İlk Adım 19 Mayıs 1919

İlk Adım 19 Mayıs 1919 Gençlik ve Spor Bayramı

İlk Adım 19 Mayıs 1919

Bağımsızlığımıza ilk adım 19 Mayıs 1919 101. yıldönümü, Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.

İlk Adım 19 Mayıs 1919

İlk Adım 19 Mayıs 1919

İlk Adım 19 Mayıs 1919

Şanlı Türk tarihi sayısız zaferlerle doludur. 19 Mayıs 1919’un ise tarihimizde özel bir yeri ve önemi vardır. 19 Mayıs 1919, Türk milletinin, millî önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde önce Milli Mücadele’yi kazanarak Kurtuluş’a, sonra Türkiye Cumhuriyeti devletini kurarak bağımsızlığa ve daha sonra da toplumun her alanında yapılan devrimlerle çağdaş hayata uzanan zaferler ve başarılarla dolu uzun, meşakkatli ve kutlu yolun başlangıcı, ilk adımıdır.

Milli Mücadele’nin, Atatürk tarafından dile getirilen hikâyesinin ilk cümlesi, “1919 senesi Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun’a çıktım” diye başlar. Diğer bir deyişle, 19 Mayıs 1919, Milli Mücadele’nin fiilen başladığı tarihtir. Aslında Kurtuluş’un ilk kıvılcımı, 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi’nin kazanılmasıyla çakılmıştır.

Çünkü bu zafer, I. ve II. Balkan Savaşlarında, Trablusgarp Harbinde ve I. Dünya Savaşında ard arda mağlubiyetler yaşayan Türk milletinin, kırılan onurunun yeniden ayağa kalkmasını sağlamıştır. Bu zafer, Türk milletinin, içinde bulunduğu zilletten aydınlığa çıkarıp parlak bir geleceğe taşıyacak lideriyle, Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal’le buluşmasını sağlamıştır. 

İlk Adım 19 Mayıs 1919 Özgürlük ateşini yaktı

İlk Adım 19 Mayıs 1919

İlk Adım 19 Mayıs 1919

Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkıp Milli Mücadele bayrağını açıp özgürlük ateşini yakmasaydı, milletçe tarih sahnesinden silinecek, egemenlik ve bağımsızlığımızı kaybedecektik. Her türlü olumsuzluğa rağmen yüksek bir vatan sevgisi ile çıktığımız yolda, bir taraftan düşmanla savaşırken, bir taraftan da 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açarak Cumhuriyet’e giden yolda önemli bir adım daha attık. Böylece hem mevcut tek kişi yönetimine son verileceğinin ve egemenliğin Türk milletine geçeceğinin mesajlarını verdik, hem de Milli Mücadele’nin arkasında millet iradesinin olduğunu bütün dünyaya gösterdik.

Lozan Barış Antlaşması ile de, bütün dünyaya, milli varlığımızı ve milli vatanımızı kabul ettirdik. 19 Mayıs 1919’da başlattığımız Milli Mücadele’yi 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurarak taçlandırdık. Ardından toplum hayatımızın her alanında gerçekleştirilen ve birbirini tamamlayan devrimlerle, modern dünyanın saygın bir üyesi haline geldik. 

İlk Adım 19 Mayıs 1919

İlk Adım 19 Mayıs 1919

Tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biri olan 19 Mayıs 1919’u, başlattığı bu süreci göz önünde bulundurarak değerlendirmemiz gerekir. Bu tarihleri, sadece tarihi bir olayın yaşandığı günler olarak görür, millet hayatımızda ifade ettiği anlam ve önemi kavrayamazsak, sadece heyecanını duymadığımız sıradan ve şekli bir bayram günü olarak kutlarız.

Halbuki, milli bayramlar, milletin bireylerini asgari müştereklerde buluşturan, kaderde ve kıvançta bir olduğumuzun bilincini kazandıran, vatan-millet-bayrak gibi kutsal değerlerimize bağlılığımızı pekiştiren anlardır.

Milli kahramanlarımızı da sadece sevmek, duygusal bir eylemdir ve bir anlam ifade etmez. Onların hangi şartlarda neler yaptıklarını, neler kazandırdıklarını, tarihimizin akışına nasıl etki ettiklerini bilmek, düşünce ve eylemlerinin anlamlarını kavramak, bunları yaşatmak ve geliştirmek gerekir.

Özellikle yakın tarihimizin en büyük kahramanı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün veciz bir biçimde ifade ettiği gibi, “Bir kişiyi görmek değil, onun düşünce ve eylemlerinin anlamını kavramak” önemlidir. Bu bilince kavuşan kişilerin  yaptığı ve yeni nesillere bu bilinci aktarmak amacıyla yapacakları kutlamaların bir anlamı vardır.

Sadece rozet takarak, bayramlarda anıtlara, büstlere çelenk koyarak, İstiklal Marşı’nı okuyup, şiirler söyleyip, nutuklar atarak, “Atatürkçüyüz, Cumhuriyetçiyiz” diye övünerek kutladığımız bayramların, basit bir gösteriden farkı yoktur.

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy diyor ki:

“Sahipsiz olan memleketin batması haktır

Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır”

Şairin dediği gibi, sahip olmadığın, koruyamadığın, terk ettiğin her şeyi, her değeri kaybetmeye mahkumsun. Kaybedeceğin, bugün milli bayramların, milli kahramanların, yarın milli egemenliğin, bağımsızlığın, özgürlüğün, birliğin, bütünlüğün, kısacası vatanın, devletin, milli hayatın, dilin, dinin, kültüründür. Bunun için  bugünden milli geleneklerimizin başında gelen milli bayramlarımıza, tarihimize şan ve şeref kazandıran milli kahramanlarımıza ve başlangıçtan günümüze kadar tarihimizin her dönemine sahip çıkmamız gerekir.

Kaynak

Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı her yıl Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kutlanan resmi bir bayram. 19 Mayıs 1919 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkarak İtilaf Devletleri’ne karşı Kurtuluş Savaşı’nı başlattı. Atatürk bu önemli günü Türk gençliğine armağan etti.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ilk kez ne zaman kutlandı?

19 Mayıs kutlamaları ilk olarak 24 Mayıs 1935 tarihinde Atatürk Günü olarak kutlandı. İlk 19 Mayıs, Beşiktaş Spor Kulübü’nün girişimleri sayesinde Fenerbahçe Stadı’nda kutlandı ve Galatasaraylı ve Fenerbahçeli çok sayıda sporcu bu günü beraber kutladı. Beşiktaş’ın kurucu üyelerinden Ahmet Fetgeri Aşeni, Atatürk Günü’nün gençliğe adanması için 19 Mayıs’ın Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmasını önerdi. Spor Kongresi’nde dile getirilen bu öneri kabul edildi ve Atatürk’ün onayıyla yasa haline getirildi.

20 Mayıs 1938 tarihli kanunla beraber 19 Mayıs, Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmaya başlandı. 12 Eylül Darbesi’nin ardından bayramın adı Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak değiştirildi.

Bandırma Vapuru

Bandırma Vapuru

Bandırma Vapuru

Bugün, Türk Tarihi’nin gidişatını değiştiren çok önemli bir olayın 100. yılını idrak ediyoruz…

Yüz sene önemli hadiselerle alâkalı bazı tartışmaların sona ermesi için oldukça uzun bir müddettir ama, Türkiye’de hâlâ Bandırma Vapuru’nun özelliklerini, hattâ Mustafa Kemal Paşa’nın yepyeni bir devletin kurulması ile neticelenen Samsun yolculuğunun “gerçek mahiyeti” olduğu iddia edilen bazı hayalî senaryoları tartışan aklıevveller mevcut…

Bu tuhaf iddialar bir yazının hacmini aşacak ve hacimli bir kitap teşkil edebilecek kadar fazla olduğu için, bugün sadece Bandırma Vapuru’ndan bahsedecek ve aslında gayet hüzünlü bir safahatı olan bu vapur ile alâkalı pek bilinmeyen bazı hususları anlatacağım: 

DÖRT AYRI BANDIRMA VARDIR 

İskoçya’da inşa edilen ve Türk deniz işletmecileri tarafından satın alınmalarından sonra isimleri “Bandırma”ya çevrilerek kullanılan dört ayrı vapur vardır:

1. 1878’de inşa edilen “Trocadero”: İsmi 1910’da “Bandırma” yapıldı ve 1925’te söktürüldü.

2. 1879’da inşa edilen “Fire Queen”: 1907’de “Bandırma” oldu, 28 Mayıs 1915’te Silivri’nin on mil açıklarında bir İngiliz denizaltısının attığı torpido yüzünden battı ve taşıdığı 250 kişi hayatını kaybetti.

3. 1886’a inşa edilen “Medway”: İsmi 1926’da “Bandırma”, 1933’te de “Ülgen yapıldı” ve 1960’da söktürüldü.

4. 1893’te inşa edilen “Kittiwake”: 1930’da “Güzel Bandırma” oldu ve 1938’de söktürüldü.

Mustafa Kemal Paşa’yı Samsun’a götüren gemi Trocadero’dur ve sonraki senelerde Bandırma Vapuru’nun zannedilenden büyük ve donanımlı olduğu iddiasını desteklemek maksadıyla fotoğrafları kullanılan gemi ise Medway’dir.

Samsun yolculuğunun yapıldığı Bandırma Vapuru yahut ilk ismi ile Trocadero, merkezi Londra’da olan taşımacılık şirketi Dansey&Robinson için İngiliz gemi yapımcısı Hugh MacIntyre&Co tarafından İskoçya’nın Paisley kasabasındaki Phoenix Works tersanesinde 21 sıra numarasıyla buharlı yük gemisi olarak inşa edildi, 14 Ağustos 1876’da Londra Limanı’na kaydedildi ve İskoçya’daki denizcilik faaliyetleri ile gemi yapımları ile ilgili haberleri veren “Greenock Advertiser” gazetesinin yazdığına göre, 18 Temmuz 1878’de öğleden sonra denize indirildi.

Glaskow’da bulunan Hutson and Corbett şirketinin imal ettiği buhar motoru yerleştirilen gemi 328 grostondu, demir uskurluydu; uzunluğu 45.7, genişliği 6.8, derinliği 3,4 metreydi.

Trocadero’nun ilk sahibi olan Dousey and Robinson şirketi, gemiyi iki sene sonra Londra’da faaliyet gösteren armatör W. H. Sollas’a, Sollas da 1883’te Yunanlı armatör H. Psicha’ya sattı. Psicha, geminin o zamana kadar Londra’da olan kaydını Yunanistan’ın Pire limanına nakletti, iki sene sonra da adını değiştirdi ve Yunanca’da dalga demek olan Kymi yaptı.

Kymi, sonraki senelerde tekrar el değiştirdi ve 1888’de Pire’deki armatörlerden E. Arvaniti’ye, 1891 Aralık’ında yine Pire’de Andreadis’e, ertesi sene yine Pire’de G.&P. Dandelo’ya, 1893’te İstanbul’da Rama P. Derasmo’ya satıldı; 1894’te de yie İstanbul’daki İdare-i Mahsusa’nın mülkiyetine geçti. Pire Limanı’ndaki kaydı İstanbul Limanı’na nakledildi, Kymy olan adı da Panderma yapıldı. İdare-i Mahsusa 1910’da Osmanlı Seyrüsefain İdaresi olunca Panderma ismi de değiştilip Bandırma yapıldı ve 1923’te Osmanlı Seyr-i Sefain İdaresi’nin yerine geçen Türk Seyr-i Sefain İdaresi’ne ait oldu.

Gemi, bütün bu sahip ve isim değişiklikleri sırasında birkaç defa batma tehlikesi geçirdi. 1891’in 12 Aralık’ında Erdek’te seyrederken kayalara çarptı ve güç belâ yüzdürüldü. 1915 Mayıs’ında da Mürefte-Şarköy açıklarında E-11 modeli bir İngiliz denizaltısının saldırısına uğadı ama denizaltının attığı torpil Bandırma’ya isabet etmedi.

Bandırma, 1919’daki Samsun seferinden sonra eski vazifesi olan posta hizmetine döndü ama artık yaşlanmıştı ve motoru 1925’te ciddî bir arıza yaptı. Birkaç ay boyunca tamirine çalışıldı fakat astarının yüzünden pahalıya geleceğini gören zamanın Denizyolları idaresi gemiyi hurda fiyatına elden çıkartıp Balat’ta, Bereket Sokağı’nda faaliyet gösteren gemi bozmacısı İlhami Bey’e sattı ve Bandırma birkaç ay içerisinde parçalandı!

Sonraki senelerde “Söker” soyadını alan İlhami Bey gelir getirmesi için hurda gemileri ve silâhları satışa çıkartan devletten 1953’te de Aydınreis, Burakreis ve Peyk gemilerini sökmek; Giresun, Şam, Reşitpaşa gemileri ile Nusrat motorunu da ihraç etmek üzere ihale ile satın alacaktı…

Samsun yolculuğunun ileriki senelerde sık sık gündeme gelip 1980’lerden itibaren de ideolojik tartışma konusu hâlini almasının ardından Bandırma’nın fizikî özellikleri hakkında ortaya bambaşka iddialar atıldı. Elimizde ona ait olduğu iddia edilen ama aidiyeti kesin şekilde ispatlanamayan bir-iki eski fotoğraf dışında tatmin edici görüntüsü bulunmayan vapurun aslında döneminin en modern gemilerinden biri olduğu ileri sürülürken eski ismi Bandırma olan, sonra adı değiştirilerek Ülgen yapılan daha büyük bir geminin fotoğrafları da Bandırma Vapuru zannedilerek “Mustafa Kemal, Samsun’a bu modern gemi ile gitmişti” denerek yayınlandı.

Sözü edilen gemi, Glaskow’da Charles Connell &Company’nin 1886’da William Sloan&Co için Scotstoun tersanesinde inşa ettiği ve 20 Mayıs 1886’da denize indirilen 870 grostoluk Medway idi.

Özellikle de 1995 sonbaharında yoğun şekilde yaşadığımız “Bandırma” tartışmasında “büyük ve zamanına göre son derece gelişmiş bir gemi” olduğu iddia edilip fotoğrafları yayınlanan Medway’in asıl Bandırma ile sonradan verilen ismi dışında bir alâkası yoktu. 1938 Ocak’ında, ticaret gemilerinin isimlerinin o devrin modası olan Güneş-Dil Teorisi doğrultusunda öztürkçeleri ile değiştirilmesi sırasında İzmir Körfezi’nde işleyen Karşıyaka “Suvak” olmuş, yeni inşa edilmekte olan ve henüz hizmete girmemiş gemilere de bu öztürkçe isimlendirme kararı çerçevesinde “Hatusas”, “Amur”, “İçdeniz”, “Şalon”, “Kadeş”, “Etrüsk”, Tirhan”, “Trak”, “Marakaz”, Sus”, “Suvad” ve “Ülev” adları verilmiş, ikinci Bandırma’nın adı da “Ülgen” yapılmıştı.

Ülgen de 1960’da İstanbul’da söktürüldü ama aynı hatâ bugün de devam ediyor ve bazı yayınlarda asıl Bandırma’nın, bazılarnda da Ülgen’in ismi “Bandırma” olduğu dönemde çekilmiş fotoğrafları kullanılıyor…

SÖKÜLÜP SATILDIĞI UNUTULDU!

Devlet, Bandırma adında bir vapurun mevcudiyetini ve bir hatıra olarak muhafaza edilmesi yahut müze haline getirilmesi gerektiğini ancak 1933’te hatırladı ama önce Samsun yolculuğunun Bandırma değil “İnebolu” adındaki bir başka vapurla yapıldığı zannedildi, Paşa ile arkadaşlarını Samsun’a Bandırma’nın götürdüğü farkedilince bu vapur arandı ama bu defa artık mevcut olmadığı, sökücüye verilip parçalattırıldığı öğrenildi!

Hadise şöyle cereyan etti:

Ankara Halkevi, 1933’te Ankara’da kalıcı bir İnkılâp Müzesi kurmaya karar verdi; Halkevi’nin reisi Nafi Âtuf Bey (Kansu),bu işle Müze ve Sergi Şubesi Mümessili Selim Bey’i vazifelendirip Gazi’yi Samsun’a götüren İnebolu Vapuru’nu bulmasını istedi.

Selim Bey, Nafi Âtuf Bey’e 9 Haziran 1933’te gönderdiği yazıda Samsun yolculuğunun İnebolu değil, Bandırma Vapuru ile yapıldığını söylüyor ama hurda demir olarak satıldığı için artık mevcut olmadığını haber veriyor ve Cumhuriyet Arşivi’nde 490-1-0-0/1199-203 numaralı dosyada bulunan belgelere göre bir başka Bandırma’nın fotoğrafını gönderiyordu:

“…Gazi’nin İstanbul’dan Samsun’u teşrifleri İnebolu vapuru ile değil, Bandırma vapuru ile vukubulmuştur. Bu Bandırma vapuru son derece eski ve küçük bir vapurmuş. Seyrüsefain İdaresi onu muhafaza imkânını görememiş olacak ki, onu hurda demir makamında satmış. Yalnız, geminin hatırasını tespit için vapurun ismini o sırada satın alınan diğer küçük bir vapura koymuş. Hattâ, ilk vapurdaki eski harflerle olan ismi de bu vapura nakletmiş. Takdim ettiğim resim bu ikinci vapurun resmidir. Bilmem, işinize yarayabilecek mi? İlk vapurun resmi Seyrüsefain İdaresi’nde yok. Ben onu da arattırmaktayım. Bulur bulmaz takdim ederim…”.

Bu malûmatı alan Halkevi Reisi Nafi Âtuf Bey, Seyrüsefain İdaresi’ne, yani Denizyolları’na da bir yazı gönderip Ankara Halkevi’nin kuracağı İnkılâp Müzesi için millî inkılâbımız ve bilhassa Millî Mücadele Tarihi’ne ait vesika ve hatıraların toplanmasına çalışılacağını söyledi ve “Gazi Hazretleri’ni ilk defa Samsun’a götüren hangi vapur olduğu, süvari ve çarkçısı ve içinde çalışanların kimler olduğu, vapurun adı, kaç günde Samsun’a gitmişlerdir ve bu vapur halen duruyor mu, plân ve resimleri veyahut küçük bir modeli var mıdır, mezkûr vapurun eb’adı nedir, diğer vapurlardan başka farika-i mümeyyizsi mevcut mudur?” diye sordu.

Denizyolları, Nafi Âtuf Bey’e 6 Ağustos 1933’te İşletme Müdürü Sadettin Bey’in bir yazısı ile cevap verdi…

Tarihimizle ne kadar alâksız olduğumuzun tam bir yazılı misalini teşkil eden ama Bandırma Vapuru hakkında devlet arşivlerinde en ziyade malûmat veren evrak olan, özellikle de Bandırma’nın fizikî özelliklerini, personelini ve âkıbetini ayrıntıları ile anlatan bu cevabın metnini aynen naklediyorum:

“Halkevi Riyaseti’ne,

20. 6. 1933 tarih ve 49 sayılı tahriratları cevabıdır:

Reisicumhur Hazretleri’ni ilk defa Samsun’a götüren gemi “Bandırma” vapurudur.

Vapur, tesadüf ettiği muhalefet-i havadan dolayı Sinop limanına iltica ettiğinden İstanbul’dan hareketinin dördüncü günü Samsun’a muvasalat etmiştir.

Bandırma Vapuru, 1878 tarihinde İngiltere’de inşa edilmiş ve eski ismi “Trokadero” olan 279 cesamet ve 192 rüsum tonasında bir gemidir.

Geminin tûlü (uzunluğu) 15.4 kadem, arzı (genişliği) 29.9 kadem ve umku (derinliği) 21.2 kadem ve sür’ati saatte 9 mildir. Birinci mevki kamarasında 20 yatak, ikinci mevki kamarasında 16 yatak mevcuttur. Güvertesi 300 güverte yolcusunu istiaba kifayet edecek büyüklüktedir”.

Sadettin Bey, yazısının sonuna Bandırma Vapuru’nda bulunan ve dün yayınladığım müretebbat listesini de ilâve etmişti…

ÇANKAYA BİLE HATIRLAMADI

Devlet, bütün bu araştırmalara ve yazışmalara rağmen Bandırma Vapuru’nun âkıbetini hafızasına bir türlü nakşedemedi ve aynı mesele 24 sene sonra tekrar gündeme geldi.

Celâl Bayar’ın Cumhurbaşkanlığı sırsında Genel Sekreter Fikret Belbez 28 Ağustos 1957’de Başbakanlık’a bir yazı gönderdi. Bugün yine Cumhuriyet Arşivleri’nde “30-1/41-244-18” numaralı dosyada muhafaza ediken yazıda “Reisicumhurumuz, Atatürk’ü 1919 senesinde Samsun’a götürmüş olan ve 1950 yılına kadar ‘Bandırma’, bilâhare ‘Ülgen’ ismi altında çalışan ve hâlen Denizcilik Bankası’nca hizmet dışına çıkartılmış bulunan vapurun, tarihî kıymeti dolayısiyle eski adı ile ve müze olarak muhafaza edilmesinin muvafık olacağını ifade buyurmuşlardır” diyordu.

Cumhurbaşkanlığı hâlâ ismi daha sonra “Ülgen” yapılan “yeni” Bandırma’nın Mustafa Kemal ve arkadaşlarını Samsun’a götüren “Bandırma” olduğunu zannediyordu. 1933’te ortaya çıkartılan ama sonradan unutulan ayrıntılar Denizcilik Bankası’nın genel müdürü ile yapılan temastan sonra tekrar farkedildi ve Başbakanlık’a gönderilen yazının altına 14 Kasım 1957’de “Denizcilik Bankası Umum Müdürü ile görüşüldü. Hâlen gemi sökülmüş vaziyettedir. Plânları istenmiş. Bir maketi yapılacak” notu düşüldü ve sonraki senelerde Bandırma vapurunun eldeki bir-iki fotoğrafına bakılarak maketleri ve bir de benzeri yapıldı.

Tekrar söyleyeyim: Ben, senelerden buyana Bandırma’ya ait olduğu iddia edilen ve Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışının 100. yıldönümü münasebetiyle şimdi günlerden buyana yayınlanan fotoğrafın Bandırma’nın “gerçek” fotoğrafı olduğu konusunda şüpheliyim ve Bandırma Vapuru’ndan bahsettiğim bu yazıda bu yüzden resim kullanmıyorum…

Kaynak

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA DUYURULAR

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

İBB Ticaret Merkezleri toplantısı 15 Nisanda Yapıldı

İBB Ticaret Merkezleri toplantısı 15 Nisanda Yapıldı

Ticaret Merkezleri Toplantısı

İBB Ticaret Merkezleri Toplantısı Hasan Sezgin

İBB Ticaret Merkezleri toplantısı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu Covid 19 salgını nedeniyle İstanbul’daki büyük ticaret merkezleriyle 15 Nisan Çarşamnba günü saat 15:30’da videokonferans yöntemiyle bir toplantı gerçekleştirdi.

İBB Ticaret Merkezleri Toplantısı Ekrem İmamoğlu

İBB Ticaret Merkezleri Toplantısı Ekrem İmamoğlu

Perpa A Blok Başkanı Hasan Sezgin, B Blok Başkanı Hacı Demir’de ticaret merkezleri toplantısının davetlileri arasındaydı.

Perpa A Blok Başkanı Hasan Sezgin

Toplantının ilk konuşmacısı Perpa A Blok Başkanı Hasan Sezgin; ‘‘Böyle zor bir süreçte toplantıya davetlerinizden dolayı Perpa adına teşekkür ediyorum, çok zor bir süreçten geçiyoruz, bu dönemi en az zaiyatla atlatabilmek için çalışıyoruz, salgın nedeniyle bugün çeşitli önlemler alıyoruz, aslolan esnaf olarak yarınlarımızı kaybetmemek için çaba harcayalım’’ dedi.

Hasan Sezgin, ‘‘ Gelecek için planlamalar yapmalıyız, üretim ve istihdamın karşılaşacağı sorunlar için birlikte çözümler üretmeliyiz’’ dedi. Sezgin; ‘‘Perpa Ticaret Merkezi’nin 25 bin çalışanı, günlük 50 bin ziyaretçisinin olduğunu belirterek, bugün itibari ile ticaret merkezimizin % 70’i kapalı durumdadır’’ dedi.

Hasan Sezgin; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kurmuş olduğu ‘Ticaret Masası’ndan memnun olduklarını belirterek, ‘‘ Bu toplantılar belirli periyotlarla sürdürülerek kalıcı hale getirilmelidir, Salgın sonrası ilk toplantı için İBB başkanı İmamoğlu ve tüm ticaret merkezlerinin başkanlarını Perpa’ya davet ediyorum’’ dedi.

İBB Ticaret Merkezleri Toplantısı Hacı Demir

İBB Ticaret Merkezleri Toplantısı Hacı Demir

Perpa B Blok Başkanı Hacı Demir

Perpa B Blok Başkanı Hacı Demir, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na teşekkür ederek başladığı konuşmasında, ticaret merkezlerinin bu süreçte yaşadığı sorunlara değinerek;  “Perpa Ticaret Merkezi olarak kooperatif şeklinde kurulduk. Bugün bir kısım işletme kooperatif, bir kısmının ise kat malikleri yasasına göre yönetilen ticaret merkezlerinin COVID-19 nedeniyle çıkarılan ‘mücbir sebep’ şartları kapsamına alınması gerekiyor. Perpa Ticaret Merkezi gibi kurumlar gelirlerini üyelerinin ortak aidatlarından, işyeri kiralarından toplamakta ve oluşturdukları bu gelir bütçesiyle; ortak ısıtma, elektrik, güvenlik, temizlik, yönetim, teknik, bakım, personel ücreti gibi giderler karşılanmaktadır” dedi. 

Perpa Ticaret Merkezi’nde günlük çalışan sayısının 25 bin civarında olduğuna dikkat çeken Demir, “Bugün yaşanan süreçte bu sayı biraz aşağılara düşmüş olsa da Perpa’ya gelen ziyaretçilere sağlıklı bir iş yapma ortamı sunmak için sürekli çalışıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Ekrem İmamoğlu Ticaret Masası Video Konferans

Ekrem İmamoğlu Ticaret Masası Toplantısı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu

İBB başkanı Ekrem İmamoğlu toplantı sonunda yaptığı konuşmada tüm katılımcılara teşekkür ederek, ‘‘Ticaret masası toplantıları her zaman olacaktır, görüşleriniz ve gösterdiğiniz dayanışmadan dolayı teşekkür ediyorum, Ticaret Merkezlerimizle ilgili Genel sekreter yardımcımız Mehmet Çakılcıoğlu ve İBB Meclis Üyesi Nuri Aslan görevlidirler, karşılaşacağınız her sorun için 24 saat arayabilirsiniz’’ dedi.

Ticaret Merkezleri toplantısına, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yanısıra, Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Çakılcıoğlu, İBB Meclis Üyesi Nuri Aslan, Perpa A Blok Başkanı Hasan Sezgin, Perpa B Blok Başkanı Hacı Demir, Mısır Çarşısı Başkanı Ömer Başıbüyük, Bayrampaşa Hal Başkanı, Anadolu Hal Başkanı Mevlüt Yılmaz, Giyimkent Başkanı, Kuyumcukent Başkanı Nevzat Sudaş, Masko Başkanı Mehmet Mutlu, Modoko Başkanı, İstoç Başkanı Nahit Kemal, Yedpa Başkanı Salih Sami Atılgan, Kapalıçarşı Başkanı Fatih Kurtulmuş katıldılar.

İBB Ticaret Masası Video Konferans Ekrem İmamoğlu

İBB Ticaret Masası Video Konferans Hasan Sezgin

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun toplantı davet mektubu

Tüm dünya zor zamanlardan geçiyor. Diğer ülkelerde olduğu gibi bir yandan COVID19 salgınına karşı halkımızın sağlığını korumaya ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmeye çalışırken, diğer yandan da bu sürecin ekonomimize muhtemel etkilerini anlamaya ve çeşitli önlemler almaya çalışıyoruz.

Ülkemizde ise başta havacılık, seyahat, ticaret ve turizm olmak üzere hizmet sektörlerinde işten çıkarmalar ve iflasların görülebileceği; buna bağlı olarak ekonomimizin önemli oranda zayıflayabileceği senaryoları konuşuluyor.

Türkiye’nin motor gücü konumunda olan İstanbul ticaret hareketliliğinin COVID-19 sürecinden nasıl etkileneceğine dair veriye dayalı senaryoları tartışmak ve yakın gelecek için şehrimiz adına politika önerileri geliştirmek üzere Büyükşehir Belediyesi olarak İstanbul Ticaret Masası’nı hayata geçirmek istiyoruz.

Ekrem İmamoğlu

Ekrem İmamoğlu

İşletmelerimizin ve esnafımızın güç kaybetmelerinin önlenebilmesi başta olmak üzere süreç sonunda İstanbul ekonomisinin hızla ayağa kaldırılabilmesi için gerekli önlem ve politikaları, sizin de dahil olduğunuz ticaretin önemli temsilcileriyle tartışmak ve hep birlikte ortak akılda buluşmak istiyoruz. Bu maksatla yapmayı düşündüğümüz toplantımıza katılımınızdan mutluluk duyacağım.

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Robotzade’den Perpa Güvenliğe Siperlik Bağışı

Robotzade’den Perpa Güvenliğe Siperlik

Perpa Güvenliğe Siperlik Bağışı

Robotzade’den Perpa Güvenliğe Siperlik

Robotzade’den Perpa Güvenliğe Siperlik

Perpa’da bulunan Robotzade Robot Teknolojileri firması Perpa Güvenlik personelinin kullanımı için 90 adet siperlik hediye etti.

Robotzade’den Emre Tarhama ve Umut Meriç, Güvenlik personelimiz için hazırladıkları siperlikleri Perpa A Blok Yönetiminde Başkan Hasan Sezgin ve Başkan Yardımcısı Erol Kartal’a teslim ettiler.

Robotzade'den Perpa Güvenliğe Siperlik

Robotzade’nin Siperlikleri Güvenlik Personelimize Dağıtıldı

Başkan Hasan Sezgin, ”Zor bir dönemden geçiyoruz, böyle günlerde Robotzade firması yetkilileri Perpa için büyük bir dayanışma örneği gösterdiler, kendilerine teşekkür ediyorum” dedi.

Robotzade Robot Teknolojileri

ROBOTZADE “Türkiye’nin Robotik Marketi” sloganıyla İstanbul Şişli’de bulunan Türkiye’nin en büyük ticaret merkezi olan Perpa Ticaret Merkezinde müşterilerine hizmet vermektedir. Perpa Ticaret Merkezinde bulunan satış ofisinde ve Robotzade.com sitesinde Robot Malzemeleri, Robot Kitleri, Arduino Setleri, Dc Motorlar, Lipo Piller, Drone Malzemeleri, 3D Yazıcılar, Sensörler ve bir çok ürün grubu ile yaklaşık 3000 ürün çeşidi bulunmaktadır.

Türkiye’nin tüm bölgelerinde bulunan okullara ve kurumlara ürün satışları yapmaktadır. ROBOTZADE için öncelikli olan müşteri memnuniyetidir. Bu yüzden satış öncesi ve satış sonrası teknik desteğiyle tüm ürünleri güvenle kullanabilirsiniz. Müşterilerimiz ve markamız bizim için her zaman önemlidir. Hafta içi 09:30 – 19:30 – Cumartesi 10:30 – 18:30 çalışma saatleri arasında satış ofisimizden ürün alımı yapabilirsiniz. Sizde alışverişin keyfini çıkarmak için 365 gün açık olan Robotzade.com sitemizden tüm ürünlerimizi alabilirsiniz.

Robotzade Siperlik Perpa Güvenlik

Yüz Koruyucu Siperlik

Sağlık Çalışanların Hepsi için Uygun Yüz Koruyucu Siper Modelidir

Özellikle Doktorlar, Hemşireler, Eczacılar ve birçok meslek grubu bu ürünü kullanmaktadır.

Direk Türkiye de üretilen özel bir üründür, kesinlikle çin malı değildir, günlük sınırlı miktarda üretim kapasitemiz bulunmaktadır.

Kullanan kişinin elini yüzüne götürmesi noktasında bir engel olan özel bir üründür

Bu ürünü kullanan kişinin karşısındaki kişiyle nefes temasını önlemektedir.

Tam koruma sağlar, şeffaf koruyucu çene altına kadar gelmektedir.

Gözlük kullanan kişiler içinde uygundur, rahatlıkla kullanabilirsiniz. 

Ürün piyasada satılan muadilleri gibi asetat kesinlikle değildir, sağlığa zararsız özel malzemeden üretilmektedir.

ROBOTZADE ROBOT TEKNOLOJİLERİ İLETİŞİM

Perpa Ticaret Merkezi B Blok Avlu, K: No:1276 34384 Okmeydani Şişli İSTANBUL
Telefon :+90 212 220 44 49
Fax :+90 212 220 44 49
GSM :+90 212 220 44 49

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Mustafa Kemal Atatürk 10 Kasım 2019

Mustafa Kemal Atatürk 10 Kasım 2019

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

Konstantin, savaş hedefini ‘Ankara’ya diye ilan etmiş ve İngiliz irtibat subaylarını daha şimdiden, Mustafa Kemal’in şehrinde vereceği zafer yemeğine çağırmıştı.

Atina basını, bu istilanın, Büyük İskender’in seferlerine benzediğinden dem vuruyordu. Yunan orduları, bir kez daha, onun yaptığı gibi, ‘Gordion’ düğümünü kesecek ve böylece Asya’da bir imparatorluk kuracaklardı. Gordion tam ilerleyecekleri hat üzerindeydi.

Gordion’un Düğümü

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

Ancak, Profesör Toynbee’nin söylediği gibi, unuttukları bir şey vardı. İskender, eninde sonunda, kahinin şartını yerine getirememiş, düğümü çözemeyerek kesmek zorunda kalmıştı. Böylece, şimdi Konstantin’in heveslendiği işi, Batı Anadolu’yu krallığına katmak işini başaramamıştı.

Yunan Ordusunu iki ayrı kurmay yönetiyordu. Biri Kralın, Öteki de General Papulas’ın Genelkurmayı. Genelkurmaydaki subaylardan bazıları, Eskişehir’de mevziye girip, Türkleri bir karşı saldırıya zorlamayı daha uygun görüyorlardı.

Ancak Kralın isteği daha üstün çıkmıştı.

Yunan Orduları Ankara Önlerinde

Atatürk'e Saygılarımızla

Atatürk’e Saygılarımızla

Yunan Orduları on gün süreyle, karşılarında bir tek düşman görmeden, sonsuz bir bozkırda, alışık oldukları deniz kıyılarından ve yumuşak vadilerden gittikçe uzaklaşıyorlardı.

Havanın kuraklığı, sıcaklığı, bundan önce gördükleri dondan da, kar fırtınalarından da daha kötüydü. Fena halde susuzluk çekiyorlardı. Modern kamyonları, arızalı yollarda parçalanıyor, eşyalarını öküz arabalarıyla, develerle taşımak zorunda kalıyorlardı.

Çarpışmalarda esir düştükleri zaman, ilk işleri, Türklerden ekmek dilenmek oldu. Çıplak ve yaban arazide Sakarya’ya doğru ilerlerken askerlerin nefesi tozdan tıkanıyor, çoğu da yaylanın amansız sıtmasına tutulup saf dışı kalıyordu.

Anadolu yaylasını yararak Karadeniz’e dökülen üç büyük nehirden biri olan Sakarya Ankara önünde bir dirsek çizip tekrar batıya doğru yolunu izlemeye devam eder.

Mustafa Kemal’in Ordusu

Mustafa Kemal'in Ordusu

Mustafa Kemal’in Ordusu

Mustafa Kemal ve Ordusu, Yunanları burada, ovanın sivri kayalıklarla kesilmiş çıplak ve yaban bir kesiminde bekliyorlardı. Cepheleri güneyde ve kuzeyde iki ırmağa dayanıyor, nehrin kendisi de merkezlerini koruyordu.

Sakarya iki kıyısı iki köprü ile birbirine bağlanmıştı. Türklerin savunma durumu genel olarak iyi sayılırdı.

Mustafa Kemal’in karargahı, bütün bölgeyi görebilen Alagöz Tepesi’nde kurulmuştu. Burası inşaatı yarım kalmış kerpiç bir evdi. Direklerinden örümcek ağları sarkıyordu.

Mustafa Kemal, Osmanlı ordusundan istifasından beri askeri rütbe işaretlerini çıkarmış, Meclis de kendisine bir rütbe vermemiş olduğu için sırtında sadece bir er üniforması vardı.

Kırık kaburga kemiği hala sarılı olduğundan savaşı, at sırtında yönetemiyor, trenden sökülüp getirilmiş bir koltukta oturarak idare ediyordu.

Yunan ordusu kocaman bir canavar gibi, Ankara’ya yaklaşmış görünüyordu. Türk ordusu da Sakaryanın doğusunda bu canavarın Ankara’yı yutmasına mani olmaya çalışıyordu.

Bon voyage, Messieurs

O Günleri Unutmayın

O Günleri Unutmayın

Halide Edip, Mustafa Kemal’e soruyor; Eğer düşman Ankara’ya bizden önce gider de bizi geride bırakırsa ne yapacaksınız?

Mustafa Kemal; ‘Bon voyage, Messieurs’ ( İyi Yolculuklar) derim. Arkalarından vurarak onları Anadolu’nun bozkırında mahvederim.

Savaş, tam yirmi iki gün, yirmi iki gece sürdü. Bu belkide dünyanın en uzun savaşıydı.

Vahşi ve öldürücü bir çarpışmaydı bu. Türk mevzileri bir kısım tepe üzerinde kurulmuştu. Yunanlar bunlara birbiri arkasına hücum edip almak zorundaydılar.

Oysa Türk piyadesinin çok iyi başardığı, inatçı bir savunma ile karşılaşıyorlardı. Türkler bazı tepeleri tutuyor bazılarını kaybediyorlardı.  Ardarda gelen saldırılar Türk birliklerinde insan kaybına neden oluyordu.

Türkler, Yunanların sayı üstünlüğünü gözönünde tutarak kuvvetlerini idareli kullanmak zorundaydılar. Burada Gelibolu’da olduğu gibi yeni silahlanmış binlerce yedek yoktu.

Mustafa Kemal, elindeki kuvvetlerin durumunu, başındaki komutanın ne kıratta bir adam olduğunu en ince ayrıntılarına kadar ezbere bilirdi. Savaş raporlarını okurken en ufak bir yanlış bile gözünden kaçmazdı.

Mustafa Kemal, düşman kuvvetini de kendi birlikleri kadar yakından inceliyordu.  Bir istihbarat raporunda Yunanların çok kuvvetli bir yığınak yaptığı, o mevzinin savunulamayacağı söyleniyordu.

Mustafa Kemal, ”Bizim istihbarat yanılıyor, yenilen biz değil düşmandır” dedi.

Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafa vardır

O Günleri Unutmayın

O Günleri Unutmayın

Cephe yüz kilometre uzunluktaydı. Savaşın kritik bir döneminde, kullanılacak taktiği şöyle bildirmişti:

‘Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafa vardır. O satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terkolunmaz. Her birlik bulunduğu mevziden atılabilir, fakat durabildiği ilk noktada, tekrar düşmana karşı cephe kurup savaşmaya devam eder. Yanındaki birliğin çekilmek zorunda kaldığını gören birlikler ona uymaz. Bulunduğu mevzide sonuna kadar direnmeye mecburdur.”

Mustafa Kemal’in savunma hatları, kısım kısım kırılıyordu. Fakat kırılan her kısım en yakın mesafede yeniden kuruluyordu. Yunanlar her ne kadar toprak kazansalarda ilerlemeleri çok yavaştı. On günde toplam beş kilometre ilerlemişlerdi.

Yunanlar Ankara Önlerinde

Ancak Türklerin durumu yine de tehlikeliydi. Yunanlar Türk ordusunu yandan çevirip Ankara’ya doğru yürümeye uğraşıyorlardı.

Türk cephesi, şimdi kendi mihveri üzerinde dönmüştü. Artık kuzeyden güneye değil, doğudan batıya uzanıyordu. Öyle ki, doğu ucundaki Yunan kuvvetleri Ankara’ya Türklerden daha yakındı.

Mustafa Kemal, ” Çal Dağını almadıkları sürece korkulacak bir şey yok” diyordu. ”Ancak alacak olurlarsa, kolayca Haymana’yı işgal edebilir, bizi kapana kıstırabilirler” dedi.

Bir gece Çal Dağ’ın düştüğü, Yunanların Haymana’ya ilerlemeye başladıkları haberi geldi. Karargahta korkunç bir sessizlik. Mustafa Kemal çok üzgündü. Geriye çekilme emri verip vermemekte tereddüt ediyordu.

Türkler burada seksen iki subay dokuz yüz asker kayıp verdiler. Öyle ki, taburlara, teğmenler komuta ediyordu. Bir topçu tümeninin elinde sadece on yedi mermi kalmıştı. Ertesi gün Yunanlar, dağı ele geçirdiler. Yunanlar dağı aldıktan sonra Haymana’ya doğru ilerlemeye başladılar.

Savaşın Dönüm Noktası

O Günleri Unutmayın

O Günleri Unutmayın

Savaş bir dönüm noktasına gelmişti. iki taraf bir an için duraklamışlardı. İkisi de geri çekilmek üzereydiler. Ancak daha uzun dayanan Türkler oldu.

Yunanlar daha ileriye gidemeyecek kadar bitkindiler. Yiyecek ve içecek kıtlığı başlamıştı. Öyle büyük kayıplar vermişlerdi ki, yüz elli kişilik bölükler otuza kadar düşmüştü.

Mustafa Kemal, Yunanları sol kanatta durdurmuş, Ankara’yı kurtarmış ama onları daha Orta Anadolu’dan atması gerekiyordu. Burada karşılarında kendilerinden sayıca ve silahça üstün Yunan birlikleri bulunuyordu.

Türklerin elindeki cephane tükenmek üzereydi. Grup komutanlarından biri ancak tek bir saldırı yapabileceklerini belirtti. Çarpışma sona erince, Mustafa Kemal’e tekmil vererek, ” Komutanım mevziyi ele geçirdik, cephanemiz de tükendi.” dedi.

Genel karargahtaki bütün subaylar, acı kayıplardan söz ediyorlardı. Ama Komutanlarını iyi tanıyan Mustafa kemal, için için güldü ve ”Merak etmeyin durum söylendiği kadar kötü değildir” dedi.

Yunanlar Savunmada

Durum tersine dönmüş Yunanlar, Sakarya’da siper kazmaya başlamışlardı. çarpışma yeniden alevlendi. Sakarya’dan toz ve duman bulutları yükselmekteydi. İnsanlar birbirine giriyordu. Süngü savaşları, kocaman karıncaların yuvaları etrafında kavga etmeleri gibiydi.

Mustafa Kemal, ” Yunanlar cesaretle dövüşüyorlar, kuvvetlerinin geri çekilişini kapatmak için topçuları kendilerini feda ediyor” dedi. Kaburga kemiğinin kırıldığı Karadağ, yarım tümen asker pahasına alınmıştı.

Yunan birliklerinin cesareti gittikçe kırılmaya başlamıştı. Bu sırada Atina’dan genel çekilme emri geldi. Yunanlar, Anadolu yaylasından tersyüz geri dönmeye başlamışlardı. Geçtikleri yerleri yakıp yıkarak Türklerden kaçmaya çalışıyorlardı. Ancak Türkler de onları kovalayamayacak kadar bitkin bir haldeydi.

Konstantin, askeri gücünü aşan bir işe girişmiş fakat Anadolu’ya yenilmişti. İskender’in kördüğümünü çözme hayali de Sakarya üzerindeki köprü ile beraber yıkılmış, düğüm yine çözülememişti.

Yıllar sonra bir ressam, Mustafa Kemal’e Sakarya savaşını gösteren bir tablo hediye etti. Kendisi ön planda yağız bir atın sırtına binmiş olarak görünüyordu. Ressam tebrik beklerken, Mustafa Kemal; ” Bu tabloyu kimseye göstermeyin” dedi.

” Bu savaşa katılmış olan herkes bilir ki, hayvanlarımız bir deri bir kemikten ibaretti. Bizim de onlardan geri kalır yanımız yoktu. Hepimiz iskelet halindeydik. ” dedi.

Kaynak: Lord Kinross / Atatürk / Bir Milletin Yeniden Doğuşu

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla anıyoruz. 10 Kasım 2018 Saat: 8:50 Perpa 8. Kathttp://www.perpalife.com/10-kasim-2018/

Perpa Ticaret Merkezi paylaştı: 8 Kasım 2018 Perşembe

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA DUYURULAR

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Cumhuriyet Bayramı 2019 Perpa Ticaret Merkezi

Cumhuriyet Bayramı 2019 Perpa Ticaret Merkezi

Cumhuriyet Bayramı 2019

Cumhuriyet Bayramı 2019

Cumhuriyet Bayramı 2019

Cumhuriyetimizin 96. Kuruluş yılı Perpa’da törenlerle kutlandı. 28 Ekim 2019 Pazartesi günü Saat 12:00’de Perpa Atatürk büstünün önünde toplanılarak başlandı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasından sonra Atatürk Büstüne, Perpa A Blok Başkanı Hasan Sezgin ve B Blok Başkanı Hacı Demir tarafından çelenk bırakıldı.

Cumhuriyet Bayramı 2019

Cumhuriyet Bayramı 2019

Çelenklerin konulmasından sonra Perpa A Blok Başkanı Hasan Sezgin ve B Blok Başkanı Hacı Demir tarafından günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.

 

Perpa A Blok Başkanı Hasan Sezgin’in Konuşması

Cumhuriyet Bayramı 2019

CUMHURİYET BAYRAMI 2019

Değerli Konuklar,

Sevgili Perpa’lılar,

Bugün burada, Türk ulusunu bağımsızlığa kavuşturan Büyük Önder 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaş bir ülke olma hedefi ile bizlere bırakmış olduğu en büyük miras olan, laik ve demokratik Cumhuriyetin ilanının 96. Yılını, birlikte kutlamanın mutluluğu içerisindeyiz.

Hepiniz hoş geldiniz.

Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun.

Sevgili Perpa’lılar,

1919 yılında başlayan kurtuluş savaşının bütün olumsuzluklara rağmen

iç ve dış düşmanlara karşı kazanılması ve bununla birlikte,  Laik 

Demokratik,  Cumhuriyet’in ilan edilmesi dünyadaki en büyük 

destanlardan biridir. Devrimdir. Cumhuriyet bir mucizedir.

Öyle ki bütün tarih kitaplarında yer alan 1789 Fransız devrimi; ülke içinde monarşiye karşı,  1917 Rusya devrimi;  Çar yönetimine karşı yapılmış bir halk devrimiyken,

 

Bütün mazlum Milletlerin umudu olan, Laik Demokratik Türkiye 

Cumhuriyet’i, içeride saltanata, dışarıda ise ağzından salyalar akan, 

yeni sömürgeler arayan emperyalist, ülkeler, yani tam, anlamıyla,  yedi

düvele karşı kazanılmış bir zaferdir. 

Sevgili Perpalılar ,

29 Ekim, herhangi bir tarih değildir, özellikle seçilmiş bir tarihtir. Büyük 

Önder Atatürk’ün,  unutmadığı ve asla kabul etmediği, 30 Ekim 1918 

tarihinde Osmanlı imparatorluğu ile müttefik devletler arasında 

imzalanan, Mondros antlaşmasının çöpe atıldığı tarihtir. Hepinizin bildiği gibi, Mondros antlaşması, Türk ordusunun silah bırakmasını emreder.

Bu da yetmezmiş gibi,

10 Ağustos 1920 tarihinde Osmanlı imparatorluğu ile müttefik devletler 

Arasında mutabakata varılan, Sevr antlaşması ile yok sayılan bir 

milletin var olma mücadelesidir, yaşam mücadelesidir, bütün 

olumsuzluklara rağmen hayata geçirilen bir bağımsızlık nişanıdır.  

Dünyada eşi benzeri yok denecek kadar azdır.

Cumhuriyet Anadoluda yazılan son büyük destandır. Bu destanı 

yazmak, Atatürk ile silah arkadaşlarına nasip oldu. Bu destanın adı da 

Laik, Demokratik Türkiye Cumhuriyetidir… 

Sevgili Perpa’lılar,

Ulu Önder Atatürk’ün 29 Ekim 1923 tarihinde ilan ettiği Cumhuriyet, Türk milletine bırakılmış en büyük miras ve vazgeçilmez bir değerdir.

Ulusumuz saltanatın yıkılmasından sonra, Cumhuriyetle birlikte ulusal bir devletin onurlu, özgürce düşünebilen ve eşit haklara sahip yurttaşları haline gelmiş, insan hakları evrensel bildirgesinde yazılı olan haklara kavuşarak,  “bütün insanlar  özgür doğar, herkes ırk, renk, cinsiyet, dil ve din farkı ve ayrımı gözetilmeksizin eşittir” ilkesini benimseyerek, seçme ve seçilme hakkı ile birlikte devletin tek ve gerçek sahibi olmuştur. 

Bugün, Cumhuriyetin ve Demokrasinin ne olduğunu öğrenmek ve görmek için Ortadoğu coğrafyasına ( Irak, Libya, Mısır, Yemen, Suriye ) bakmak, yeterli olur. Bitmeyen savaşlar eksik olmayan ölüm ve gözyaşları…

Bu nedenle, bizlere ve gelecek nesillere düşen en önemli görev; Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve Milletiyle, bölünmez bütünlüğünü savunmak, Atatürk ilke ve İnkılaplarını,  koruyup kollamak, iç ve dış tehditlere karşı duyarlı olmaktır. 

Unutmayınız ki; Laik, Demokratik Türkiye Cumhuriyeti bu güzel vatanın bölünmez bütünlüğünün çimentosudur. 

Türkiye, yaklaşık 2 milyar nüfusa sahip İslam dünyasında, Laik ve Demokratik Cumhuriyet ile yönetilen tek çağdaş ülkedir. 

Asla unutmayalım…

Cumhuriyet Beynimizdir…

Cumhuriyet Yüreğimizdir…

Cumhuriyet Özgürlüğümüzdür…

Asla Vazgeçmemeliyiz…

30 Ekim 1923 sabahı,  Cumhuriyet’in ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’in ilk gününde, Cumhuriyet’in ilk başbakanına kendi el yazısı ile yazdığı mektubunda şöyle diyordu: “Bize, geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı, yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız, kaderin bizim kuşağımıza yüklediği bir görev bu, özgür bir toplum oluşturmak, çağdaşlaşmak, bu ideali gerçekleştirmek zorundayız, bu görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim,  Allah yardımcımız olsun.”

Hiç kimse unutmasın ki, bu güzel Vatan’ı bir koltuk uğruna bütün değerlerinden vazgeçenler kurtarmadı, aksine Türkiye Cumhuriyet’ini uğrunda canlarını ve aşklarını feda edenlerle, önce vatan diyen kahramanlara borçluyuz. Bize emanet edilen Cumhuriyet, bütün bedelleri ödenmiş bir hayat pınarıdır. Suskunluğumuz, susuzluğumuza dönüşmeden; vakit, yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Atatürk’ün ilke ve devrimleri… diyerek haykırma vaktidir. Cumhuriyeti bekleyen tehlikelerle mücadele etmenin tek yolu, Cumhuriyete ve onun kuruluş felsefesine daha sıkı bağlanmaktır. 

Terörün olmadığı, askerlerimizin şehit düşmediği, canlı bombaların kendini patlatıp katliam yapmadığı, Cumhuriyet düşmanlarının darbe yapmadığı bir Türkiye umuduyla;

96 yıl önce büyük mücadelenin başarılmasında ve Laik Demokratik

Türkiye Cumhuriyetin Kurulmasında emeği geçen, başta Büyük 

Önder Atatürk olmak üzere ve bu uğurda hayatlarını kaybeden, 

kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi, bugün bir kez daha rahmet ve şükranla anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.

Hepinizin Cumhuriyet Bayramını tekrar kutluyorum.

Saygılarımı sunarım.

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA DUYURULAR

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun 2019

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun

Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün, düşman birliklerini Anadolu’dan çıkarmak amacıyla başlattığı harekât sonucu işgalci birlikler Anadolu topraklarından sürüldü.

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun

Atatürk’ün başkomutanlığı sırasında yapıldığı için ”Başkomutanlık Meydan Muharebesi” adıyla da bilinen Büyük Taarruz’un başarıyla sonuçlanmasının ardından Yunan Orduları İzmir’e kadar takip edildi ve 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtarılmasıyla Türk toprakları Yunan işgalinden kurtarıldı. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terk etmesi daha sonra gerçekleşti ancak 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder. İlk kez 1924 yılında Afyon’da ”Başkumandan Zaferi” adıyla kutlanan 30 Ağustos günü, Türkiye’de 1926’dan itibaren ‘ ‘Zafer Bayramı”adıyla kutlanmaya başlandı.

TAARRUZ AFYON’DAN BAŞLADI

Zafer Bayramı Kutlu Olsun

Zafer Bayramı Kutlu Olsun

Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı sırasında Türk ordusunun işgalci kuvvetlere kesin ve son hamleyi gerçekleştirmek ve düşman birlikleri Anadolu’dan atmak için planlanmış gizli bir harekâttı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 20 Temmuz 1922’deki oturumunda kendisine dördüncü kez Başkomutanlık yetkisi verilen Mustafa Kemal Atatürk, taarruz kararını Haziran ayında aldı ve hazırlıkları gizli olarak yürüttü. Büyük Taarruz, Ağustos’un 26’sını 27’sine bağlayan gece Afyon’da başladı, Aslıhan civarında kuşatılan düşman birliklerinin, Mustafa Kemal Paşa’nın idare ettiği Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde imha edilmesi ile Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandı.

İLK KEZ ”BAŞKUMANDAN ZAFERİ” OLARAK KUTLANDI

Zafer Bayramı

Zafer Bayramı

30 Ağustos Zafer Bayramı, ilk olarak 1924’te Dumlupınar’ın Çal Köyü yakınlarında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in katıldığı bir törenle ”Başkumandan Zaferi” adıyla kutlandı. Zaferi kutlamak için iki yıl beklemenin nedeni ise, 1923 yılının yeni Türkiye için hem ulusal hem de uluslararası alanda yoğunluğun fazla olmasındandı. Dumlupınar’ın Çal Köyü’nde gerçekleşen ilk törende Mustafa Kemal, milli ruhun canlı tutulmasının önemini vurguladı ve ”Meçhul Asker Abidesi”nin temelini eşi Latife Hanım ile beraber attı.

30 AĞUSTOS ”TAYYARE BAYRAMI”

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

1926 yılından itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanan Başkumandan Zaferi’nin, 1 Nisan 1926’da kabul edilen Zafer Bayramı Kanunu’yla, 30 Ağustos Başkumandan Muharebesi gününün Cumhuriyet ordu ve donanmasının Zafer Bayramı olduğu, her yıl dönümünde bu bayram gününün kara, deniz ve hava kuvvetleri tarafından kutlanacağı belirtildi. Dönemin Savunma Bakanı Recep Peker yayınladığı bir genelge ile bayram törenlerinde neler yapılacağını detaylı bir şekilde belirtti. Hava Kuvvetlerinin ülke savunmasında önemli bir yeri olması nedeniyle, Tayyare Cemiyeti de 30 Ağustos tarihini “Tayyare Bayramı” olarak adlandırdı.

30 Ağustos Zafer Bayramı ABDULLAH GÜL İLE BİRLİKTE DEĞİŞTİ

1930 yılının ardından, Zafer Bayramı için özellikle 1960’lardan itibaren daha kapsamlı ve katılımlı bir şekilde kutlamalar yapılmaya başlandı. 30 Ağustos, Türkiye’de askeri okulların mezuniyet törenlerini yaptıkları gün oldu ve ayrıca tüm subay ve astsubay rütbe değişiklikleri bu tarihte geçerli olur. Zafer Bayramı uzun yıllar Genelkurmaybaşkanı’nın tebrikleri kabul ettiği bir bayram olarak kutlandı fakat bu durum Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Başkomutan sıfatıyla kutlamalara ev sahipliği yaptığı 2011 yılından itibaren değişti.

Mustafa Kemal Atatürk

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

15 Temmuz 2019 Perpa

15 Temmuz 2019 Perpa

15 Temmuz 2019 Perpa

15 Temmuz 2019 Perpa

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü tüm Türkiye’de törenlerle kutlandı. 15 Temmuz 2019 akşamı İstanbul Atatürk Havalimanı’nda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın katıldığı bir miting yapıldı.

15 Temmuz 2019 Perpa

15 Temmuz 2019 Perpa

Perpa Ticaret Merkezi A Blok Yönetimi tarafından yayınlanan mesajda ” 15 Temmuz’da milletimize, laiklik ve demokratik devletimize yapılan her türlü kötü niyetli saldırıyı lanetliyoruz. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Kutlu Olsun” denildi.

15 Temmuz 2019 Perpa

15 Temmuz 2019 Perpa

15 Temmuz’un yıldönümünde Perpa Ticaret Merkezi Türk Bayrakları ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Dairesinin pankartlarıyla donatıldı.

15 Temmuz 2019 Perpa

15 Temmuz 2019 Perpa

15 Temmuz 2019 Perpa

15 Temmuz 2019 Perpa

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

İstanbul Valilik Ziyareti Perpa A ve B Blok Yönetimleri

İstanbul Valilik Ziyareti

İstanbul Valilik Ziyareti

İstanbul Valilik Ziyareti

İstanbul Valilik Ziyareti Perpa A ve B Blok Yönetimleri

PERPA A ve B Blok yönetimleri İstanbul Valisi Ali Yerlikaya’yı makamında ziyaret etti.
Perpa A Blok Başkanı Hasan Sezgin, PERPA Kooperatifi ve B Blok Başkanı Hacı Demir, PERPA Kooperatifi Başkan Yardımcısı Osman Arman, Sayman Üyesi Hasan Akdemir, Yönetim Kurulu Üyesi Abdullah İpekli, B Blok Genel Müdürü Vehbi Özgöz, A Blok Başkan Yardımcısı Cengiz Özcan, Yönetim Kurulu Üyeleri Kemal Gaygusuz ve Dursun Tekin, A Blok Genel Müdürü Serkan Düzenli ve B Blok Genel Müdürü Vehbi Özgöz ziyarette yer aldı.

İstanbul Valilik Ziyareti Hasan Sezgin, Hacı Demir

İstanbul Valilik Ziyareti Hasan Sezgin, Hacı Demir

Ziyarette PERPA Kooperatifi Başkanı Hacı Demir, Vali Yerlikaya’ya Kooperatif tarafından hazırlatılan Perşembe Pazarı kitabını hediye etti.

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya

11.10.1968 tarihinde Konya’da doğdu.

İlk, orta ve lise eğitimini Konya’da tamamladı. 1989 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi “Kamu Yönetimi” bölümünden mezun oldu.

1990 yılında İçişleri Bakanlığı Kaymakam adaylığı görevine başladı.

1993 yılında Kayseri İli Felahiye İlçesi Kaymakamlığına atandı.

Sırasıyla; Hilvan ( Şanlıurfa ) ve Sarıkaya (Yozgat) ilçelerinde Kaymakam olarak görev yaptı.

29.05.2003 tarihinde İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirliğine, 09.02.2004 tarihinde Sağlık Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü görevine atandı.

13.12.2007 – 17.05.2010 tarihleri arasında Şırnak Valisi, 23.05.2010 – 09.08.2012 tarihleri arasında Ağrı Valisi, 17.08.2013 – 03.03.2015 tarihleri arasında Tekirdağ Valisi, 05.03.2015 – 03.11.2018 tarihleri arasında Gaziantep Valisi olarak görev yaptı.

26 Ekim 2018 tarih ve 2018/202 sayılı Cumhurbaşkanlığı Atama Kararı ile İstanbul Valiliği görevine atanan Vali Yerlikaya, Hatice Nur Hanım ile evli dört çocuk babasıdır.

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM

Başkan Ekrem İmamoğlu

Başkan Ekrem İmamoğlu

Başkan Ekrem İmamoğlu

Başkan Ekrem İmamoğlu

Başkan Ekrem İmamoğlu

Başkan Ekrem İmamoğlu

31 Mart Sonrası iptal edilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri 23 Haziran 2019 tarihinde yenilendi. Oyların % 54.21’ini alan Millet İttifakı Adayı Ekrem İmamoğlu Başkan seçildi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu başarılarından dolayı yürekten kutluyor. Hayırlı Olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Perpa Ticaret Merkezi’nin sorunlarını dinlemek ve çözüm üretmek adına kendilerini en yakın zamanda Perpa’da görmek istiyoruz.

Perpa A Blok Yönetimi Adına

Başkan

Hasan Sezgin

Ekrem İmamoğlu, Muammer Keskin, Hasan Sezgin

Ekrem İmamoğlu, Muammer Keskin, Hasan Sezgin

Ekrem İmamoğlu, Muammer Keskin, Hasan Sezgin, Nazım Erdemir

Ekrem İmamoğlu, Muammer Keskin, Hasan Sezgin, Nazım Erdemir

Ekrem İmamoğlu, Hasan Sezgin, Kemal Gaygusuz

Ekrem İmamoğlu, Hasan Sezgin, Kemal Gaygusuz

Binali Yıldırım Perpa’yı Ziyaret Etti İBB Başkan Adayı

Recep Gürkan Perpa’yı Ziyaret Etti Edirne Belediye Başkanı

Recep Gürkan Perpa’yı Ziyaret Etti

Edirne Belediye Başkanı Perpa'da

Edirne Belediye Başkanı Perpa’da

Recep Gürkan Perpa’yı Ziyaret Etti

Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan Perpa’yı Ziyaret Etti

Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan Perpa Ticaret Merkezi’ni ziyret etti. Perpa A Blok yönetiminde Başkan Hasan Sezgin tarafından ağırlanan Gürkan, yöneticilerden Perpa Ticaret Merkezi hakkında bilgi aldı.

Recep Gürkan

Recep Gürkan Perpa'da

Recep Gürkan Perpa’da

1964 yılında Edirne İpsala’da doğdu. İlk ve orta öğrenimimi İpsala’da tamamladı. 1983 yılında Trakya Üniversitesi Edirne Eğitim Yüksekokulundan, 2001 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyal bilimler bölümünden mezun oldu. 1998-2003 tarihleri arasında Edirne Milli Eğitim Müdürlüğünde, şube müdürlüğü ve milli eğitim müdür yardımcılığı görevlerinde bulundu.

2004 yılında Edirne Valiliği İl Planlama ve Koordinasyon müdürlüğü görevi ile birlikte Edirne Valiliği Sınır Ötesi İş Birliği faaliyetleri ve Avrupa Birliği eğitim ve gençlik programlarında görev aldı. Ayrıca Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli valiliklerince kurulmuş bulunan Trakya Kalkınma Birliği Genel Sekreterliği görevini yürüttü.

2005 yılında Trakya Üniversitesi Genel Sekreterliği görevine atandı. 10 Mart 2011 tarihinde CHP Edirne Milletvekili Aday Adayı olmak için istifa etti. Üniversite Yönetim Kurulu ile Üniversite Senatosu raportörlüklerini yürüttü. Trakya Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi Teknopark A.Ş. yönetim kurulu kurucu üyeliği yaptı.

Yöneticilikler

Edirne Atatürkçü Düşünce Derneği, Edirne Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Edirne Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Edirne Turizm Derneği, Edirne Fotoğraf Sanatı Derneği gibi birçok sivil toplum örgütünün kurucu üyelikleri ve yöneticiliklerinde bulundu.

1990-1995 yılları arasında Eğitim-İş Edirne İl Başkanlığı ile daha sonra kurulan Eğitim-Sen Genel Merkez kurucu üyesi ve yöneticisi olarak görev yaptı. 2010 yılında “Yılın En Başarılı Bürokratı” ödülünü aldı. 3 Nisan 2011 tarihinde yapılan üye bazında ön seçimde 1. sırada seçilerek CHP Edirne Milletvekili adayı oldu.

12 Haziran 2011 seçimlerinde CHP Edirne Milletvekili olarak seçildi. TBMM’de Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesi olarak görev yaptı.

Yılın Milletvekili Recep Gürkan

2013 yılı Mart ayında “yilineniyisi.com” tarafından düzenlenen ankette “Yılın Milletvekili” ödülünü almaya hak kazandı.

30 Mart 2014 tarihinde yapılan yerel seçimlerde CHP Edirne Belediye Başkanı olarak seçildi.

2014 yılında Beşiktaş Platformu Genç Profesyoneller tarafından “Yılın Belediye Başkanı” ödülüne layık görüldü.

ORC Araştırma Şirketi’nin, 2-10 Ocak 2015 tarihleri arasında, 81 ilde 12 bin 600 kişi ile yüz yüze görüşerek gerçekleştirdiği anket sonuçlarına göre, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, 2014 yılının ‘En Başarılı’ il belediye başkanları arasında birinci seçildi.

2015 yılı Ocak ayında Mebus Haber Dergisi tarafından “Yılın Başarılı Siyasetçisi Ödülü” ne layık görüldü.

Yılın Belediye Başkanı

2015 Şubat ayında Siyaset Dergisi’nin 20. yılına özel yaptığı anketlerde okuyucular tarafından “Yılın Belediye Başkanı” ödülüne layık görüldü.

2016 yılı Mart ayında Sosyal Demokrat Belediyeler Birliği tarafından düzenlenen Yerel Yönetim Ödülleri Töreni’nde “Tarihi Elektrik Fabrikası’nın Restorasyonu” Projesi ile Bilim ve Tarih Ödülü’ne layık görülen Başkan Gürkan, ödülünü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun elinden aldı.

Kent Dayanışması Ödülü

2016 yılı Mayıs ayında Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneği’nce 12’ncisi düzenlenen “Kent ve Yaşam Ödülleri” kapsamında Jüri tarafından, odalar, esnaf birlikleri ve sivil toplum kuruluşlarını Edirne ortak paydasında buluşturma başarısını sağladığı için “Kent Dayanışması Ödülü” ne layık görüldü.

2016 yılı Haziran ayında Edremit Belediyesi tarafından Usta Sanatçı Tuncel Kurtiz anısına düzenlenen Kaz Dağları Doğal Yaşam Ödülleri Töreni’nde “Yılın En İyi Çevreci İl Belediye Başkanı Ödülü” ne layık görüldü.

Gürkan, 31 Mart 2019 tarihinde yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimi’nde yeniden Edirne Belediye Başkanlığı görevine seçildi.

Evli olan Recep Gürkan’ın, Eylem ve Yiğit adında iki çocuğu vardır.

PERPA HABERLERİ   

PERPA FAALİYETLER   

PERPA ANA SAYFA  

PERPA İLETİŞİM