlı olarak ekonomimizin önemli oranda zayıflayabileceği senaryoları konuşuluyor.

Türkiye’nin motor gücü konumunda olan İstanbul ticaret hareketliliğinin COVID-19 sürecinden nasıl etkileneceğine dair veriye dayalı senaryoları tartışmak ve yakın gelecek için şehrimiz adına politika önerileri geliştirmek üzere Büyükşehir Belediyesi olarak İstanbul Ticaret Masası’nı hayata geçirmek istiyoruz.

Ekrem İmamoğlu

Ekrem İmamoğlu

İşletmelerimizin ve esnafımızın güç kaybetmelerinin önlenebilmesi başta olmak üzere süreç sonunda İstanbul ekonomisinin hızla ayağa kaldırılabilmesi için gerekli önlem ve politikaları, sizin de dahil olduğunuz ticaretin önemli temsilcileriyle tartışmak ve hep birlikte ortak akılda buluşmak istiyoruz. Bu maksatla yapmayı düşündüğümüz toplantımıza katılımınızdan mutluluk duyacağım.

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Robotzade’den Perpa Güvenliğe Siperlik Bağışı

Robotzade’den Perpa Güvenliğe Siperlik

Perpa Güvenliğe Siperlik Bağışı

Robotzade’den Perpa Güvenliğe Siperlik

Robotzade’den Perpa Güvenliğe Siperlik

Perpa’da bulunan Robotzade Robot Teknolojileri firması Perpa Güvenlik personelinin kullanımı için 90 adet siperlik hediye etti.

Robotzade’den Emre Tarhama ve Umut Meriç, Güvenlik personelimiz için hazırladıkları siperlikleri Perpa A Blok Yönetiminde Başkan Hasan Sezgin ve Başkan Yardımcısı Erol Kartal’a teslim ettiler.

Robotzade'den Perpa Güvenliğe Siperlik

Robotzade’nin Siperlikleri Güvenlik Personelimize Dağıtıldı

Başkan Hasan Sezgin, ”Zor bir dönemden geçiyoruz, böyle günlerde Robotzade firması yetkilileri Perpa için büyük bir dayanışma örneği gösterdiler, kendilerine teşekkür ediyorum” dedi.

Robotzade Robot Teknolojileri

ROBOTZADE “Türkiye’nin Robotik Marketi” sloganıyla İstanbul Şişli’de bulunan Türkiye’nin en büyük ticaret merkezi olan Perpa Ticaret Merkezinde müşterilerine hizmet vermektedir. Perpa Ticaret Merkezinde bulunan satış ofisinde ve Robotzade.com sitesinde Robot Malzemeleri, Robot Kitleri, Arduino Setleri, Dc Motorlar, Lipo Piller, Drone Malzemeleri, 3D Yazıcılar, Sensörler ve bir çok ürün grubu ile yaklaşık 3000 ürün çeşidi bulunmaktadır.

Türkiye’nin tüm bölgelerinde bulunan okullara ve kurumlara ürün satışları yapmaktadır. ROBOTZADE için öncelikli olan müşteri memnuniyetidir. Bu yüzden satış öncesi ve satış sonrası teknik desteğiyle tüm ürünleri güvenle kullanabilirsiniz. Müşterilerimiz ve markamız bizim için her zaman önemlidir. Hafta içi 09:30 – 19:30 – Cumartesi 10:30 – 18:30 çalışma saatleri arasında satış ofisimizden ürün alımı yapabilirsiniz. Sizde alışverişin keyfini çıkarmak için 365 gün açık olan Robotzade.com sitemizden tüm ürünlerimizi alabilirsiniz.

Robotzade Siperlik Perpa Güvenlik

Yüz Koruyucu Siperlik

Sağlık Çalışanların Hepsi için Uygun Yüz Koruyucu Siper Modelidir

Özellikle Doktorlar, Hemşireler, Eczacılar ve birçok meslek grubu bu ürünü kullanmaktadır.

Direk Türkiye de üretilen özel bir üründür, kesinlikle çin malı değildir, günlük sınırlı miktarda üretim kapasitemiz bulunmaktadır.

Kullanan kişinin elini yüzüne götürmesi noktasında bir engel olan özel bir üründür

Bu ürünü kullanan kişinin karşısındaki kişiyle nefes temasını önlemektedir.

Tam koruma sağlar, şeffaf koruyucu çene altına kadar gelmektedir.

Gözlük kullanan kişiler içinde uygundur, rahatlıkla kullanabilirsiniz. 

Ürün piyasada satılan muadilleri gibi asetat kesinlikle değildir, sağlığa zararsız özel malzemeden üretilmektedir.

ROBOTZADE ROBOT TEKNOLOJİLERİ İLETİŞİM

Perpa Ticaret Merkezi B Blok Avlu, K: No:1276 34384 Okmeydani Şişli İSTANBUL
Telefon :+90 212 220 44 49
Fax :+90 212 220 44 49
GSM :+90 212 220 44 49

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

İtalyan Çocuktan Türkiye Mesajı Teşekkürler Türk Halkı

İtalyan Çocuktan Türkiye Mesajı Teşekkürler Türk Halkı

Ernest Gabrielle Scrocchi

İtalyan Çocuktan Türkiye Mesajı

İtalyan Çocuktan Türkiye Mesajı

Milli Savunma Bakanlığı bünyesindeki fabrika ve dikimevlerinde üretilen maske, tulum ve dezenfektanlar, askeri kargo uçağıyla İtalya’ya ulaştı. Malzemelerin ulaşmasının ardından Milano’da yaşayan Ernest Gabrielle Scrocchi isimli 10 yaşındaki çocuk, Türkiye’ye duygu dolu teşekkür mesajı yolladı.

Milli Savunma Bakanlığı bünyesindeki fabrika ve dikimevlerinde, koronavirüs salgınına karşı maske, tulum, yüz maskesi, göz maskesi ve dezenfektan üretildi. Bakanlık bünyesinde yerli ve milli imkanlarla üretilen malzemelerin, koronavirüs salgını ile mücadele eden İtalyanın ihtiyaçları doğrultusunda, askeri uçakla İtalya’nın başkenti Roma’ya gönderildi.

Malzemelerin ulaşmasının ardından Milano’da yaşayan Ernest Gabrielle Scrocchi isimli 10 yaşındaki çocuk, Türkiye’nin İtalya’ya yardımlarından dolayı duygu dolu bir video yayımladı. Scrocchi videoda, “Türk halkına ve Türk devletine İtalyaya yaptıkları bu yardım için teşekkür etmek istiyorum. Teşekkürler Türkiye, teşekkürler Türk halkı” ifadelerini kullandı.

Teşekkürler Türk Halkı

Ernest Gabrielle Scrocchi

Milliyet

PERPA HABERLERİ 

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Dünya Gazetesi Perpa Eki Yayınlandı

Dünya Gazetesi Perpa Eki Yayınlandı

Dünya Gazetesi Perpa Eki Yayınlandı

Dünya Gazetesi Perpa Eki

Dünya Gazetesi Perpa Eki Yayınlandı

Perpa Ticaret Merkezi’nde yaklaşık 4 bin 700 iş yerinin bulunduğuna işaret eden Perpa A Blok Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Sezgin, elektrik-elektronikten LED aydınlatmaya, kablodan kamera sistemlerine kadar birçok sektörün Perpa’da faaliyet gösterdiğini söyledi.

Özellikle Perpa’da alınan kira, otopark ve aidat gelirlerini dağılımını da anlatan Sezgin, “Bütçemizin yüzde 60’lık kısmı çalışanlarımızın giderlerine ayrılıyor. Elektrik, su ve doğalgaz giderleri ise bütçemizin yüzde 25’lik kısmına denk geliyor. Kalan kısım ise binamızın diğer giderlerinde kullanılıyor” diye konuştu.

Başkan Hasan Sezgin Perpa'yı Anlatıyor

Perpa A Blok Başkanı Hasan Sezgin

Perpa’da otopark alanının araç kapasitesine ilişkin değerlendirmede bulunan Başkan Sezgin, “Binamızdaki otopark alanı araç kapasitesi bin 650. Oysa binamızda 4 bin 700’den fazla iş yeri var. Şu an kurulu olan firma sayısı ise10 bin dolayında. Bizim her dükkâna bir otopark yeri tahsis etme şansımız yok. Oranlama yaptığımızda her üç dükkândan birisine bir otopark düşüyor. Otopark alanımızda kapasite artışı konusunda destek beklediğimiz belirtmek istiyorum” şeklinde konuştu.

A blok yönetimi olarak metrekare başı aidat ücretinin 6 lira olduğunu ve bunun içerisinde; ısıtma soğutma, güvenlik, ortak alanların temizliği gibi giderlerine yer aldığını ifade eden Başkan Sezgin, “İstanbul’da herhangi bir alışveriş merkezi veya rezidansa gittiğiniz zaman metrekare bazında bu fiyatlara aidat bulmanız çok zor” değerlendirmesinde bulundu.

Binaya günlük giriş-çıkış sayısı yapan araç 12 bin civarında Perpa Ticaret Merkezi’ne giriş-çıkış yapan günlük araç sayısının yaklaşık 12 bini bulduğunu söyleyen Sezgin, “Burada bizim kapalı otoparklarımızda abone sayımız bin 900 civarında. Binamızdaki araçlardan 40 dakikaya kadar ücret almıyoruz. Bu kapsamda 9 bin arabanın da en fazla 500 tanesinden ücret alıyoruz.

Yönetim olarak baktığınız zaman aylık 190 lira otopark ücreti alıyoruz. Sabah 06.00’dan gece 22.00’ye kadar hizmet veriyoruz. Ayrıca araçların otopark sigortalarını yapıyoruz. Perpa’da güvenlik ve diğer hizmetler konusunda 120 personel istihdam ediliyor. Burada otoparktan elde ettiğimiz gelir, binamızın personel maliyetlerini bile karşılamıyor.

Şu anda Perpa’da tahsisli 300 tane otopark yeri var. Bu otoparkların ücreti ise 400 lira” şeklinde konuştu. Yatırım planlamalarında otopark alanının kapasitesinin artırılmasının da bulunduğuna ifade eden Sezgin, “Bunun yanı sıra binamızın sosyal donatı konusunda önemli eksiklikleri var. Otopark alanlarının yetersiz olması, spor alanının olmaması, kreş, yürüme yolu ve deprem toplanma alanlarının bulunmaması binamızdaki önemli eksiklikler arasında yer alıyor” diye konuştu.

Diğer taraftan Perpa Ticaret Merkezi’nin yıllık bazda 6 milyar dolarlık bir ekonomik değer ürettiğine işaret edenSezgin, “Merkezi burada bulunup da İSO’da ilk 500’e giren onlarca firmamız var. Bu firmaların hepsi kendi alanında Türkiye’nin önemli markaları arasında yer alıyor. 6 milyar dolarlık ticaret hacminin 2020 yılı sonunda artması hususunda çalışmalarımız devam ediyor” bilgisini verdi.

“Yasa koşullara göre yapılmalı”

Öte yandan Perpa Ticaret Merkezi’nin 2017’de çıkarılan yangın yönetmeliğine uygun hale getirilmesinin istendiğine işaret eden Sezgin, şunları kaydetti:

“Bundan dolayı isim değişikliği yapan firmalar ruhsatlarını alamıyor. Şu anda bize yangın algılama ve ihbar sistemi yapmamız gerektiği belirtildi. Bu yatırımda yaklaşık 6 milyon lira. Bu yatırımı yapılmazsa binamızda sadece isim değişikliği yapan firmalar bile ruhsatlarını alamayacak alamayacak” dedi.

Dünya Gazetesi Perpa Pdf Olarak Oku

Dünya Gazetesi Perpa Pdf

Dünya Gazetesi Perpa Pdf

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA DUYURULAR

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Perpa Dezenfekte Ediliyor hidrojen peroksit uygulaması

Perpa Dezenfekte Ediliyor

Perpa Ticaret Merkezi Dezenfekte Ediliyor

Perpa Dezenfekte Ediliyor

Perpa Dezenfekte Ediliyor

Perpa Ticaret Merkezi Yeni Koronavirüs salgını nedeniyle gün aşırı dezenfekte ediliyor.

Şişli Belediyesi Sağlık Daire Başkanlığı tarafından eğitilen teknik personelimiz Perpa’nın tüm katlarını, tuvaletleri, araç katlarını, yürüyen merdivenleri günlük olarak dezenfekte ediyorlar.

Dezenfeksiyon işlemlerinde antiviral, antibakteriyel hidrojen peroksit uygulaması yapılıyor.

İçişleri Bakanlığı’nın da 81 İl Valiliğine Corona Virüsü hakkında gönderilmiş olan  16.03.2020 tarihli genelge dikkate alınarak,  sizlerin de kararların uygulanmasında bizlere destek olacağınıza inanıyoruz.

Virüs salgını hakkında kaynağı belirsiz haberleri lütfen dikkate almayınız. Her türlü sorununuz için aşağıdaki iletişim bilgilerinden yöneticiliğimizi arayabilirsiniz.

Perpa Ticaret Merkezi iletişim bilgileri

Halil Rıfat Paşa Mahallesi Yüzer Havuz Sokak Perpa Ticaret Merkezi 

A Blok K : 14 No: 2200 Şişli / İSTANBUL

Tel :+90 (212) 222 81 43

Faks :+90 (212) 222 81 46

WhatsApp: 0543 733 49 60

E-mail: ablok@perpa.com

info@perpalife.com

Salgından korunma ile ilgili detaylı bilgiler

MASKE ÇEŞİTLERİ

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA DUYURULAR

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM