Selin Sayek Böke Perpa’da, Persiad panel: Ekonomik Kriz

Selin Sayek Böke Perpa’da

CHP Parti Meclisi Üyesi, İzmir Milletvekili Doç. Dr. Selin Sayek Böke Perpa’da panele katıldı

Selin Sayek Böke

Selin Sayek Böke

Persiad Saymanı Arzu Tun

Çok değerli misafirler ‘Türkiye’de Ekonomik kriz ve çıkış yolları ‘ konulu panelimize katılımınızdan dolayı teşekkür ediyor ve Persiad (Perpa sanayici ve işadamları derneği) adına hoşgeldiniz diyorum. Ekonomide kriz var mı yok mu teğet mi geçti, uçuyor muyuz yoksa 31 Mart sonrasında daha derin bir kriz bizimi bekliyor bu konunun uzmanına hocasına soracağız.

PERPA Ticaret Merkezi, konumu, büyüklüğü, ekonomik işlevi, barındırdığı insan sayısı ve sosyal sorumluluk projeleri ve yaptığı etkinliklerle Global Dünya ticaretiyle bütünleşen mono blok dev bir yapıdır.

PERPA Ticaret Merkezi ortalama 50 ilin ticaret kapasitesine sahip olup İstanbul’da ödenen vergi miktarının büyük bir kısmını sağlamaktadır. 4655 iş yerinden oluşmaktadır. Tüm bu iş yerlerinde 25.000 civarında personel çalışmaktadır. Gün içerisinde PERPA’ ya giren çıkan insan adedi ile birlikte PERPA’ nın günlük nüfusu 75 / 80.000 kişiye ulaşmaktadır.

PERSİAD (Perpa sanayici ve işadamları Derneği) derneğimiz ise tüm bu ekonomik ve beşeri büyüklüklere sahip Perpa Ticaret Merkezi’nde işadamı ve sanayicilere hitap eden onların her alanda ekonomik sosyal kültürel alanda dertlerine derman olmaya çalışan eğitimler veren organizasyonlar yapan kendini iş piyasasında ispatlamış  bir kuruluştur.

Bugünde yine onlardan birini iş dünyası ve toplumumuzun ilgili kişilerine sunmaktan kıvanç duyuyoruz. Umarız hep beraber faydalanabileceğimiz ve dersler çıkaracağımız bir panel olur. Şimdiden sayın hocamız selin Hanıma bizi kırmayıp Meclisin bu yoğun gündeminde bize zaman ayırdığı için teşekkür ediyoruz.

Selin Sayek Böke ÖZGEÇMİŞİ:

İktisatçı-Ekonomist, Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümünü bitirdi. Yüksek lisans ve doktorasını Duke Üniversitesinde tamamladı.

Bentley Üniversitesi Ekonomi Bölümünde Öğretim Üyesi, Georgetown Üniversitesinde Ziyaretçi Öğretim Üyesi, Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümünde Öğretim Üyesi olarak görev yaptı. Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanlığı ve İktisadi ve İdari Sosyal Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevlerini yürüttü.

Çeşitli uluslararası kuruluşlarda görev yaptı. 2007 yılında Almanya’daki Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsünün verdiği Küresel Ekonomide Mükemmeliyet Ödülü’nü (Excellence Award in Global Economic Affairs) kazanan 4 ekonomistten biri oldu. 2010 yılında TÜBİTAK Teşvik Ödülü aldı. Sağlık ve Eğitim Geliştirme Derneği Kurucu Üyesidir.

Çok iyi düzeyde İngilizce bilen Sayek Böke, evli ve 2 çocuk annesidir. Halen Cumhuriyet Halk Partisi İzmir milletvekili ve Parti Meclisi üyesidir.

Hasan Akdemir

Sayın bayanlar, baylar,

 

Sayın basın mensupları,

 

Kısa adı Persiad olan Perpa Sanayici ve İş Adamları Derneğinin düzenlediği bu söyleşiye hoş geldiniz.

 

Bu toplantının yapılmasında davetimizi kırmayan konuşmacımız Sayın Doç. Dr. Selin Sayek Böke’ye teşekkür ederiz, hoş geldiniz. Bize yardımcı olan Perpa A ile B Blok yönetimlerine ve emeği geçenlere de ayrıcı teşekkür ederiz.

 

Toplantımızın konusu Türkiye de ekonomik kriz ve çıkış yolları.

 

Sayın Böke’nin affına sığınarak bu konudaki fikrimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

Ülkemiz maalesef ekonomik krizde.

 

Ekonomi deyince basitçe üretim ve tüketim anlamaktayım. Tüketimi olmayan herhangi bir şeyin ekonomik değeri yok. Tüketim yoksa üretimin de anlamı yok.

 

Üretimin için temel olarak iki unsura ihtiyaç var. Bunlardan biri emek, diğeri sermaye. Sermeyenin, paranın her devirde, ülkede ve dünyada satın alma gücü var. Bu gücünü kullanarak emek ve sermaye arasındaki dengeyi lehine çevirmektedir. Sermayenin küreselleşmesi, tekelleşmesi bu isteğin, hırsının sonucudur. Bu güç ülkelerde siyasi iradeyi de etkileyerek, yönetimin kurallarını, kanunları çıkarı doğrultusunda çıkarabilmektedir.

 

Son noktada emek kesiminden sermayeye aşırı gelir transferi ile insanların fakirleşmesi sonucu üretimin satın alınamaması, tüketilememesi kapitalizmin klasik krizine neden olmaktadır.

 

Kısaca emek sermaye arasındaki çıkar kavgası ve sermaye lehine bozulması ekonomik krizlerin temel nedenidir.

 

Herhangi bir kapitalist ülkede yıllık yaratılan milli gelir her bireye eşit dağıtılsa o ülkede ekonomik krizler olmaya bilir.

Emek ve sermayenin eşit güçte olduğu demokrasiler en ideal demokrasilerdir.

 

 

Ülkemizde emekçi kesimin yasal örgütlenme modeli olan sendikacılık, yasalarla, sendikal örgütlenmenin zorlaştırılması, kesintiye uğratılması, kapatılması ile zayıflatılmıştır. 70 li yıllardaki sendikalı çalışan sayısı 2018 yılındaki 80 milyon nüfus içinde aynı sayıda değil.

 

Emek kesimi zayıflığına paralel olarak kazanımlarını kaybetti. Pazarlık gücünü kaybetti, milli gelirden aldığı pay azaldı. Tasarruf yapamaz durumda, bu gün; çalışabilecek tüm aile bireylerin çalışmasına rağmen borç içinde.

 

 

12 Eylül 80 darbesi sonrası, dünyadaki küreselleşme, bu rüzgârı arkasına alan sermaye yanlısı hükümetler, neo liberal politikalarla, temsilcisi oldukları yerli ve dünya sermayesine varlık transferi yaptılar, yapıyorlar.

 

Türkiye Cumhuriyetinin büyük bir emekle kurduğu kurumlar, Seka, Sümerbank, Etibank, Beykoz Kundura Fabrikası,  Tekel ve adını sayamadığım kamuya ait kurumlar babalar gibi satıldı.

 

Bu kurumlar ülkenin tarımını, çiftçisini, sanayisini, hizmet sektörünü destekleyen, düzenleyen dolayısıyla ülkeyi güçlü yapan kurumlardı.

 

Bunların hepsi üretim yapıyordu, katma değer yaratıyordu, hepsinde çok sayıda insanımız çalışıyordu.  Bunların hepsi kurumlar vergisi, sigorta pirimi, işçi gelir vergisi, katma değer vergisi ödüyordu. Türk Telekom satıldığı yıl ve öncesi yıllarda yılık Kurumlar vergisi verenler sıralamasın en önlerinde bulunmaktaydı. Satıldığı yıl çalışan sayısı 40 bin civarındayken, geride içerisi boşaltılmış, borç içinde bir kurum bırakan sahibi görünün kişinin ülkeyi terk ettiği bu yılda çalışan sayısı 5000 in altındadır.

 

Bu, babalar gibi satılan kurumların mevcut varlıkları, isim hakları, markaları, binaları, arazileri, kasasındaki nakitle beraber, çok, çok az paralara satıldılar.

 

Bunların çoğu kapandı. Arsalarında AVM ler var. Örnek Yeni Bosna’daki Seka fabrikasının yerinde meşhur bir büyük alışveriş merkezi var.

 

Bu konuda ki en son olan kötü örnek Şeker fabrikalarının satışı.

 

Bütün itirazlara rağmen satılarak, buradaki ekonomik düzen, üretim, katma değer bozularak

Özellikle yabancı sermaye lehine gelişme yaratılarak ülkenin ekonomik krizi derinleştirilmiştir.

 

Ülkemizin tüm yeraltı ve yerüstü kaynakları vahşi bir şekilde yerli ve yabancı sermayenin hizmetine sunulmuştur.

 

Ayrıca Suriye’deki savaş. Bu savaşa taraf olmak, Suriye’de bulunan bazı grupları desteklemek bunlara kaynak aktarmak, 4 milyon civarında Suriyeliyi kabul etmek, kendi vatandaşına sağlamadığımız imkânları bu insanlara sağlayarak bütçeden kaynak çıkışına devam etmek de ekonomik krizin başka bir nedeni.

 

Bütün bu hareketler yerli ve yabancı sermayeye lehine emekçi aleyhine yapılan servet transferidir.

Emek kesiminin, yerli sermayenin fakirleşmesine, el değiştirmesine, toplamda ülkenin fakirleşmesine neden olmuştur.

 

Fakirleşen, üretim kaynakları zayıflatılan, aşırı borçlanan ülkenin borçlanma maliyeti dünya standardının çok üzerindedir.

 

Bu durum şu an için umutsuz gözüküyor.

 

 

1919 yılında ki koşullar bugüne göre çok daha kötüydü. Türkiye Cumhuriyeti kurulmamıştı. 1923 de Türkiye Cumhuriyeti ni kurulduğunu tüm dünyaya ilan edenler, Başta Mustafa Kemal Atatürk bugünkü durumdan çok daha kötü olan ekonomik koşullarda, başardıkları siyası, ekonomik, sosyal, kültürel gelişme ile ülkemizi kendi kendine yeten ülke konumuna getirdiler. Üstelik Osmanlı devletinden miras olarak aldıkları borçları da ödediler.

 

YURTTA SULH CİHANDA SULH DEDİLER.

BAĞIMSIZ TÜRKİYE DEDİLER.

 

 

Bu örnek umutsuzluğa yer yok diyor. Günün koşullarını da göz önünde bulundurarak temelde bu anlayış ile siyasi ve ekonomik özgürlük hedefine, kendi kendine yeten ülke durumuna tekrar dönebileceğimize inanıyorum.

 

Bu vesile ile Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarını her zaman olduğu gibi bugünde saygı ile anıyorum.

 

Birazdan detaylı olarak Türkiye ekonomisindeki kiriz ve çıkış yollarını Sayın Doç.Dr Selin Sayek Bökeden birlikte öğreneceğiz.

 

Bu söyleşiye katıldığınız için sizlere ve sayın hocamıza Persiad Perpa Sanayici Ve İşadamları Derneği olarak teşekkür ederiz, iyi akşamlar.

 

Saygılarımla,

Hasan Akdemir 19.11.18

PERPA HABERLERİ   PERPA TİCARET MERKEZİ    PERPA İLETİŞİM     TWITTER

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın